Sözlük

ش ق و (ŞGW)

Ş-k-v

شَقَاوَة : Saâdetin/Mutluluğun zıddıdır. Bu kökten; شَقِيَ يَشْقَى شَقْوَةً، شَقَاوَةً، شَقَاءً (Mutsuz/bedbaht oldu, olmaktadır) formları gelir. قَالُوارَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا : Derlerki: Rabbimiz, şekavetimiz/bedbahtlığımız bizi yenmişti (23/Mü’minûn 106) âyeti شِقْوَتُنَا ve شَقَاوَتُنَا şeklinde okunmuştur.

Vezin açısından شِقْوَة kelimesi رِدَّة gibidir; شَقَاوَة de سَعَادَة gibidir. Asıl itibariyle سَعَادَة iki kısma ayrılır: Uhrevî saâdet; dünyevî saâdet. Dünyevî saâdet de üç kısma ayrılır: Nefsî, bedenî ve haricî saâdet. İşte شَقَاوَة de tıpkı onun gibi bu kısımlara ayrılır. Uhrevî şekavete örnek: فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى : Kim benim hidâyetime uyarsa, o sapmaz ve bedbaht olmaz (20/Tâhâ 123); قَالُوا رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا : Derler ki: Rabbimiz, şekavetimiz/bedbahtlığımız bizi yenmişti; (23/Mü’minûn 106). Bu âyet, شَقَاوَتُنَا şeklin de okunmuştur. Dünyevî şekavete örnek: فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى : Sakın şeytan ikinizi cennetten çıkarmasın; sonra sıkıntı çekersin (20/Tâhâ 117).

Bazıları der ki; kimi zaman شَقَاء kelimesi, تَعَب /yorgunluk anlamında da kullanılır: شَقِيتُ فِي كَذَا : Şu konuda yoruldum. Her şekavet, ta’ab/yorgunluktur; fakat her yorgunluk şekavet değildir. Buna göre ta’ab, şekavet’ten daha geneledir/geniş anlamlıdır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →