ش ط ر (ŞŦR)
Ş-t-r
شَطْرُ الشَّيْءِ : Bir şeyin yarısı ve ortası: فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ : Yüzünü Mescid-i Haram şatrına çevir (2/Bakara 144); yani onun yönüne ve tarafına doğru çevir; وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ : Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin (2/Bakar 150). شَاطَرْتُهُ شِطَارًا : Yani onunla yarı yarıya böldüm, denir. Aynı anda sana ve başka birine bakan kişinin bu eylemi, شَطَرَ بَصَرَهُ , yani bakışını ikiye ayırdı, diye ifâde edilir.
حَلَبَ فُلاَنٌ الدَّهْرَ أشْطُرَهُ : Falan kişi zamanın memelerini sağmıştır. Bu deyimin asıl manası, kişinin, devenin iki memesini sağıp ikisini bırakmasıdır/sağmamasıdır.
نَاقَةٌ شَطُورٌ : Memelerinden ikisi kuruyan deve. شَاةٌ شَطُورٌ : İki memesinden biri diğerinden büyük olan koyun. Kişi bir kenara çekildiğinde, شَطَرَ denir. شَاطِر formuyla uzak olan kişi kastedilir. Çoğulu شُطُر şeklinde gelir. Şair şöyle der:
أَشَاقَكَ بَيْنَ الْخَلِيطِ الشُّطُرُ -267
267- Karışık olan uzaktakilerin arasında olmak sana zor mu geldi.
Haktan uzaklaşan kişiye de شَاطِر denir. Çoğulu شُطَّار şeklinde gelir.