ش ر ك (ŞRK)
Ş-r-k
Allah buyurur ki: وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي : Onu da işime ortak yap (20/Tâhâ 32). Bir hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “اَللَّهُمَّ أَشْرِكْنَا فِي دُعَاءِ الصَّالِحِينَ : Allahım! Bizi salihlerin duasına ortak kıl.”
Rivâyete göre Yüce Allah, Nebi’sine (a.s.) şöyle demiştir: “ إِنِّي شَرَّفْتُكَ وَفَضَّلْتُكَ عَلَى جَمِيعِ خَلْقِي وَأَشْرَكْتُكَ فِي أَمْرِي : Seni bütün mahlûkatımdan daha şerefli ve daha faziletli yaptım ve seni işime ortak ettim.” Yani şu aşağıdaki âyette olduğu gibi, benimle birlikte senin de anılmanı sağladım ve bana itâatle birlikte sana da itâat edilmesini emrettim: أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ : Allah’a itâat edin, Peygamber’e itâat edin (47/Muhammed 33).
Allah buyurur ki: أَنَّكُمْ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ : Hepiniz azapta müştereksiniz (43/Zuhruf 39). شريك ’in çoğulu شركاء şeklinde gelir: وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ : Mülkte/hakimiyette O’nun ortağı yoktur (17/İsrâ 111); شُرَكَاءُ مُتَشَاكِسُونَ : Birbiriyle çekişen ortaklar (39/Zümer 29); أَمْ لَهُمْ شُرَكَاءُ شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللَّهُ : Yoksa onların, kendilerine, Allah’ın izin vermediği dini koyan ortaklar mı var? (42/Şûrâ 21); وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَائِيَ “Hani ortaklarım nerede?” der (16/Nahl 27).
İnsanın dinde şirk koşması iki çeşittir:
1- Büyük şirk: Allah’ın ortağı olduğunu iddia etmektir. أَشْرَكَ فُلاَنٌ بِاللهِ /Falan kişi Allah’a ortak koştu, denir. Bu, küfrün en büyüğüdür: إِنَّ اللَّهَ لاَ يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ : Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz (4/Nisâ 48); وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاًَ بَعِيدًا : Kim Allah’a ortak koşarsa, hakikaten çok uzak bir sapıklığa sapmıştır (4/Nisâ 116); مَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ : Kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak ki, Allah ona cenneti haram etmiştir (5/Mâide 72); يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَنْ لاَ يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئًا : Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları hususunda sana bi’at ederlerse (60/Mümtehine 12); سَيَقُولُ الَّذِينَ أَشْرَكُوا لَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا أَشْرَكْنَا : Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Allah dileseydi biz ortak koşmazdık” (6/En’âm 148).
2- Küçük şirk: Bazı işlerde Allah’ın yanı sıra başkasının da hoşnutluğunu gözetmektir. Bu da şu âyetlerde işaret edilen riyâ ve nifaktır: فَلَمَّا آَتَاهُمَا صَالِحًا جَعَلاَ لَهُ شُرَكَاءَ فِيمَا آَتَاهُمَا فَتَعَالَى اللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ : Allah, onlara salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O’na ortaklar koştular. Allah onların koştuğu ortaklardan münezzehtir (7/Â’raf 190); وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاللَّهِ إِلاَّ وَهُمْ مُشْرِكُونَ : Onların çoğu, Allah’a ortak koşmadan inanmazlar (12/Yûsuf 106).
Bazıları âyeti; “Onların çoğu, dünya tuzağına düşmeden Allah’a inanmazlar” diye yorumlamışlardır. Bu anlamda Hz. Peygamber şöyle demiştir: “ اَلشِّرْكُ فِي هَذِهِ اْلأُمَّةِ أَخْفَى مِنْ دَبِيبِ النَّمْلِ عَلَى الصَّفَا : Bu ümmette şirk, karıncanın taş üzerindeki hareketinden daha gizlidir.”
شِرْك , müşterek lafızlardandır. Şu âyet her iki şirk çeşidini de içermektedir: فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاًَ صَالِحًا وَلاَ يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا : Kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, iyi amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibâdete hiç kimseyi ortak etmesin (18/Kehf 110). İslâm hukukçularının çoğu, فَإِذَا انْسَلَخَ الاَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ : Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün (9/Tevbe 5) âyetini, kâfirlerin tümüne hamlediyorlar. Tıpkı şu âyet gibi: وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ ابْنُ اللَّهِ : Yahûdiler: “Uzeyr, Allah’ın oğludur.” dediler (9/Tevbe 30).
Kimisi âyette geçen müşriklerden kastedilenlerin Ehl-i Kitab’ın dışındakiler olduğunu söyler. Zira şu âyette müşrikler Yahudi ve Hıristiyanlardan ayrı olarak zikredilmişlerdir: إِنَّ الَّذِينَ آَمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئِينَ وَالنَّصَارَى وَالْمَجُوسَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا : İnananlar, yahûdiler, sâbiiler, hırıstiyanlar, mecûsiler ve (Allah’a) ortak koşanlar.. (22/Hac 17).