ش و ر (ŞWR)
Ş-v-r
شُوَار : Görünen eşya. Kinâye yoluyla ferc anlamında kullanır; tıpkı onun eşyadan kinâye yapıldığı gibi. شَوَّرْتُ بِهِ : Ona utanacağı bir şey yaptım; sanki onun şûra’sını; yani fercini açığa çıkardın. شُرْتُ اْلعَسَلَ وَأَشَرْتُهُ : Bal çıkardım.
Şair şöyle der:
وَحَدِيثٍ مِثْلِ مَاذِيٍّ مُشَارٍ -277
277- Çıkarılan rahat bir zırh gibi bir söz.
Buna benzetilerek şöyle denir: شِرْتُ الدَّابَّةَ : Devenin koşma kabiliyetini ortaya çıkardım. اَلْخُطَبُ مِشْوَارٌ : Sürçmelerin çok olduğu hitâbeler. تَشَاوُر, مُشَاوَرَة ve مَشُورَة : Bazı kişilerin diğer bazılarına müracaat etmeleriyle bir görüş’ün ortaya çıkarılmasıdır. Bu, balı bir yerden alıp oradan çıkardığın zaman dediğin; شُرْت الْعَسَلَ sözünden gelmektedir. Allah buyurur ki: وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ : Yapılacak işler hakkında onlara danış (3/Âl-i İmrân 159). شُورَى : Danışılan iş: وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ : (Mü’minlerin) aralarındaki işleri meşveret/danışma iledir (42/Şûra 38).