ش ق و (ŞGW) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Mutsuz olmak, bedbaht olmak, sıkıntı çekmek, eşkıyalık yapmak, haydutluk yapmak, kötü yola düşmek, zorbalık yapmak, sefil olmak, sefalete düşmek

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (12)

Bu kök Kur'an boyunca 12 kez, 9 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

شَقِيًّا3 kez

Meryem 19:4شَقِيًّاşeḳiyyenbahtsız

قَالَ رَبِّ اِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

ḳāle rabbi innī vehene l-ǎZmu minnī ve şteǎle r-ra'su şeyben ve lem ekun bi duǎāike rabbi şeḳiyyen

O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım."

Meryem 19:32شَقِيًّاşeḳiyyenbaş kaldıran

وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا

ve berran bi vālidetī ve lem yec'ǎlnī cebbāran şeḳiyyen

"Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı."

Meryem 19:48شَقِيًّاşeḳiyyenbahtsız

وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَاَدْعُوا رَبِّي عَسٰٓى اَلَّٓا اَكُونَ بِدُعَاءِ رَبِّي شَقِيًّا

ve eǎ'tezilukum ve mā ted'ǔne min dūni (a)llahi ve ed'ǔ rabbī ǎsā ellā ekūne bi duǎā'i rabbī şeḳiyyen

"Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb'ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum."

الْاَشْقٰى2 kez

A'la 87:11الْاَشْقٰىl-eşḳābahtsız olan

وَيَتَجَنَّبُهَا الْاَشْقٰى

ve yetecennebuhā l-eşḳā

(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.

Leyl 92:15الْاَشْقٰىl-eşḳāhaydut olandan

لَا يَصْلٰيهَٓا اِلَّا الْاَشْقٰى

lā yeSlāhā illā l-eşḳā

(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.

شَقِيٌّ1 kez

Hud 11:105شَقِيٌّşeḳiyyunbedbahtttır

يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ اِلَّا بِاِذْنِهِ فَمِنْهُمْ شَقِيٌّ وَسَعِيدٌ

yevme ye'ti lā tekellemu nefsun illā bi iƶnihi fe minhum şeḳiyyun ve seǐydun

O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.

شَقُوا1 kez

Hud 11:106شَقُواşeḳūbedbaht olan(lar)

فَاَمَّا الَّذِينَ شَقُوا فَفِي النَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ

fe emmā (e)lleƶīne şeḳū fe fī n-nāri lehum fīhā zefīrun ve şehīḳun

Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

لِتَشْقٰى1 kez

Ta-Ha 20:2لِتَشْقٰىli teşḳāgüçlük çekesin diye

مَا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰى

mā enzelnā ǎleyke l-ḳurāne li teşḳā

(2-3) (Ey Muhammed!) Biz, Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.

فَتَشْقٰى1 kez

Ta-Ha 20:117فَتَشْقٰىfe teşḳāsonra yorulursun

فَقُلْنَا يَاادَمُ اِنَّ هٰذَا عَدُوٌّ لَكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقٰى

fe ḳulnā yā ādemu inne hāƶā ǎduvvun leke ve li zevcike fe lā yuḣricennekumā mine l-cenneti fe teşḳā

Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

يَشْقٰى1 kez

Ta-Ha 20:123يَشْقٰىyeşḳābir sıkıntı

قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقٰى

ḳāle hbiTā minhā cemīǎn beǎ'Dukum li beǎ'Din ǎduvvun fe immā ye'tiyennekum minnī huden fe meni ttebeǎ hudāye fe lā yeDillu ve lā yeşḳā

Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker."

شِقْوَتُنَا1 kez

Mü'minun 23:106شِقْوَتُنَاşiḳvetunābahtsızlığımız

قَالُوا رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَالِّينَ

ḳālū rabbenā ğalebet ǎleynā şiḳvetunā ve kunnā ḳavmen Dāllīne

Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk."

اَشْقٰيهَاۖ1 kez

Şems 91:12اَشْقٰيهَاۖeşḳāhāen haydutları

اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۖ

iƶi nbeǎṧe eşḳāhā

Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.