← Sureler

Mushaf — 305. Sayfa

‹
/ 604
›
19. Meryem Suresi

Kaf Ha Ya Ayn Sad.

كٓهٰيٰعٓصٓ

khyǎS

Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.

ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا

ƶikru raHmeti rabbike ǎbdehu zekeriyyā

Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.

اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَاءً خَفِيًّا

iƶ nādā rabbehu nidā'en ḣafiyyen

O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım."

قَالَ رَبِّ اِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

ḳāle rabbi innī vehene l-ǎZmu minnī ve şteǎle r-ra'su şeyben ve lem ekun bi duǎāike rabbi şeḳiyyen

(5-6) "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankar olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!"

وَاِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاءِي وَكَانَتِ امْرَاَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

ve innī ḣiftu l-mevāliye min verāī ve kāneti mraetī ǎāḳiran fe heb lī min ledunke veliyyen / yeriṧunī ve yeriṧu min āli yeǎ'ḳūbe ve c'ǎlhu rabbi raDiyyen

(Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."

يَازَكَرِيَّا اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ اسْمُهُ يَحْيٰى لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِيًّا

yā zekeriyyā innā nubeşşiruke bi ğulāmin ismuhu yeHyā lem nec'ǎl lehu min ḳablu semiyyen

Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَتِي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

ḳāle rabbi ennā yekūnu lī ğulāmun ve kāneti mraetī ǎāḳiran ve ḳad beleğtu mine l-kiberi ǐtiyyen

(Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: "Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım."

قَالَ كَذٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا

ḳāle ke ƶālike ḳāle rabbuke huve ǎleyye heyyinun ve ḳad ḣaleḳtuke min ḳablu ve lem teku şey'en

Zekeriyya, "Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver", dedi. Allah da, "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır" dedi.

قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لِي اٰيَةً قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا

ḳāle rabbi c'ǎl lī āyeten ḳāle āyetuke ellā tukellime n-nāse ṧelāṧe leyālin seviyyen

Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

fe ḣarace ǎlā ḳavmihi mine l-miHrābi fe evHā ileyhim en sebbiHū bukraten ve ǎşiyyen