Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah'a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ نُوحٍ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ يَاقَوْمِ اِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُمْ مَقَامِي وَتَذْكِيرِي بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَعَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْتُ فَاَجْمِعُٓوا اَمْرَكُمْ وَشُرَكَاءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ اَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ اقْضُوا اِلَيَّ وَلَا تُنْظِرُونِ

ve tlu ǎleyhim nebee nūHin iƶ ḳāle li ḳavmihi yā ḳavmi in kāne kebura ǎleykum meḳāmī ve teƶkīrī bi āyāti (a)llahi fe ǎlā (a)llahi tevekkeltu fe ecmiǔ emrakum ve şurakā'ekum ṧumme lā yekun emrukum ǎleykum ğummeten ṧumme ḳDū ileyye ve lā tunZirūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاتْلُve tluت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.oku
2عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
3نَبَاَnebeeن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkıssasını
4نُوحٍnūHinن و حNuh'un
5اِذْhani
6قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleşöyle söylemişti
7لِقَوْمِهِli ḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmine
8يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
9اِنْineğer
10كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinise
11كَبُرَkeburaك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.ağır
12عَلَيْكُمْǎleykumsize
13مَقَامِيmeḳāmīق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâharanızda durmam
14وَتَذْكِيرِيve teƶkīrīذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekve size hatırlatmam
15بِاٰيَاتِbi āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerini
16اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
17فَعَلَىfe ǎlābilin ki
18اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
19تَوَكَّلْتُtevekkeltuو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.güvendim
20فَاَجْمِعُٓواfe ecmiǔج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.siz de toplanın
21اَمْرَكُمْemrakumا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakişiniz hakkında
22وَشُرَكَاءَكُمْve şurakā'ekumش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortaklarınızla
23ثُمَّṧummesonra, ayrıca
24لَا
25يَكُنْyekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmasın
26اَمْرُكُمْemrukumا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakişiniz
27عَلَيْكُمْǎleykumkendi aranızda
28غُمَّةًğummetenغ م مÖrtülü, peçeli, gizli, karışıklık, belirsizlik, felaket, talihsizlik, üzmek, üzüntü/keder, müphem, zor. ghamaam - bulut, ince bulut, beyazımsı bulut.bir dert
29ثُمَّṧummesonra, ayrıca
30اقْضُواḳDūق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakuygulayın
31اِلَيَّileyyebana karşı
32وَلَاve lāve
33تُنْظِرُونِtunZirūniن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbana mühlet vermeyin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Oku onlara Nûh kıssasını. Hani kavmine, ey kavmim demişti, aranızda bulunmam ve Allah'ın âyetleriyle öğüt vermem ağır geliyorsa size, ben Allah'a dayanmışım, siz de, ortaklarınız da toplanın, ne yapacağınızı kararlaştırın, sonradan da yaptığınız şey, sizi kederlendirmesin, sonra kararınızı bildirin bana ve hiç mühlet de vermeyin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Oku onlara Nûh kıssasını. Hani kavmine, ey kavmim demişti, aranızda bulunmam ve Allahʼın âyetleriyle öğüt vermem ağır geliyorsa size, ben Allahʼa dayanmışım, siz de, ortaklarınız da toplanın, ne yapacağınızı kararlaştırın, sonradan da yaptığınız şey, sizi kederlendirmesin, sonra kararınızı bildirin bana ve hiç mühlet de vermeyin.

Adem Uğur

Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."

Ahmed Hulusi

Onlara Nuh'un haberini anlat. . . Hani kavmine: "Ey kavmim! Eğer konumum ve Allah işaretleriyle sizi uyarmam size ağır geldiyse, (artık ben) Allah'a tevekkül (hakikatimdeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim! Siz ve ortaklarınız toplanıp, ne isterseniz yapın; sonra yaptığınızdan endişe duymayın! Sonra da hiç vakit geçirmeden, hakkımdaki kararınızı uygulayın. "

Ahmet Tekin

Onlara Nûh’un kıssasını oku. Hani kavmine: 'Ey kavmim! Eğer benim aranızda uzun bir süre bulunmam, Allah’ın indirdiği âyetlerle, kâinattaki varlığını, birliğini, kudretini gösteren delillerle öğüt vermem size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnız Allah’a dayanıp güvendim. Siz de ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak saydığınız varlıklarla beraber toplanıp planınızı kararlaştırın. Bakın, planınız başınıza dert açmasın. Sonra da bana yapacaklarınızla ilgili bir karar verin. Bana mühlet de tanımayın' demişti.

Ahmet Varol

Onlara Nuh'un kıssasını oku. O kavmine şöyle söylemişti: 'Ey kavmim! Aranızda durmam ve size Allah'ın ayetlerini hatırlatmam, size ağır geliyorsa, bilin ki ben Allah'a güvendim; siz de ortaklarınızla biraraya gelip ne yapacağınızı kararlaştırın. Sonra yapacağınız iş kendi aranızda örtülü kalmasın [3]. Sonra vereceğiniz kararı bana karşı uygulayın ve bana hiç mühlet tanımayın.

Ali Bulaç

Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim makamım ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, şüphesiz Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin.

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, Mekke kâfirlerine Nûh’un haberini oku. Bir vakit kavmine şöyle demişti: “- Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum, Allah’ın âyetleriyle ihtar edip öğüd verişim, size ağır geliyorsa, bilin ki sizin hilenizden Allah’a tevekkül etmişim. Artık siz ve ortaklarınız toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırın. Sonra yapacağınız iş, size bir musibet olmasın (vaya bana yapacağınızı aşıkâre yapın). Sonra mühlet vermiyerek, istediğiniz şeyi bana yapın.

Ali Rıza Safa

Nuh'un haberini de onlara anlat: Toplumuna, şöyle demişti: "Ey toplumum! Benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, artık Allah'a güvendim. Bu durumda, siz ve ortaklarınız toplanarak, pişman olmayacağınız bir yargı verin ve beklemeden bana karşı uygulayın!"

Bayraktar Bayraklı

Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, ben sadece Allah'a güvenip dayanırım. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp, yapacağınızı kararlaştırınız. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Ondan sonra aldığınız kararı bana uygulayınız ve bana mühlet de vermeyiniz."

Bekir Sadak

Onlara Nuh'un basindan gecenleri anlat: Milletine, «Ey milletim! Eger durumum, Allah'in ayetlerini hatirlatmam size agir geliyorsa ki ben Allah'a guvenmisimdir siz ve kostugunuz ortaklar elbirligi edin; yapacaginiz is sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayÙn ve beni ertelemeyin» demisti.

Celal Yıldırım

(Ey Peygamber!) O inkarcılara Nuh'un olaylı geçen haberini oku. O bir vakitler kavmine demişti ki: «Ey kavmim, eğer (aranızda) yer alışım ve Allah'ın âyetleriyle öğüt vermişliğim size ağır geliyorsa, ben ancak Allah'a güvenip dayanıyorum. Siz ne yapacağınızı ve ortak edindiklerinizi biraraya getirin, öyle ki, sonunda ne yapacağınız size tasa olup kalmasın, sonra da hükmünüzü hakkımda uygulayın ve bana hiç de süre tanımayın.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara Nûh’un kıssasını da oku! O, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim aranızda bulunmam ve Allah’ın âyetlerini bildirmem zorunuza gidiyorsa, bilin ki ben yalnız Allah’a dayanıp güveniyorum; siz de ortaklarınızı toplayıp ne yapacağınızı kararlaştırın, yapacağınız iş içinizde niyet olarak kalmasın ve bana mühlet de vermeden yapacağınızı yapın.

Diyanet İşleri

Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah'a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!

Diyanet İşleri (eski)

Onlara Nuh'un başından geçenleri anlat: Milletine, 'Ey milletim! Eğer durumum, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah'a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin' demişti.

Diyanet Vakfi

Onlara Nuh’un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: «Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah’ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah’a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demişti ki: «Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün gücünüzle karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Bir vakit kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatışım size ağır geliyorsa, bilin ki, ben Allah'a güvenip dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız, toplanıp bütün azminizle karar veriniz; sonra yapacağınız sizi asla tasaya da düşürmesin. Sonra da bana ne yapacaksanız yapın ve elinizden gelirse, bana bir an göz de açtırmayın!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onlara Nuhun kıssasını oku, bir vakıt kavmine demişti ki: ey kavmim! Eğer benim duruşum ve Allahın ayetlerini ıhtar edişim size ağır geliyorsa, bilin ki ben, Allaha dayanmışım, artık siz ve şerikleriniz her ne yapacaksanız toplanıb bütün azminizle karar verin, sonra yapacağınız, size hiç bir gam da teşkil etmesin, sonra hukmünüzü bana icra edin ve elinizden gelirse bana bir lahza göz de açtırmayın

Erhan Aktaş

Onlara, Nuh'un haberini anlat. Hani o halkına: "Ey halkım! Eğer aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnızca Allah'a güveniyorum. Öyleyse yapacağınızı yapmak için şirk koştuklarınızla toplanıp karar verin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Sonra bana fırsat vermeden aldığınız kararı hemen uygulayın!" demişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, Nuh'un haberini anlat. Hani o halkına: "Ey halkım! Eğer aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnızca Allah'a güveniyorum. Öyleyse yapacağınızı yapmak için şirk koştuklarınızla toplanıp karar verin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Sonra bana fırsat vermeden aldığınız kararı hemen uygulayın!" demişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, Nuh'un haberini anlat. Hani o kavmine: "Ey kavmim! Eğer konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben yalnızca Allah'a güveniyorum. Öyleyse yapacağınızı yapmak için şirk koştuklarınızla toplanıp karar verin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Sonra bana fırsat vermeden aldığınız kararı hemen uygulayın!" demişti.

Fizilal-il Kuran

Onlara Nuh'un hikâyesini anlat: Hani o soydaşlarına demişti ki; «Ey soydaşlarım, eğer karşınıza çıkıp Allah'ın ayetlerini hatırlatmam ağırınıza gidiyorsa ben Allah'a dayandım; siz de Allah'a ortak koştuğunuz putlarla birlikte ne yapacağınızı kararlaştırınız, sonra vardığınız karardan dolayı başınız ağrımasın; arkasından şahsıma ilişkin kararınızı, bana hiçbir mühlet tanımaksızın uygulayınız.

Gültekin Onan

Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim makamım ve Tanrı'nın ayetleri ile hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, kuşkusuz Tanrı'ya tevekkül ettim. Artık siz ve ortaklarınız buyruğunuzu birleştirin de buyruğunuz size örtülü kalmasın / tasa konusu olmasın / başınıza dert olmasın; sonra bana süre / fırsat tanımaksızın (istediğinizi) yapın / buyruğunuzu uygulayın.

Hamdi Döndüren

Onlara Nuh’un kıssasını oku. Hani o, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Eğer benim aranızda bulunmam ve Allah’ın âyetleri ile öğüt vermem size ağır geliyorsa, bilin ki ben sadece Allah’a güvenip dayanırım. Siz de ortak koştuklarınızla birlikte toplanıp, yapacağınız işi kararlaştırın da, işiniz başınıza dert olmasın. Sonra hükmünüzü bana uygulayın ve bana hiç fırsat da vermeyin!”

Hasan Basri Çantay

Onlara Nuhun kıssasını oku. Hani o, kavmine: "Ey kavmim, demişdi, eğer benim (aranızda) duruşum, Allahın ayetleriyle öğüd verişim size ağır geliyorsa (ne diyeyim), ben ancak Allaha dayanıb güvenmişimdİr. Siz ve ortaklarınız da artık toplanıb ne yapacağınızı kararlaşdırın. (O suretde ki) bil'ahare bu işiniz (yapacağınız) size hiç bir tasa (ve peşimanlık vermiş) olmasın. Sonra hükmünüzü bana icra edin. (Hatta) bana mühlet de vermeyin"!

Hasib Asutay

(Resulüm!) Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: 'Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) bulunmam ve Allah'ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, (bilin ki) ben sadece Allah'a dayanıp güvenmişim. Siz de ortaklarınızla birlikte toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırın. (26) Sonra işiniz başınıza dert olmasın! Sonra (vereceğiniz) hükmü bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin. ' (26. Yahut yapacağınızı açıkça yapın.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Onlara Nûh’un haberini oku! Hani, kavmine şöyle demişti: 'Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) ikametim ve Allah’ın âyetlerini hatırlatmam size (gözünüze) büyüyorsa, o hâlde (bilin ki ben) Allah’a tevekkül etmişim. Artık (siz Allah’a şirk koştuğunuz) ortaklarınızla berâber işinizi toplayın (da ne yapacağınıza karar verin); sonra bu işiniz üzerinize dert olmasın; sonra bana yapacağınızı yapın ve bana hiç mühlet vermeyin!'

İbni Kesir

Onlara Nuh'un haberini oku. Hani Nuh, kavmine demişti ki: Ey kavmim; aranızda kalmam, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam, onlarla öğüt vermem size ağır geliyorsa; ben, Allah'a tevekkül ettim. Siz ve ortaklarınız toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırın, içinizde ne tasarlıyorsanız açığa çıkarın, sonra bana mühlet de vermeyerek yapacağınızı yapın.

Mehmet Okuyan

Onlara Nuh’un haberini tilavet et (okuyup aktar)! Hani o, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Benim konumum ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise –ki ben yalnızca Allah’a güvenirim–; siz de ortaklarınızla birlikte işinizle ilgili olarak toplanın (karar alın)! Sonra işiniz (aldığınız karar) başınıza dert olmasın! Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü bana uygulayın ve bana zaman da tanımayın!

Muhammed Esed

(Şimdi artık) onlara Nuh'un başından geçenleri anlat; hani o, kavmine: "Soydaşlarım!" demişti, "eğer benim (aranızdaki) konumum ve Allah'ın ayetlerini size bildirmem zorunuza gidiyorsa, bilin ki, ben Allah'a güveniyorum. Öyleyse, artık (bana) yapacağınızı yapmak için hem kendi gücünüzü hem de Allah'tan başka tanrılık yakıştırdığınız yardımcılarınızı bir araya toplayın; bir kere ne yapacağınıza karar verdikten sonra da artık girişeceğiniz eylem sizi tasalandırmasın; (neye ki karar verdiyseniz) bana karşı artık elinizden geleni ardınıza komayın; hem de bana hiç soluk aldırmadan!

Mustafa İslamoğlu

Onlara Nuh'un kıssasını aktar: Hani o bir zamanlar kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetlerini size hatırlatmam zorunuza gidiyorsa, şunu iyi bilin ki ben yalnızca Allah'a güvendim. Haydi siz de yapacağınız eylemi kararlaştırmak için kendilerine ilahlık yakıştırdıklarınız da dahil, bir araya toplanın ki, kararlaştırdığınız eylem sizi riske sokmasın: en sonunda bana karşı aldığınız kararı infaz edin: hem de hiç göz açtırmaksızın!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara Nûh'un kıssasını oku. Vaktâ ki kavmine demişti: «Ey kavmim! Eğer sizin üzerinize benim (aranızda) duruşum ve Allah'ın âyetleriyle size öğüt verişim ağır geliyorsa imdi ben Allah Teâlâ'ya tevekkül ettim, artık işinizi ve ortaklarınızı toplayınız. Sonra sizin üzerinize işiniz gizli kalmasın. Sonra hakkımda hükmünüzü veriniz ve bana göz açtırmayınız.»

Ömer Öngüt

Resulüm! Onlara Nuh'un haberini oku. Hani o kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleri ile öğüt verişim size ağır geliyorsa, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenmişimdir. Siz de ortaklarınızla toplanıp elbirliği edin ve yapacağınızı kararlaştırın. Öyle ki, işiniz size sonradan hiçbir tasa vermesin. Sonra da hükmünüzü bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin. ”

Suat Yıldırım

Onlara Nuh hakkındaki haberi oku: O halkına: "Ey benim halkım, dedi, eğer benim aranızda bulunmam ve Allah’ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, şunu bilin ki ben yalnız Allah’a dayanıp güvendim. Siz de şerik koştuklarınızla beraber toplanıp işinizi kararlaştırın ki tasasını çektiğiniz bir dert olup kalmasın. Sonra da bana hiç mühlet vermeden hakkımdaki hükmünüzü uygulayın.

Süleyman Ateş

Onlara Nuh'un haberini oku. Kavmine: "Ey kavmim demişti, eğer benim kalkıp size Allah'ın ayetlerini hatırlatmam, size ağır geldiyse, o halde ben Allah'a dayandım, siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınız işi kararlaştırın da işiniz başınıza dert olmasın. Sonra hükmünüzü bana uygulayın, bana hiç fırsat da vermeyin!"

Süleymaniye Vakfı

Onlara Nuh'la ilgili şu haberi anlat! O, halkına şöyle demişti: "Ey Halkım! Benim duruşum ve Allah'ın ayetleriyle bilgilendirmem size ağır geliyorsa (bilin ki) ben sadece Allah'a güvenip dayandım. Öyleyse siz ve ortaklarınız ne yapacağınıza birlikte karar verin, işiniz gizli saklı da olmasın. Sonra işimi bitirin, hiç göz açtırmayın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara Nuh'un haberini oku. Bir gün halkına şöyle demişti: "Ey Halkım! Benim duruşum ve Allah'ın ayetleriyle bilgilendirmem size ağır geliyorsa bakın ben Allah'a güvenip dayandım. Siz ve ortaklarınız bana ne yapacağınıza karar verin ki işiniz üzüntüye dönüşmesin. Bana yapacağınızı yapın, hiç göz açtırmayın.

Şaban Piriş

-Onlara Nuh'un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: -Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam eğer sizin zorunuza gidiyorsa -Ben zaten Allah'a bağlanmışımdır- Haydi, ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin, sonra da yapacağınız size dert olmasın. Hiç beklemeden vereceğiniz kararı bana uygulayın.

Tefhim-ul Kuran

Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: «Ey kavmim, benim makamım ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, şüphesiz Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz örtülü kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin.

Ümit Şimşek

Onlara Nuh'un haberini oku. Hani o kavmine demişti ki: 'Ey kavmim! Eğer aranızda bulunmam ve Allah'ın âyetlerini hatırlatmam sizin gücünüze gidiyorsa, ben Allah'a tevekkül ettim. Siz de Allah'a ortak koştuklarınızı toplayın ve ne yapacağınızı, içinizde hiçbir ukde kalmayacak şekilde, hep birlikte kararlaştırın. Sonra da, mühlet tanımaksızın, bana yapacağınızı yapın.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara Nuh'un haberini de oku! Hani, toplumuna şöyle demişti: "Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa artık ben, Allah'a dayandım. Siz de ortaklarınızla bir araya gelip işinize bakın. Yapacağınız şey size bir kaygı da vermesin, hükmünüzü bana uygulayın. Ve bana fırsat da vermeyin."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara Nuhun əhvalatını oxu. Bir zaman o, öz qövmünə demişdi: “Ey qövmüm! Əgər aranızda qalmağım və Allahın ayələrini xatırlatmağım sizə ağır gəlirsə, mən Allaha təvəkkül edirəm. Allaha qoşduğunuz şəriklərlə birləşib sözü bir yerə qoyun, sonra da işinizi aşkarda görün. Bundan sonra mənə qarşı bacardığınızı edin və mənə möhlət verməyin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Müşriklərə Nuhun xəbərini söylə. Bir zaman o öz ümmətinə belə demişdi: ″Ey ümmətim! Əgər aranızda qalmağım və Allahın ayələri ilə öyüd-nəsihət verməyim sizə ağır gəlirsə, mən (sizin mənə qarşı bütün pis niyyətlərinizdən) Allaha təvəkkül edirəm. Şəriklərinizlə birlikdə (mənim barəmdə) nə edəcəyinizi qərarlaşdırın. Görəcəyiniz iş gizli qalmasın (onu mənə də bildirir), sonra mənə heç möhlət də verməyib haqqımda istədiyinizi edin (istədiyiniz hökmü çıxarın!).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Erzähle ihnen die Geschichte Noahs, als er zu seinem Volk sagte: ʺO ihr Menschen! Wenn ihr nicht mehr ertragen könnt, daß ich mich unter euch aufhalte und euch an Gottes Zeichen erinnere, verlasse ich mich dennoch auf Gott und bleibe dabei. Beratet gemeinsam mit den Gottheiten, die ihr Gott beigesellt, um Klarheit über eure Entscheidung zu gewinnen! Kommt dann zu mir mit eurem Beschluß und greift unverzüglich zur Tat, wenn ihr könnt!

Almanca — Der Edle Quran

Und verlies ihnen die Kunde von Nuh, als er zu seinem Volk sagte: ʺO mein Volk, wenn euch mein Stand (unter euch) und meine Ermahnung mit Allahs Zeichen schwer ankommt, so verlasse ich mich auf Allah. So einigt euch über eure Angelegenheit, ihr und eure Teilhaber, und (der Entschluß in) eure(r) Angelegenheit soll für euch nicht unklar sein; hierauf führt (ihn) an mir aus und gewährt mir keinen Aufschub.

Almanca — M. A. Rassoul

Und verlies ihnen die Geschichte von Noah, als er zu seinem Volke sprach: ʺO mein Volk, wenn mein Rang und meine Ermahnung durch die Zeichen Allahs für euch unerträglich sind, so setze ich mein Vertrauen in Allah; so beschließt nur eure Angelegenheiten und versammelt eure Teilhaber, und belaßt euer Planen nicht im Verborgenen, sondern handelt gegen mich, und gebt mir keine Wartezeit.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und trage ihnen die Geschichte von Nuh vor, als er zu seinen Leuten sagte: ʺMeine Leute! Sollten mein (längerer) Aufenthalt und meine Ermahnung mit ALLAHs Ayat für euch unerträglich sein, so übe ich ALLAH gegenüber Tawakkul. Also trefft eure Entscheidung mit den von euch Beigesellten! Eure Entscheidung soll dann nicht geheim sein, danach unterrichtet mich darüber und nehmt auf mich dabei keine Rücksicht!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Narrate to them O Muhammad the story of Nuh (Noah); it might bring them to their senses. He said to his people: "My people, if you feel that my abode among you and my constant reminding you of Allah's message and of your duty to Him are annoying you and exhausting your patience, in Allah I trust and no one can stop me from doing my duty to Him. Therefore, get together with your predominant partners whom you claim to have authority over you besides Allah and decide on a course of action not objectively doubtful and fulfill it against me and give me no respite."

Abdul Haleem

Tell them the story of Noah. He said to his people, ‘My people, if my presence among you and my reminding you of God’s signs is too much for you, then I put my trust in God. Agree on your course of action, you and your partner-gods- do not be hesitant or secretive about it- then carry out your decision on me and give me no respite.

Abdullah Yusuf Ali

Relate to them the story of Noah. Behold! he said to his people: "O my people, if it be hard on your (mind) that I should stay (with you) and commemorate the signs of Allah,- yet I put my trust in Allah. Get ye then an agreement about your plan and among your partners, so your plan be on to you dark and dubious. Then pass your sentence on me, and give me no respite.

Abul A'la Maududi

And narrate to them the story of Noah when he said to his people: 'My people! If my living in your midst and my effort to shake you out of heedlessness by reciting to you the revelations of Allah offend you, then remember that I have put all my trust in Allah. So draw up your plan in concert with those whom you associate with Allah in His divinity, leaving no part of it obscure, and then put it into effect against me, and give me no respite.

Aisha Bewley

Recite to them the story of Nuh when he said to his people, ‘My people, if my standing here and reminding you of Allah’s Signs has become too much for you to bear, know that I have put my trust in Allah. So decide, you and your gods, on what you want to do and be open about it. Do with me whatever you decide and do not keep me waiting.

Al-Hilali & Khan

And recite to them the news of Nûh (Noah). When he said to his people: "O my people, if my stay (with you), and my reminding (you) of the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) of Allâh is hard on you, then I put my trust in Allâh. So devise your plot, you and your partners, and let not your plot be in doubt for you. Then pass your sentence on me and give me no respite.

Ali Quli Qarai

Relate to them the account of Noah when he said to his people, ‘O my people! If my stay [among you] be hard on you and [also] my reminding you of Allah’s signs, [for my part] I have put my trust in Allah. So conspire together, along with your partners, leaving nothing vague in your plan, then carry it out against me without giving me any respite.

Amatul Rahman Omar

Relate to them (some of) the life-events of Noah, because he (also) had said to his people, `O my people! if my station (with God) and my reminding you (of your duty to God) through the Messages of Allâh is hard upon you, (you should bear in mind that as for me) I put my trust in Allâh. (And on your part you should) decide upon your course of action (mustering all your resources to gain success), and call your allies to your help, then do not let your designs be vague to you, then carry them out against me and give me no respite.

Arthur John Arberry

And recite to them the story of Noah when he said to his people, 'My people, if my standing here is grievous to you and my reminding you of the signs of God, in God have I put my trust; so resolve on your affair, with your associates, then let not your affair be a worry to you, but make decision unto me, and respite me not.

Bijan Moeinian

Recite to them the story of Prophet Noah (as a reminder and a warning. ) He said to his people: "Brothers, if you find my position here among you (and my repeated references to the Lord’s revelations) too annoying for you, then I have a suggestion for you. Get together with your leaders, sentence me to whatever you decide. Tell me about your decision immediately [and do not worry about me] as I have put my trust in the Lord.

E. Henry Palmer

Recite to them the story of Noah, when he said to his people, 'O my people! if my stay with you be grievous to you, and my reminding you of the signs of God, yet upon God do I rely! Collect then your affairs and your associates; nor let your affair (be ordered) for you in the dark; then decide respecting me, and do not wait;

Edip-Layth

Recite for them the news of Noah as he said to his people: "My people, if my position has become too troublesome for you, and my reminding you of God's signs, then in God I place my trust. So, gather your action and your partners together, then make certain your action does not cause you regret, then come to judge me, and do not hold back."

George Sale

Rehearse unto them the history of Noah: When he said unto his people, O my people, if my standing forth among you, and my warning you of the signs of God, be grievous unto you; in God do I put my trust. Therefore lay your design against me, and assemble your false gods; but let not your design be carried on by you in the dark: Then come forth against me, and delay not.

Hamid S. Aziz

A brief provision in this world, then unto Us is their return! Then will We make them taste a dreadful doom because they disbelieved.

Mahmoud Ghali

And recite to them the tiding (Literally: information) of Nûh (Noah) as he said to his people, "O my people, in case my station (here) is greatly (annoying) to you, and my constant reminding you of the signs of Allah, then on Allah I have put my trust. So agree together about your Command (i.e., decision) and your associates (too); thereafter do not let your Command be (dubious) dimness to you; thereafter (give your) decree to me, and do not respite me.

Marmaduke Pickthall

Recite unto them the story of Noah, when he told his people: O my people! If my sojourn (here) and my reminding you by Allah's revelations are an offence unto you, in Allah have I put my trust, so decide upon your course of action you and your partners. Let not your course of action be in doubt for you. Then have at me, give me no respite.

Mohamed Ahmed - Samira

Recount to them the story of Noah when he said to his people: "O people, if you find my staying with you and warning through God's signs, unbearable to you, know that I have reposed my trust in God. So plan your move, and call your associates, and make certain of your plan; then do whatever you intend against me, allowing me no respite.

Muhammad Asad

AND CONVEY unto them the story of Noah-when he said unto his people: "O my people! If my presence [among you] and my announcement of God's messages are repugnant to you -well, in God have I placed my trust. Decide, then, upon what you are going to do [against me], and [call to your aid] those beings to whom you ascribe a share in God's divinity; and once you have chosen your course of action, let no hesitation deflect you from it; and then carry out against me [whatever you may have decided], and give me no respite!

Mustafa Khattab

Relate to them ˹O Prophet˺ the story of Noah when he said to his people, "O my People! If my presence and my reminders to you of Allah’s signs are unbearable to you, then ˹know that˺ I have put my trust in Allah. So devise a plot along with your associate-gods—and you do not have to be secretive about your plot—then carry it out against me without delay!

Progressive Muslims

And recite for them the news of Noah as he said to his people: "My people, if my position has become too troublesome for you, and my reminding you of God's signs, then in God I place my trust. So gather your evidence and your partners, then make certain your evidence does not become against you, then come to judge me, and do not hold back."

Sahih International

And recite to them the news of Noah, when he said to his people, "O my people, if my residence and my reminding of the signs of Allah has become burdensome upon you - then I have relied upon Allah. So resolve upon your plan and [call upon] your associates. Then let not your plan be obscure to you. Then carry it out upon me and do not give me respite.

Sam Gerrans

And recite thou to them the report of Noah, when he said to his people: “O my people: if my presence and my reminding you of the proofs of God be grievous to you, then in God have I placed my trust; so resolve upon your plan and your partners; then let not your plan be unclear to you; then move decisively against me, and grant me no respite.

Shabbir Ahmed

(People have been fabricating falsehood since ancient times. ) Relate to them the history of Noah. Behold! He said, "O My People! If my presence among you and my announcement of Allah's Messages are hard on you, well, I have put my trust in Allah. Decide then upon what you are going to do against me, and call to your aid your "partners". And once you have chosen your course of action, let no hesitation deflect you from it. Then have a go at me and give me no respite."

Syed Vickar Ahamed

And recite to them the story of Nuh (Noah). When he said to his people: "O my people! If it is difficult for your (minds) that I should stay (with you) and tell (you) the Signs of Allah— Still I put my trust in Allah, then you get an agreement about your plan and among your 'partners', so that your plan for you is not dark and dubious. Then pass your judgment about me, and give me no (special) consideration or relief.

Taqi Usmani

Recite to them the story of (the Prophet) NūH (Noah), when he said to his people, "O my people, if it is hard on you that I stay (with you) and give (you) advice through the signs of Allah, then, in Allah I place my trust. So, be firm in your plan (against me) with (the help of) all your partners, and your plan should not be a cause of concern for you; then carry it out against me and give me no respite.

The Monotheist Group

And recite to them the news of Noah, as he said to his people: "My people, if my station has become too troublesome for you, and my reminding you of the signs of God, then in God I place my trust. So gather your evidence and your partners, then make certain your evidence does not become against you, then come to judge me, and do not hold back."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Raconte-leur lʹhistoire de Noé, quand il dit à son peuple: ʺO mon peuple, si mon séjour (parmi vous), et mon rappel des signes dʹAllah vous pèsent trop, alors cʹest en Allah que je place (entièrement) ma confiance. Concertez-vous avec vos associés, et ne cachez pas vos desseins. Puis, décidez de moi et ne me donnez pas de répit.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bo wan peyama Nûh bixwîne ku wî ji gelê xwe re gotibû: Ey gelê min! Eger mayîna min di nav we de û şîreta min a bi ayetên Xwedê bi we giran be, vêca bes min xwe sparte Xwedê. Hûn û hevpişkên xwe bicivin û biryara karê xwe bidin, paşê bila karê we ji bo we nebe derd û kovan. Piştre hukmê xwe der barê min de bidin û keysê (muhletê) jî nedin min.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En draag hun de mededeling over Noeh voor. Toen hij tot zijn volk zei: ʺO mensen, al is mijn optreden en mijn herinneren aan Gods tekenen jullie te veel, toch blijf ik op God mijn vertrouwen stellen. Wordt het samen met jullie (zogenaamd goddelijke) metgezellen eens over jullie zaak en laat dat voor jullie dan ook niet vaag zijn. Houdt je dan met mij bezig en laat mij dan niet wachten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Herlees hun de geschiedenis van Noach, toen hij tot zijn volk zeide: O mijn volk! indien mijn verblijf onder u en mijne herinnering van Gods teekenen u bedroeven, stel ik in God mijn vertrouwen. Smeedt dus uw plan tegen mij en verzamelt uwe valsche goden, maar verbergt uw voornemen niet in het duister. Komt dus tegen mij op en draalt niet.

Hollandaca — Siregar

En lees ben de geschiedenis van Noeh voor, toen Hij tot zijn volk zei: ʺO mijn volk, als jullie bezwaar hebben tegen mijn plaats en mijn vermanen met Allahʹs Verzen: op Allah heb ik mijn vertrouwen gesteld. Neem dan jullie besluit, (samen met) jullie deelgenoten en laat jullie besluit vervolgens niet verborgen zijn voor jullie (onderling). Voert het vervolgens uit en geeft mij geen uitstel.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И прочитай (о, Пророк) им [неверующим мекканцам] весть [историю] о (пророке) Нухе. Вот сказал он [пророк Нух] своему народу: «О, народ мой! Если тяжко для вас мое пребывание (среди вас) и напоминание (вам) о знамениях Аллаха, (и вы решили изгнать или убить меня) то (только) на Аллаха я полагаюсь [вы мне нипочем]; объедините же ваше дело [объединитесь все вместе] и (призовите на помощь) ваших сотоварищей [ваши божества], потом пусть ваше дело (в отношении меня) вас не заботит [действуйте открыто], потом решайте против меня [чтобы причинить такое зло, которое в ваших возможностях], и не давайте мне отсрочки (ни на час)!

Rusça — Osmanov

Возвести им [, о Мухаммад,] рассказ о Нухе, о том, как он сказал своему народу: ʺО народ мой! Если вам тягостно то, что я нахожусь [среди вас] и напоминаю [вам] знамения Аллаха - а я ведь уповаю только на Аллаха- то возвращайтесь к вашим делам и вашим идолам, не заботьтесь ни о чем другом - все равно потом вы обратитесь ко мне без промедления.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

BERÄTTA för dem om Noa, som sade till sitt folk: ʺOm ni, mitt folk, inte kan tåla att jag vistas (bland er) och förkunnar Guds budskap, (skall ni veta att) jag sätter min lit till Gud. Besluta nu i samråd vilka åtgärder ni vill vidta (mot mig) och (ropa på dem som ni tror vara) Guds medhjälpare. Hys inga betänkligheter - nej, sätt er plan i verket utan att ge mig uppskov!