ج م ع (CMA) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (129)

Bu kök Kur'an boyunca 129 kez, 36 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

جَمِيعًا49 kez

Bakara 2:29جَمِيعًاcemīǎnhepsini

هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

huve elleƶī ḣaleḳa lekum mā fī l-erDi cemīǎn ṧumme stevā ilā s-semāi fe sevvāhunne seb'ǎ semāvātin ve huve bi kulli şey'in ǎlīmun

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bakara 2:38جَمِيعًاcemīǎnhepiniz

قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَمِيعًا فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنِّي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

ḳulnā hbiTū minhā cemīǎn fe immā ye'tiyennekum minnī huden fe men tebiǎ hudāye fe lā ḣavfun ǎleyhim ve lā hum yeHzenūne

"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.

Bakara 2:148جَمِيعًاcemīǎnbir araya

وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يَأْتِ بِكُمُ اللّٰهُ جَمِيعًا اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

ve li kullin vichetun huve muvellīhā fe stebiḳū l-ḣayrāti eyne mā tekūnū ye'ti bikumu (a)llahu cemīǎn inne (a)llahe ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Bakara 2:165جَمِيعًاcemīǎnbütünüyle

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِ وَالَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِ وَلَوْ يَرَى الَّذِينَ ظَلَمُوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَمِيعًا وَاَنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعَذَابِ

ve mine n-nāsi men yetteḣiƶu min dūni (a)llahi endāden yuHibbūnehum ke Hubbi (a)llahi ve(e)lleƶīne āmenū eşeddu Hubben li (a)llahi ve lev yerā (e)lleƶīne Zelemū iƶ yeravne l-ǎƶābe enne l-ḳuvvete li (a)llahi cemīǎn ve enne (a)llahe şedīdu l-ǎƶābi

İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!

Al-i İmran 3:103جَمِيعًاcemīǎntopluca

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ اِخْوَانًا وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَا كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

ve ǎ'teSimū bi Habli (a)llahi cemīǎn ve lā teferraḳū ve ƶkurū niǎ'mete (a)llahi ǎleykum iƶ kuntum eǎ'dā'en fe ellefe beyne ḳulūbikum fe eSbeHtum bi niǎ'metihi iḣvānen ve kuntum ǎlā şefā Hufratin mine n-nāri fe enḳaƶekum minhā ke ƶālike yubeyyinu (a)llahu lekum āyātihi leǎllekum tehtedūne

Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

Nisa 4:71جَمِيعًاcemīǎnhep birlikte

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَمِيعًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū ḣuƶū Hiƶrakum fe nfirū ṧubātin evi nfirū cemīǎn

Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.

Nisa 4:139جَمِيعًاcemīǎntamamen

اَلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمِيعًا

(e)lleƶīne yetteḣiƶūne l-kāfirīne evliyā'e min dūni l-mu'minīne e yebteğūne ǐndehumu l-ǐzzete fe inne l-ǐzzete li (a)llahi cemīǎn

Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.

Nisa 4:140جَمِيعًاcemīǎntoplayacaktır

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا

ve ḳad nezzele ǎleykum fī l-kitābi en iƶā semiǎ'tum āyāti (a)llahi yukferu bihā ve yustehzeu bihā fe lā teḳ'ǔdū meǎhum Hattā yeḣūDū fī Hadīṧin ğayrihi innekum iƶen miṧluhum inne (a)llahe cāmiǔ l-munāfiḳīne ve l-kāfirīne fī cehenneme cemīǎn

Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

Nisa 4:172جَمِيعًاcemīǎnonların hepsini

لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسِيحُ اَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَمِيعًا

len yestenkife l-mesīHu en yekūne ǎbden li (a)llahi ve lā l-melāiketu l-muḳarrabūne ve men yestenkif ǎn ǐbādetihi ve yestekbir fe se yeHşuruhum ileyhi cemīǎn

Mesih de, Allah'a yakın melekler de, Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah'a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.

Maide 5:17جَمِيعًاcemīǎnhepsini

لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

le ḳad kefera (e)lleƶīne ḳālū inne (a)llahe huve l-mesīHu bnu meryeme ḳul fe men yemliku mine (a)llahi şey'en in erāde en yuhlike l-mesīHa bne meryeme ve ummehu ve men fī l-erDi cemīǎn ve li (a)llahi mulku s-semāvāti ve l-erDi ve mā beynehumā yeḣluḳu mā yeşā'u ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir", diyenler kesinlikle kafir oldular. De ki: "Şayet Allah, Meryem oğlu Mesih'i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah'a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

Maide 5:32جَمِيعًاcemīǎnbütün

مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَ كَتَبْنَا عَلٰى بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ اِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

min ecli ƶālike ketebnā ǎlā benī isrāīle ennehu men ḳatele nefsen bi ğayri nefsin ev fesādin fī l-erDi fe keenne mā ḳatele n-nāse cemīǎn ve men eHyāhā fe keenne mā eHyā n-nāse cemīǎn ve leḳad cā'ethum rusulunā bi l-beyyināti ṧumme inne keṧīran minhum beǎ'de ƶālike fī l-erDi le musrifūne

Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller (mucize ve ayetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hala) yeryüzünde aşırı gitmektedir.

Maide 5:32جَمِيعًاcemīǎnbütün

مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَ كَتَبْنَا عَلٰى بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ اِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

min ecli ƶālike ketebnā ǎlā benī isrāīle ennehu men ḳatele nefsen bi ğayri nefsin ev fesādin fī l-erDi fe keenne mā ḳatele n-nāse cemīǎn ve men eHyāhā fe keenne mā eHyā n-nāse cemīǎn ve leḳad cā'ethum rusulunā bi l-beyyināti ṧumme inne keṧīran minhum beǎ'de ƶālike fī l-erDi le musrifūne

Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller (mucize ve ayetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hala) yeryüzünde aşırı gitmektedir.

Maide 5:36جَمِيعًاcemīǎnhepsi

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا بِهِ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

inne (e)lleƶīne keferū lev enne lehum mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu li yeftedū bihi min ǎƶābi yevmi l-ḳiyāmeti mā tuḳubbile minhum ve lehum ǎƶābun elīmun

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

Maide 5:48جَمِيعًاcemīǎnhepinizin

وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَاءَكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَا اٰتٰيكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

ve enzelnā ileyke l-kitābe bi l-Haḳḳi muSaddiḳan li mā beyne yedeyhi mine l-kitābi ve muheyminen ǎleyhi fe Hkum beynehum bimā enzele (a)llahu ve lā tettebiǎ' ehvā'ehum ǎmmā cā'eke mine l-Haḳḳi li kullin ceǎlnā minkum şir'ǎten ve minhācen ve lev şā'e (a)llahu le ceǎlekum ummeten vāHideten ve lākin li yebluvekum fī mā ātākum fe stebiḳū l-ḣayrāti ilā (a)llahi merciǔkum cemīǎn fe yunebbiukum bimā kuntum fīhi teḣtelifūne

(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

Maide 5:105جَمِيعًاcemīǎnhepinizin

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū ǎleykum enfusekum lā yeDurrukum men Delle iƶā htedeytum ilā (a)llahi merciǔkum cemīǎn fe yunebbiukum bimā kuntum teǎ'melūne

Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.

En'am 6:22جَمِيعًاcemīǎnhepsini

وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ اَشْرَكُٓوا اَيْنَ شُرَكَاؤُكُمُ الَّذِينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

ve yevme neHşuruhum cemīǎn ṧumme neḳūlu li(e)lleƶīne eşrakū eyne şurakā'ukumu (e)lleƶīne kuntum tez'ǔmūne

Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah'a ortak koşanlara, "Nerede, ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?" diyeceğimiz günü hatırla.

En'am 6:128جَمِيعًاcemīǎnhepsini

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَامَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْاِنْسِ وَقَالَ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ مِنَ الْاِنْسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَا اَجَلَنَا الَّذِي اَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوٰيكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ اِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

ve yevme yeHşuruhum cemīǎn yā meǎ'şera l-cinni ḳadi stekṧertum mine l-insi ve ḳāle evliyā'uhum mine l-insi rabbenā stemteǎ beǎ'Dunā bi beǎ'Din ve beleğnā ecelenā elleƶī eccelte lenā ḳāle n-nāru meṧvākum ḣālidīne fīhā illā mā şā'e (a)llahu inne rabbeke Hakīmun ǎlīmun

Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız." Onların insanlardan olan dostları, "Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık" diyecekler. Allah da diyecek ki: "Allah'ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir." Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

A'raf 7:38جَمِيعًاcemīǎnhepsi toplandığı

قَالَ ادْخُلُوا فِي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَا حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ

ḳāle dḣulū fī umemin ḳad ḣalet min ḳablikum mine l-cinni ve l-insi fī n-nāri kullemā deḣalet ummetun leǎnet uḣtehā Hattā iƶā ddārakū fīhā cemīǎn ḳālet uḣrāhum li ūlāhum rabbenā hā'ulā'i eDellūnā fe ātihim ǎƶāben Diǎ'fen mine n-nāri ḳāle li kullin Diǎ'fun ve lākin lā teǎ'lemūne

Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."

A'raf 7:158جَمِيعًاcemīǎnhepinize

قُلْ يَاأَيُّهَا النَّاسُ اِنِّي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْيِ وَيُمِيتُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْاُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

ḳul yā eyyuhā n-nāsu innī rasūlu (a)llahi ileykum cemīǎn elleƶī lehu mulku s-semāvāti ve l-erDi lā ilāhe illā huve yuHyī ve yumītu fe āminū bi(a)llahi ve rasūlihi n-nebiyyi l-ummiyyi elleƶī yu'minu bi(a)llahi ve kelimātihi ve ttebiǔhu leǎllekum tehtedūne

(Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

Enfal 8:37جَمِيعًاcemīǎnhepsini

لِيَمِيزَ اللّٰهُ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَبِيثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَمِيعًا فَيَجْعَلَهُ فِي جَهَنَّمَ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

li yemiyze (a)llahu l-ḣabīṧe mine T-Tayyibi ve yec'ǎle l-ḣabīṧe beǎ'Dehu ǎlā beǎ'Din fe yerkumehu cemīǎn fe yec'ǎlehu fī cehenneme ulāike humu l-ḣāsirūne

Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Enfal 8:63جَمِيعًاcemīǎnherşeyi

وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا مَا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ اِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

ve ellefe beyne ḳulūbihim lev enfeḳte mā fī l-erDi cemīǎn mā ellefte beyne ḳulūbihim ve lākinne (a)llahe ellefe beynehum innehu ǎzīzun Hakīmun

(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Yunus 10:4جَمِيعًاcemīǎnhepinizin

اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّا اِنَّهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ اَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ

ileyhi merciǔkum cemīǎn veǎ'de (a)llahi Haḳḳan innehu yebdeu l-ḣalḳa ṧumme yuǐyduhu li yecziye (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti bi l-ḳisTi ve(e)lleƶīne keferū lehum şerābun min Hamīmin ve ǎƶābun elīmun bimā kānū yekfurūne

Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.

Yunus 10:28جَمِيعًاcemīǎntümünü

وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَاؤُكُمْ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَاؤُهُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ

ve yevme neHşuruhum cemīǎn ṧumme neḳūlu li(e)lleƶīne eşrakū mekānekum entum ve şurakā'ukum fe zeyyelnā beynehum ve ḳāle şurakā'uhum mā kuntum iyyānā teǎ'budūne

Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah'a ortak koşanlara, "Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin" diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: "Siz bize ibadet etmiyordunuz."

Yunus 10:65جَمِيعًاcemīǎntamamen

وَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْ اِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمِيعًا هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

ve lā yeHzunke ḳavluhum inne l-ǐzzete li (a)llahi cemīǎn huve s-semīǔ l-ǎlīmu

Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah'ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Yunus 10:99جَمِيعًاcemīǎntopluca

وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ لَاٰمَنَ مَنْ فِي الْاَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا اَفَاَنْتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتّٰى يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

ve lev şā'e rabbuke le āmene men fī l-erDi kulluhum cemīǎn e fe ente tukrihu n-nāse Hattā yekūnū mu'minīne

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?

Hud 11:55جَمِيعًاcemīǎnhep birlikte

مِنْ دُونِهِ فَكِيدُونِي جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنْظِرُونِ

min dūnihi fe kīdūnī cemīǎn ṧumme lā tunZirūni

(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

Yusuf 12:83جَمِيعًاcemīǎnhepsini

قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَنِي بِهِمْ جَمِيعًا اِنَّهُ هُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

ḳāle bel sevvelet lekum enfusukum emran fe Sabrun cemīlun ǎsā (a)llahu en ye'tīenī bihim cemīǎn innehu huve l-ǎlīmu l-Hakīmu

Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

Ra'd 13:18جَمِيعًاcemīǎnhepsi

لِلَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰى وَالَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُوءُ الْحِسَابِ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ

li(e)lleƶīne stecābū li rabbihimu l-Husnā ve(e)lleƶīne lem yestecībū lehu lev enne lehum mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu lāftedev bihi ulāike lehum sū'u l-Hisābi ve me'vāhum cehennemu ve bi'se l-mihādu

Rablerinin emrine uyanlar için mükafatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

Ra'd 13:31جَمِيعًاcemīǎnbütün

وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰى بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَمِيعًا اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَمِيعًا وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا تُصِيبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَأْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

ve lev enne ḳur'ānen suyyirat bihi l-cibālu ev ḳuTTiǎt bihi l-erDu ev kullime bihi l-mevtā bel li (a)llahi l-emru cemīǎn e fe lem yeyesi (e)lleƶīne āmenū en lev yeşā'u (a)llahu le hedā n-nāse cemīǎn ve lā yezālu (e)lleƶīne keferū tuSībuhum bimā Saneǔ ḳāriǎtun ev teHullu ḳarīben min dārihim Hattā ye'tiye veǎ'du (a)llahi inne (a)llahe lā yuḣlifu l-mīǎāde

Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah'ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, inkar edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.

Ra'd 13:31جَمِيعًاcemīǎnbütün

وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰى بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَمِيعًا اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَمِيعًا وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا تُصِيبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَأْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

ve lev enne ḳur'ānen suyyirat bihi l-cibālu ev ḳuTTiǎt bihi l-erDu ev kullime bihi l-mevtā bel li (a)llahi l-emru cemīǎn e fe lem yeyesi (e)lleƶīne āmenū en lev yeşā'u (a)llahu le hedā n-nāse cemīǎn ve lā yezālu (e)lleƶīne keferū tuSībuhum bimā Saneǔ ḳāriǎtun ev teHullu ḳarīben min dārihim Hattā ye'tiye veǎ'du (a)llahi inne (a)llahe lā yuḣlifu l-mīǎāde

Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah'ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, inkar edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.

Ra'd 13:42جَمِيعًاcemīǎnbütün

وَقَدْ مَكَرَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلِلّٰهِ الْمَكْرُ جَمِيعًا يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ لِمَنْ عُقْبَى الدَّارِ

ve ḳad mekera (e)lleƶīne min ḳablihim fe li (a)llahi l-mekru cemīǎn yeǎ'lemu mā teksibu kullu nefsin ve se yeǎ'lemu l-kuffāru li men ǔḳbā d-dāri

Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah'a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.

İbrahim 14:8جَمِيعًاcemīǎnhepiniz

وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَمِيدٌ

ve ḳāle mūsā in tekfurū entum ve men fī l-erDi cemīǎn fe inne (a)llahe le ğaniyyun Hamīdun

Musa, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layık olandır."

İbrahim 14:21جَمِيعًاcemīǎnhepsi

وَبَرَزُوا لِلّٰهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ قَالُوا لَوْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَهَدَيْنَاكُمْ سَوَاءٌ عَلَيْنَا اَجَزِعْنَٓا اَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِنْ مَحِيصٍ

ve berazū li (a)llahi cemīǎn fe ḳāle D-Duǎfā'u li(e)lleƶīne stekberū innā kunnā lekum tebeǎn fe hel entum muğnūne ǎnnā min ǎƶābi (a)llahi min şey'in ḳālū lev hedānā (a)llahu le hedeynākum sevā'un ǎleynā e ceziǎ'nā em Sabernā mā lenā min meHīSin

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

İsra 17:103جَمِيعًاcemīǎntoptan

فَاَرَادَ اَنْ يَسْتَفِزَّهُمْ مِنَ الْاَرْضِ فَاَغْرَقْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ جَمِيعًا

fe erāde en yestefizzehum mine l-erDi fe eğraḳnāhu ve men meǎhu cemīǎn

Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.

Ta-Ha 20:123جَمِيعًاcemīǎnhepiniz

قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقٰى

ḳāle hbiTā minhā cemīǎn beǎ'Dukum li beǎ'Din ǎduvvun fe immā ye'tiyennekum minnī huden fe meni ttebeǎ hudāye fe lā yeDillu ve lā yeşḳā

Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker."

Nur 24:31جَمِيعًاcemīǎntopluca

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنِي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنِي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمِيعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

ve ḳul li l-mu'mināti yeğDuDne min ebSārihinne ve yeHfeZne furūcehunne ve lā yubdīne zīnetehunne illā mā Zehera minhā ve l yeDribne bi ḣumurihinne ǎlā cuyūbihinne ve lā yubdīne zīnetehunne illā li buǔletihinne ev ābāihinne ev ābā'i buǔletihinne ev ebnāihinne ev ebnā'i buǔletihinne ev iḣvānihinne ev benī iḣvānihinne ev benī eḣavātihinne ev nisāihinne ev mā meleket eymānuhunne evi t-tābiǐyne ğayri ūlī l-irbeti mine r-ricāli evi T-Tifli (e)lleƶīne lem yeZherū ǎlā ǎvrāti n-nisā'i ve lā yeDribne bi erculihinne li yuǎ'leme mā yuḣfīne min zīnetihinne ve tūbū ilā (a)llahi cemīǎn eyyuhe l-mu'minūne leǎllekum tufliHūne

Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

Nur 24:61جَمِيعًاcemīǎntoplu olarak

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُ اَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَأْكُلُوا جَمِيعًا اَوْ اَشْتَاتًا فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

leyse ǎlā l-eǎ'mā Haracun ve lā ǎlā l-eǎ'raci Haracun ve lā ǎlā l-merīDi Haracun ve lā ǎlā enfusikum en te'kulū min buyūtikum ev buyūti ābāikum ev buyūti ummehātikum ev buyūti iḣvānikum ev buyūti eḣavātikum ev buyūti eǎ'māmikum ev buyūti ǎmmātikum ev buyūti eḣvālikum ev buyūti ḣālātikum ev mā melektum mefātiHahu ev Sadīḳikum leyse ǎleykum cunāHun en te'kulū cemīǎn ev eştāten fe iƶā deḣaltum buyūten fe sellimū ǎlā enfusikum teHiyyeten min ǐndi (a)llahi mubāraketen Tayyibeten ke ƶālike yubeyyinu (a)llahu lekumu l-āyāti leǎllekum teǎ'ḳilūne

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin. İşte Allah, düşünesiniz diye ayetleri size böyle açıklar.

Sebe 34:40جَمِيعًاcemīǎnonların hepsini

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ

ve yevme yeHşuruhum cemīǎn ṧumme yeḳūlu li l-melāiketi e hā'ulā'i iyyākum kānū yeǎ'budūne

Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, "Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?" diyeceği günü bir hatırla!

Fatır 35:10جَمِيعًاcemīǎntamamen

مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعِزَّةَ فَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ جَمِيعًا اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ وَالَّذِينَ يَمْكُرُونَ السَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَكْرُ اُو۬لٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ

men kāne yurīdu l-ǐzzete fe li (a)llahi l-ǐzzetu cemīǎn ileyhi yeS'ǎdu l-kelimu T-Tayyibu ve l-ǎmelu S-SāliHu yerfeǔhu ve(e)lleƶīne yemkurūne s-seyyiāti lehum ǎƶābun şedīdun ve mekru ulāike huve yebūru

Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler ancak O'na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.

Zümer 39:44جَمِيعًاcemīǎntamamen

قُلْ لِلّٰهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

ḳul li (a)llahi ş-şefāǎtu cemīǎn lehu mulku s-semāvāti ve l-erDi ṧumme ileyhi turceǔne

De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."

Zümer 39:47جَمِيعًاcemīǎntümü

وَلَوْ اَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ مِنْ سُوءِ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَبَدَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مَا لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ

ve lev enne li(e)lleƶīne Zelemū mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu lāftedev bihi min sū'i l-ǎƶābi yevme l-ḳiyāmeti ve bedā lehum mine (a)llahi mā lem yekūnū yeHtesibūne

Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.

Zümer 39:53جَمِيعًاcemīǎnbütün

قُلْ يَاعِبَادِيَ الَّذِينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

ḳul yā ǐbādiye (e)lleƶīne esrafū ǎlā enfusihim lā teḳneTū min raHmeti (a)llahi inne (a)llahe yeğfiru ƶ-ƶunūbe cemīǎn innehu huve l-ğafūru r-raHīmu

De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Zümer 39:67جَمِيعًاcemīǎntamamen

وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْاَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ

ve mā ḳaderū (a)llahe Haḳḳa ḳadrihi ve l-erDu cemīǎn ḳabDetuhu yevme l-ḳiyāmeti ve s-semāvātu meTviyyātun bi yemīnihi subHānehu ve teǎālā ǎmmā yuşrikūne

Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.

Casiye 45:13جَمِيعًاcemīǎnhepsini

وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا مِنْهُ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

ve seḣḣara lekum mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi cemīǎn minhu inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yetefekkerūne

Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.

Mücadele 58:6جَمِيعًاcemīǎnonların hepsini

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا اَحْصٰيهُ اللّٰهُ وَنَسُوهُ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

yevme yeb'ǎṧuhumu (a)llahu cemīǎn fe yunebbiuhum bimā ǎmilū eHSāhu (a)llahu ve nesūhu ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in şehīdun

Allah'ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir.

Mücadele 58:18جَمِيعًاcemīǎnonların hepsini

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَمِيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ

yevme yeb'ǎṧuhumu (a)llahu cemīǎn fe yeHlifūne lehu ke mā yeHlifūne lekum ve yeHsebūne ennehum ǎlā şey'in elā innehum humu l-kāƶibūne

Allah'ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah'a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.

Haşr 59:14جَمِيعًاcemīǎntoplu olarak

لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعًا اِلَّا فِي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَاءِ جُدُرٍ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰى ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ

lā yuḳātilūnekum cemīǎn illā fī ḳuran muHaSSanetin ev min verā'i cudurin be'suhum beynehum şedīdun teHsebuhum cemīǎn ve ḳulūbuhum şettā ƶālike bi ennehum ḳavmun lā yeǎ'ḳilūne

Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.

Haşr 59:14جَمِيعًاcemīǎntoplu

لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعًا اِلَّا فِي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَاءِ جُدُرٍ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰى ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ

lā yuḳātilūnekum cemīǎn illā fī ḳuran muHaSSanetin ev min verā'i cudurin be'suhum beynehum şedīdun teHsebuhum cemīǎn ve ḳulūbuhum şettā ƶālike bi ennehum ḳavmun lā yeǎ'ḳilūne

Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.

Mearic 70:14جَمِيعًاcemīǎnhepsini

وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنْجِيهِ

ve men fī l-erDi cemīǎn ṧumme yuncīhi

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

اَجْمَعِينَ23 kez

Bakara 2:161اَجْمَعِينَecmeǐynetüm

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ

inne (e)lleƶīne keferū ve mātū ve hum kuffārun ulāike ǎleyhim leǎ'netu (a)llahi ve l-melāiketi ve n-nāsi ecmeǐyne

Fakat ayetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üstünedir.

Al-i İmran 3:87اَجْمَعِينَecmeǐynehepsinin

اُو۬لٰٓئِكَ جَزَاؤُهُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ

ulāike cezā'uhum enne ǎleyhim leǎ'nete (a)llahi ve l-melāiketi ve n-nāsi ecmeǐyne

İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

En'am 6:149اَجْمَعِينَecmeǐynehepinizi

قُلْ فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاءَ لَهَدٰيكُمْ اَجْمَعِينَ

ḳul fe li (a)llahi l-Huccetu l-bāliğatu fe lev şā'e le hedākum ecmeǐyne

De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."

A'raf 7:18اَجْمَعِينَecmeǐynehepinizle

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُ۫مًا مَدْحُورًا لَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكُمْ اَجْمَعِينَ

ḳāle ḣruc minhā meƶ'ūmen medHūran le men tebiǎke minhum le emleenne cehenneme minkum ecmeǐyne

Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."

A'raf 7:124اَجْمَعِينَecmeǐynehepinizi

لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ ثُمَّ لَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَعِينَ

le uḳaTTiǎnne eydiyekum ve erculekum min ḣilāfin ṧumme le uSallibennekum ecmeǐyne

"Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım."

Hud 11:119اَجْمَعِينَecmeǐynetamamen

اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ

illā men raHime rabbuke ve li ƶālike ḣaleḳahum ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme mine l-cinneti ve n-nāsi ecmeǐyne

(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

Yusuf 12:93اَجْمَعِينَecmeǐynebütün

اِذْهَبُوا بِقَمِيصِي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَبِي يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَعِينَ

iƶhebū bi ḳamīSī hāƶā fe elḳūhu ǎlā vechi ebī ye'ti beSīran ve 'tūnī bi ehlikum ecmeǐyne

Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin" dedi.

Hicr 15:39اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

قَالَ رَبِّ بِمَا اَغْوَيْتَنِي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعِينَ

ḳāle rabbi bimā eğveytenī le uzeyyinenne lehum fī l-erDi ve le uğviyennehum ecmeǐyne

(39-40) İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.

Hicr 15:43اَجْمَعِينَecmeǐynehepsinin

وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَعِينَ

ve inne cehenneme le mev'ǐduhum ecmeǐyne

Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.

Hicr 15:59اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعِينَ

illā āle lūTin innā le muneccūhum ecmeǐyne

(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

Hicr 15:92اَجْمَعِينَecmeǐynehepsine

فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَعِينَ

fe ve rabbike le neselennehum ecmeǐyne

(92-93) Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.

Nahl 16:9اَجْمَعِينَecmeǐynehepinizi

وَعَلَى اللّٰهِ قَصْدُ السَّبِيلِ وَمِنْهَا جَائِرٌ وَلَوْ شَاءَ لَهَدٰيكُمْ اَجْمَعِينَ

ve ǎlā (a)llahi ḳaSdu s-sebīli ve minhā cāirun ve lev şā'e le hedākum ecmeǐyne

Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.

Enbiya 21:77اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَعِينَ

ve neSarnāhu mine l-ḳavmi (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā innehum kānū ḳavme sev'in fe eğraḳnāhum ecmeǐyne

Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

Şuara 26:49اَجْمَعِينَecmeǐynehepinizi

قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْ اِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَعِينَ

ḳāle āmentum lehu ḳable en āƶene lekum innehu le kebīrukumu elleƶī ǎllemekumu s-siHra fe le sevfe teǎ'lemūne le uḳaTTiǎnne eydiyekum ve erculekum min ḣilāfin ve le uSallibennekum ecmeǐyne

Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.

Şuara 26:65اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

وَاَنْجَيْنَا مُوسٰى وَمَنْ مَعَهُ اَجْمَعِينَ

ve enceynā mūsā ve men meǎhu ecmeǐyne

Musa'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.

Şuara 26:170اَجْمَعِينَecmeǐynetamamen

فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعِينَ

fe necceynāhu ve ehlehu ecmeǐyne

(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

Neml 27:51اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ اَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ اَجْمَعِينَ

fe nZur keyfe kāne ǎāḳibetu mekrihim ennā demmernāhum ve ḳavmehum ecmeǐyne

Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.

Secde 32:13اَجْمَعِينَecmeǐynetamamen

وَلَوْ شِئْنَا لَاٰتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدٰيهَا وَلٰكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنِّي لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ

ve lev şi'nā le āteynā kulle nefsin hudāhā ve lākin Haḳḳa l-ḳavlu minnī le emleenne cehenneme mine l-cinneti ve n-nāsi ecmeǐyne

Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, "Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım" sözüm gerçekleşecektir.

Saffat 37:134اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعِينَ

iƶ necceynāhu ve ehlehu ecmeǐyne

(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

Sad 38:82اَجْمَعِينَecmeǐynetümünü

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعِينَ

ḳāle fe bi ǐzzetike le uğviyennehum ecmeǐyne

(82-83) İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.

Sad 38:85اَجْمَعِينَecmeǐynetümüyle

لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَعِينَ

le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiǎke minhum ecmeǐyne

"Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."

Zuhruf 43:55اَجْمَعِينَecmeǐynehepsini

فَلَمَّا اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَعِينَ

fe lemmā āsefūnā nteḳamnā minhum fe eğraḳnāhum ecmeǐyne

Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.

Duhan 44:40اَجْمَعِينَecmeǐynehepsinin

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مِيقَاتُهُمْ اَجْمَعِينَ

inne yevme l-feSli mīḳātuhum ecmeǐyne

Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

الْجَمْعَانِ4 kez

Al-i İmran 3:155الْجَمْعَانِl-cem'ǎāniiki topluluğun

اِنَّ الَّذِينَ تَوَلَّوْا مِنْكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ اِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا وَلَقَدْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهُمْ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ

inne (e)lleƶīne tevellev minkum yevme lteḳā l-cem'ǎāni innemā stezellehumu ş-şeyTānu bi beǎ'Di mā kesebū ve leḳad ǎfā (a)llahu ǎnhum inne (a)llahe ğafūrun Halīmun

İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

Al-i İmran 3:166الْجَمْعَانِl-cem'ǎāniiki topluluğun

وَمَا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِنِينَ

ve mā eSābekum yevme lteḳā l-cem'ǎāni fe bi iƶni (a)llahi ve li yeǎ'leme l-mu'minīne

(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Enfal 8:41الْجَمْعَانِl-cem'ǎānio iki topluluğun

وَاعْلَمُوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ وَمَا اَنْزَلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

ve ǎ'lemū ennemā ğanimtum min şey'in fe enne li (a)llahi ḣumusehu ve li r-rasūli ve li ƶī l-ḳurbā ve l-yetāmā ve l-mesākīni ve bni s-sebīli in kuntum āmentum bi(a)llahi ve mā enzelnā ǎlā ǎbdinā yevme l-furḳāni yevme lteḳā l-cem'ǎāni ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah'a, Peygamber'e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah'a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir'de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Şuara 26:61الْجَمْعَانِl-cem'ǎāniiki topluluk

فَلَمَّا تَرَٓاءَ الْجَمْعَانِ قَالَ اَصْحَابُ مُوسٰٓى اِنَّا لَمُدْرَكُونَ

fe lemmā terā'ā l-cem'ǎāni ḳāle eSHābu mūsā innā le mudrakūne

İki topluluk birbirini görünce Musa'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.

جَامِعُ3 kez

Al-i İmran 3:9جَامِعُcāmiǔtoplayacaksın

رَبَّنَا اِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

rabbenā inneke cāmiǔ n-nāsi li yevmin lā raybe fīhi inne (a)llahe lā yuḣlifu l-mīǎāde

"Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez."

Nisa 4:140جَامِعُcāmiǔbütün

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا

ve ḳad nezzele ǎleykum fī l-kitābi en iƶā semiǎ'tum āyāti (a)llahi yukferu bihā ve yustehzeu bihā fe lā teḳ'ǔdū meǎhum Hattā yeḣūDū fī Hadīṧin ğayrihi innekum iƶen miṧluhum inne (a)llahe cāmiǔ l-munāfiḳīne ve l-kāfirīne fī cehenneme cemīǎn

Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

Nur 24:62جَامِعٍcāmiǐntoplumsal

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَاِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلٰٓى اَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتّٰى يَسْتَأْذِنُوهُ اِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ فَاِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

innemā l-mu'minūne (e)lleƶīne āmenū bi(a)llahi ve rasūlihi ve iƶā kānū meǎhu ǎlā emrin cāmiǐn lem yeƶhebū Hattā yeste'ƶinūhu inne (e)lleƶīne yeste'ƶinūneke ulāike (e)lleƶīne yu'minūne bi(a)llahi ve rasūlihi fe iƶā ste'ƶenūke li beǎ'Di şe'nihim fe 'ƶen li men şi'te minhum ve steğfir lehumu (a)llahe inne (a)llahe ğafūrun raHīmun

Mü'minler ancak Allah'a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

يَجْمَعُونَ3 kez

Al-i İmran 3:157يَجْمَعُونَyecmeǔneonların topladıkları

وَلَئِنْ قُتِلْتُمْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

ve le in ḳutiltum fī sebīli (a)llahi ev muttum le meğfiratun mine (a)llahi ve raHmetun ḣayrun mimmā yecmeǔne

Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

Yunus 10:58يَجْمَعُونَyecmeǔnebiriktirdikleri

قُلْ بِفَضْلِ اللّٰهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

ḳul bi feDli (a)llahi ve bi raHmetihi fe bi ƶālike fe l yefraHū huve ḣayrun mimmā yecmeǔne

De ki: "Ancak Allah'ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır."

Zuhruf 43:32يَجْمَعُونَyecmeǔneonların toplayıp yığdıkları

اَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

e hum yeḳsimūne raHmete rabbike neHnu ḳasemnā beynehum meǐyşetehum fī l-Hayāti d-dunyā ve rafeǎ'nā beǎ'Dehum fevḳa beǎ'Din deracātin li yetteḣiƶe beǎ'Duhum beǎ'Dan suḣriyyen ve raHmetu rabbike ḣayrun mimmā yecmeǔne

Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.

يَجْمَعُ3 kez

Maide 5:109يَجْمَعُyecmeǔtoplayacağı

يَوْمَ يَجْمَعُ اللّٰهُ الرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَا اُجِبْتُمْ قَالُوا لَا عِلْمَ لَنَا اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ

yevme yecmeǔ (a)llahu r-rusule fe yeḳūlu māƶā ucibtum ḳālū lā ǐlme lenā inneke ente ǎllāmu l-ğuyūbi

Allah'ın, peygamberleri toplayıp "siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?" diyeceği, onların da, "Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin" diyecekleri günü hatırlayın.

Sebe 34:26يَجْمَعُyecmeǔtoplayacak

قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ

ḳul yecmeǔ beynenā rabbunā ṧumme yefteHu beynenā bi l-Haḳḳi ve huve l-fettāHu l-ǎlīmu

De ki: "Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir."

Şura 42:15يَجْمَعُyecmeǔbulur (bir araya toplar)

فَلِذٰلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ

fe li ƶālike fe d'ǔ ve steḳim ke mā umirte ve lā tettebiǎ' ehvā'ehum ve ḳul āmentu bimā enzele (a)llahu min kitābin ve umirtu li eǎ'dile beynekumu (a)llahu rabbunā ve rabbukum lenā eǎ'mālunā ve lekum eǎ'mālukum lā Huccete beynenā ve beynekumu (a)llahu yecmeǔ beynenā ve ileyhi l-meSīru

(Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben, Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır."

اَجْمَعُونَ3 kez

Hicr 15:30اَجْمَعُونَecmeǔnetopluca

فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَ

fe secede l-melāiketu kulluhum ecmeǔne

Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.

Şuara 26:95اَجْمَعُونَecmeǔnebütün

وَجُنُودُ اِبْلِيسَ اَجْمَعُونَ

ve cunūdu iblīse ecmeǔne

(94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

Sad 38:73اَجْمَعُونَecmeǔnetüm olarak

فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَ

fe secede l-melāiketu kulluhum ecmeǔne

Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.

جَمْعًا3 kez

Kehf 18:99جَمْعًاcem'ǎnhepsini

وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًا

ve teraknā beǎ'Dehum yevmeiƶin yemūcu fī beǎ'Din ve nufiḣa fī S-Sūri fe cemeǎ'nāhum cem'ǎn

O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

Kasas 28:78جَمْعًاcem'ǎncemaati bulunan

قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫تِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدِي اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهِ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ

ḳāle innemā ūtītuhu ǎlā ǐlmin ǐndī e ve lem yeǎ'lem enne (a)llahe ḳad ehleke min ḳablihi mine l-ḳurūni men huve eşeddu minhu ḳuvveten ve ekṧeru cem'ǎn ve lā yuselu ǎn ƶunūbihimu l-mucrimūne

Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).

Adiyat 100:5جَمْعًاcem'ǎnbir topluluğa

فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعًا

fe veseTne bihi cem'ǎn

(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.

جَمِيعٌ3 kez

Yasin 36:32جَمِيعٌcemīǔntoplandığı

وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمِيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ

ve in kullun lemmā cemīǔn ledeynā muHDerūne

Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

Yasin 36:53جَمِيعٌcemīǔnhepsi

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ

in kānet illā SayHaten vāHideten fe iƶā hum cemīǔn ledeynā muHDerūne

Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.

Kamer 54:44جَمِيعٌcemīǔnbir topluluğuz

اَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُنْتَصِرٌ

em yeḳūlūne neHnu cemīǔn munteSirun

Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?

الْجَمْعِ3 kez

Şura 42:7الْجَمْعِl-cem'ǐtoplanma

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ

ve ke ƶālike evHaynā ileyke ḳur'ānen ǎrabiyyen li tunƶira umme l-ḳurā ve men Havlehā ve tunƶira yevme l-cem'ǐ lā raybe fīhi ferīḳun fī l-cenneti ve ferīḳun fī s-seǐyri

Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

Kamer 54:45الْجَمْعُl-cem'ǔo topluluk

سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ

se yuhzemu l-cem'ǔ ve yuvellūne d-dubura

O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

Teğabun 64:9الْجَمْعِl-cem'ǐtoplanma

يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

yevme yecmeǔkum li yevmi l-cem'ǐ ƶālike yevmu t-teğābuni ve men yu'min bi(a)llahi ve yeǎ'mel SāliHen yukeffir ǎnhu seyyiātihi ve yudḣilhu cennātin tecrī min teHtihā l-enhāru ḣālidīne fīhā ebeden ƶālike l-fevzu l-ǎZīmu

Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.

لَيَجْمَعَنَّكُمْ2 kez

Nisa 4:87لَيَجْمَعَنَّكُمْle yecmeǎnnekumsizi bir araya toplayacaktır

اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَدِيثًا

(a)llahu lā ilāhe illā huve le yecmeǎnnekum ilā yevmi l-ḳiyāmeti lā raybe fīhi ve men eSdeḳu mine (a)llahi Hadīṧen

Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah'ınkinden daha doğru olan?

En'am 6:12لَيَجْمَعَنَّكُمْle yecmeǎnnekumsizi elbette toplayacaktır

قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ قُلْ لِلّٰهِ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ اَلَّذِينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

ḳul li men mā fī s-semāvāti ve l-erDi ḳul li (a)llahi ketebe ǎlā nefsihi r-raHmete le yecmeǎnnekum ilā yevmi l-ḳiyāmeti lā raybe fīhi (e)lleƶīne ḣasirū enfusehum fe hum lā yu'minūne

De ki: "Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?" "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

فَاَجْمِعُٓوا2 kez

Yunus 10:71فَاَجْمِعُٓواfe ecmiǔsiz de toplanın

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ نُوحٍ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ يَاقَوْمِ اِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُمْ مَقَامِي وَتَذْكِيرِي بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَعَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْتُ فَاَجْمِعُٓوا اَمْرَكُمْ وَشُرَكَاءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ اَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ اقْضُوا اِلَيَّ وَلَا تُنْظِرُونِ

ve tlu ǎleyhim nebee nūHin iƶ ḳāle li ḳavmihi yā ḳavmi in kāne kebura ǎleykum meḳāmī ve teƶkīrī bi āyāti (a)llahi fe ǎlā (a)llahi tevekkeltu fe ecmiǔ emrakum ve şurakā'ekum ṧumme lā yekun emrukum ǎleykum ğummeten ṧumme ḳDū ileyye ve lā tunZirūni

Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah'a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!

Ta-Ha 20:64فَاَجْمِعُواfe ecmiǔsiz toplayın

فَاَجْمِعُوا كَيْدَكُمْ ثُمَّ ائْتُوا صَفًّا وَقَدْ اَفْلَحَ الْيَوْمَ مَنِ اسْتَعْلٰى

fe ecmiǔ keydekum ṧumme 'tū Saffen ve ḳad efleHa l-yevme meni steǎ'lā

"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."

مَجْمَعَ2 kez

Kehf 18:60مَجْمَعَmecmeǎbirleştiği yere

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِفَتٰيهُ لَا اَبْرَحُ حَتّٰٓى اَبْلُغَ مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ اَوْ اَمْضِيَ حُقُبًا

ve iƶ ḳāle mūsā li fetāhu lā ebraHu Hattā ebluğa mecmeǎ l-baHrayni ev emDiye Huḳuben

Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."

Kehf 18:61مَجْمَعَmecmeǎbirleştiği yere

فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَاتَّخَذَ سَبِيلَهُ فِي الْبَحْرِ سَرَبًا

fe lemmā beleğā mecmeǎ beynihimā nesiyā Hūtehumā fe tteḣaƶe sebīlehu fī l-baHri seraben

Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

فَجَمَعَ2 kez

Ta-Ha 20:60فَجَمَعَfe cemeǎve topladı

فَتَوَلّٰى فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُ ثُمَّ اَتٰى

fe tevellā fir'ǎvnu fe cemeǎ keydehu ṧumme etā

Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.

Şuara 26:38فَجُمِعَfe cumiǎve bir araya getirildi

فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِمِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

fe cumiǎ s-seHaratu li mīḳāti yevmin meǎ'lūmin

Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.

يَجْمَعُكُمْ2 kez

Casiye 45:26يَجْمَعُكُمْyecmeǔkumsizi toplayıp getirecektir

قُلِ اللّٰهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

ḳuli (a)llahu yuHyīkum ṧumme yumītukum ṧumme yecmeǔkum ilā yevmi l-ḳiyāmeti lā raybe fīhi ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeǎ'lemūne

De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."

Teğabun 64:9يَجْمَعُكُمْyecmeǔkumsizi topladığı

يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

yevme yecmeǔkum li yevmi l-cem'ǐ ƶālike yevmu t-teğābuni ve men yu'min bi(a)llahi ve yeǎ'mel SāliHen yukeffir ǎnhu seyyiātihi ve yudḣilhu cennātin tecrī min teHtihā l-enhāru ḣālidīne fīhā ebeden ƶālike l-fevzu l-ǎZīmu

Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.

وَجَمَعَ2 kez

Mearic 70:18وَجَمَعَve cemeǎtoplayıp

وَجَمَعَ فَاَوْعٰى

ve cemeǎ fe ev'ǎā

(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

Kıyamet 75:9وَجُمِعَve cumiǎve bir araya toplandığı

وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ

ve cumiǎ ş-şemsu ve l-ḳameru

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

جَمَعْنَاهُمْ1 kez

Al-i İmran 3:25جَمَعْنَاهُمْcemeǎ'nāhumtopladığımız

فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

fe keyfe iƶā cemeǎ'nāhum li yevmin lā raybe fīhi ve vuffiyet kullu nefsin mā kesebet ve hum lā yuZlemūne

Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.

جَمَعُوا1 kez

Al-i İmran 3:173جَمَعُواcemeǔ(ordu) toplamışlar

اَلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ اِيمَانًاۗ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ

(e)lleƶīne ḳāle lehumu n-nāsu inne n-nāse ḳad cemeǔ lekum fe ḣşevhum fe zādehum īmānen ve ḳālū Hasbunā (a)llahu ve niǎ'me l-vekīlu

Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

تَجْمَعُوا1 kez

Nisa 4:23تَجْمَعُواtecmeǔve almanız

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰتِٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ الّٰتِي فِي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ الّٰتِي دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَحِيمًا

Hurrimet ǎleykum ummehātukum ve benātukum ve eḣavātukum ve ǎmmātukum ve ḣālātukum ve benātu l-eḣi ve benātu l-uḣti ve ummehātukumu llātī erDeǎ'nekum ve eḣavātukum mine r-raDāǎti ve ummehātu nisāikum ve rabāibukumu llātī fī Hucūrikum min nisāikumu llātī deḣaltum bihinne fe in lem tekūnū deḣaltum bihinne fe lā cunāHa ǎleykum ve Halāilu ebnāikumu (e)lleƶīne min eSlābikum ve en tecmeǔ beyne l-uḣteyni illā mā ḳad selefe inne (a)llahe kāne ğafūran raHīmān

Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

لَجَمَعَهُمْ1 kez

En'am 6:35لَجَمَعَهُمْle cemeǎhumelbette onları toplardı

وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقًا فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّمًا فِي السَّمَاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ

ve in kāne kebura ǎleyke iǎ'rāDuhum fe ini steTaǎ'te en tebteğiye nefeḳan fī l-erDi ev sullemen fī s-semāi fe te'tiyehum bi āyetin ve lev şā'e (a)llahu le cemeǎhum ǎlā l-hudā fe lā tekūnenne mine l-cāhilīne

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde, sakın cahillerden olma.

جَمْعُكُمْ1 kez

A'raf 7:48جَمْعُكُمْcem'ǔkumtopluluğunuzun

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ بِسِيمٰيهُمْ قَالُوا مَا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

ve nādā eSHābu l-eǎ'rāfi ricālen yeǎ'rifūnehum bi sīmāhum ḳālū mā eğnā ǎnkum cem'ǔkum ve mā kuntum testekbirūne

A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

مَجْمُوعٌ1 kez

Hud 11:103مَجْمُوعٌmecmūǔntoplanacağı

اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِمَنْ خَافَ عَذَابَ الْاٰخِرَةِ ذٰلِكَ يَوْمٌ مَجْمُوعٌ لَهُ النَّاسُ وَذٰلِكَ يَوْمٌ مَشْهُودٌ

inne fī ƶālike le āyeten li men ḣāfe ǎƶābe l-āḣirati ƶālike yevmun mecmūǔn lehu n-nāsu ve ƶālike yevmun meşhūdun

Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.

وَاَجْمَعُٓوا1 kez

Yusuf 12:15وَاَجْمَعُٓواve ecmeǔve karar verdiler

فَلَمَّا ذَهَبُوا بِهِ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ يَجْعَلُوهُ فِي غَيَابَتِ الْجُبِّ وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

fe lemmā ƶehebū bihi ve ecmeǔ en yec'ǎlūhu fī ğayābeti l-cubbi ve evHaynā ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim hāƶā ve hum lā yeş'ǔrūne

Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.

اَجْمَعُٓوا1 kez

Yusuf 12:102اَجْمَعُٓواecmeǔtoplandıkları

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهِ اِلَيْكَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ اَجْمَعُٓوا اَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

ƶālike min enbā'i l-ğaybi nūHīhi ileyke ve mā kunte ledeyhim iƶ ecmeǔ emrahum ve hum yemkurūne

İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.

اجْتَمَعَتِ1 kez

İsra 17:88اجْتَمَعَتِctemeǎtitoplansalar

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا

ḳul le ini ctemeǎti l-insu ve l-cinnu ǎlā en ye'tū bi miṧli hāƶā l-ḳurāni lā ye'tūne bi miṧlihi ve lev kāne beǎ'Duhum li beǎ'Din Zehīran

De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."

فَجَمَعْنَاهُمْ1 kez

Kehf 18:99فَجَمَعْنَاهُمْfe cemeǎ'nāhumve onları toplarız

وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًا

ve teraknā beǎ'Dehum yevmeiƶin yemūcu fī beǎ'Din ve nufiḣa fī S-Sūri fe cemeǎ'nāhum cem'ǎn

O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

اجْتَمَعُوا1 kez

Hac 22:73اجْتَمَعُواctemeǔbir araya toplansalar

يَاأَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْـًٔا لَا يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ

yā eyyuhā n-nāsu Duribe meṧelun fe stemiǔ lehu inne (e)lleƶīne ted'ǔne min dūni (a)llahi len yeḣluḳū ƶubāben ve levi ctemeǔ lehu ve in yeslubhumu ƶ-ƶubābu şey'en lā yestenḳiƶūhu minhu Deǔfe T-Tālibu ve l-meTlūbu

Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz, istenen de.

مُجْتَمِعُونَ1 kez

Şuara 26:39مُجْتَمِعُونَmuctemiǔnetoplanıyor

وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَ

ve ḳīle li n-nāsi hel entum muctemiǔne

İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

لَجَمِيعٌ1 kez

Şuara 26:56لَجَمِيعٌle cemīǔnbir cemaatiz

وَاِنَّا لَجَمِيعٌ حَاذِرُونَ

ve innā le cemīǔn Hāƶirūne

"Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."

جَمْعِهِمْ1 kez

Şura 42:29جَمْعِهِمْcem'ǐhimonları toplamağa

وَمِنْ اٰيَاتِهِ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِنْ دَابَّةٍ وَهُوَ عَلٰى جَمْعِهِمْ اِذَا يَشَاءُ قَدِيرٌ

ve min āyātihi ḣalḳu s-semāvāti ve l-erDi ve mā beṧṧe fīhimā min dābbetin ve huve ǎlā cem'ǐhim iƶā yeşā'u ḳadīrun

Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O'nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.

لَمَجْمُوعُونَ1 kez

Vakıa 56:50لَمَجْمُوعُونَle mecmūǔnemutlaka toplanacaklardır

لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى مِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

le mecmūǔne ilā mīḳāti yevmin meǎ'lūmin

(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

الْجُمُعَةِ1 kez

Cum'a 62:9الْجُمُعَةِl-cumuǎtiToplandıkları(CuMa'T)

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū iƶā nūdiye li S-Salāti min yevmi l-cumuǎti fe s'ǎv ilā ƶikri (a)llahi ve ƶerū l-bey'ǎ ƶālikum ḣayrun lekum in kuntum teǎ'lemūne

Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

نَجْمَعَ1 kez

Kıyamet 75:3نَجْمَعَnecmeǎbir araya toplamayacağımızı-

اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ

e yeHsebu l-insānu ellen necmeǎ ǐZāmehu

İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?

جَمْعَهُ1 kez

Kıyamet 75:17جَمْعَهُcem'ǎhuonu toplamak

اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ

inne ǎleynā cem'ǎhu ve ḳur'ānehu

Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

جَمَعْنَاكُمْ1 kez

Mürselat 77:38جَمَعْنَاكُمْcemeǎ'nākumsizi bir araya topladık

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّلِينَ

hāƶā yevmu l-feSli cemeǎ'nākum ve l-'evvelīne

Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

جَمَعَ1 kez

Hümeze 104:2جَمَعَcemeǎyığdı

اَلَّذِي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُ

elleƶī cemeǎ mālen ve ǎddedehu

(1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!