Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.
فَاَمَّا الَّذِينَ شَقُوا فَفِي النَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ
fe emmā (e)lleƶīne şeḳū fe fī n-nāri lehum fīhā zefīrun ve şehīḳun
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَاَمَّا | fe emmā | — | |
| 2 | الَّذِينَ | (e)lleƶīne | kimseler | |
| 3 | شَقُوا | şeḳū | ش ق وMutsuz olmak, bedbaht olmak, sıkıntı çekmek, eşkıyalık yapmak, haydutluk yapmak, kötü yola düşmek, zorbalık yapmak, sefil olmak, sefalete düşmek | bedbaht olan(lar) |
| 4 | فَفِي | fe fī | içindedirler | |
| 5 | النَّارِ | n-nāri | ن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak | ateş |
| 6 | لَهُمْ | lehum | onların vardır | |
| 7 | فِيهَا | fīhā | orada | |
| 8 | زَفِيرٌ | zefīrun | ز ف رİç çekme/hıçkırık, sıkıntı nedeniyle nefes çekme, inlemek, üzüntüyle inlemek, uğuldayan bir deniz, yük/yükler taşıyan kişi, felaket/talihsizlik. | korkunç çığlıkları |
| 9 | وَشَهِيقٌ | ve şehīḳun | ش ه قNefesi iç çekerek çekmek, iç çekmek, kükremek. | ve inlemeleri |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ama kutsuz olanlar, gerçekten de ateştedir, onların inliyerek nefes almaları da oradadır, biten bir inilti gibi nefes vermeleri de.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ama kutsuz olanlar, gerçekten de ateştedir, onların inliyerek nefes almaları da oradadır, biten bir inilti gibi nefes vermeleri de.
Adem Uğur
Bedbaht olanlar ateştedirler, orada onların (öyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki.
Ahmed Hulusi
Şaki olanlar, Nar'dadırlar (ışınsal ateş). . . Onlar orada (azaptan) hırlayarak ve inleyerek soluk alırlar!
Ahmet Tekin
Bedbaht olanlar, dünyada işledikleri kötülüklerden dolayı Cehennemdedirler. Onlar orada şiddetli iniltiler ve hırıltılar içindedirler.
Ahmet Varol
Bedbaht olanlar ateştedirler. Onların orada korkunç çığlıkları ve inlemeleri vardır.
Ali Bulaç
Mutsuz olanlar ateştedirler, onlar için orada (kahırla ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır.
Ali Fikri Yavuz
Muazzeb olanlar, ateştedirler ki, onlar için orada feci bir inilti ve soluma vardır.
Ali Rıza Safa
Mutsuz olanlar, artık ateştedir; zorlukla soluk alırlar.
Bayraktar Bayraklı
Bedbaht olanlar ateştedir, orada olanların bir nefes alıp vermeleri vardır ki!
Bekir Sadak
Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler.
Celal Yıldırım
Bedbaht-mutsuz olanlar ateştedirler. Onların orada şiddetli inilti ve sesli sesli soluğu vardır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bedbaht olanlar ateştedirler, orada onlar her nefeste acıdan inleyip feryat ederler.
Diyanet İşleri
Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.
Diyanet İşleri (eski)
Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler.
Diyanet Vakfi
Bedbaht olanlar ateştedirler, orada onların (öyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Bedbaht olanlar ateştedirler. Onlar orada başka türlü soluyacak, başka türlü haykıracaklar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Mutsuzlar, ateştedirler; çok feci bir soluyuşları ve hıçkırıkları vardır orada.
Elmalılı Hamdi Yazır
İmdi bedbaht olanlar ateştedirler, orada onlara öyle bir soluyuş ve hıçkırış vardır ki
Erhan Aktaş
Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar, orada hıçkırırlar, inleyip dururlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar, orada hıçkırırlar, inleyip dururlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar, orada hıçkırırlar, inleyip dururlar.
Fizilal-il Kuran
Bedbahtların varacakları yer cehennem ateşidir. Onların orada ahlandıkları, vahlandıkları, hırıltılı seslerle inledikleri duyulur.
Gültekin Onan
Mutsuz olanlar ateştedirler, onlar için orada (kahırla ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır.
Hamdi Döndüren
Bahtsız olanlar ateştedirler. Onlar için orada, iç çekme ve hıçkırarak ağlama vardır.
Hasan Basri Çantay
Şakıy olanlara gelince: Onlar ateşdedirler ki orada (çok feci) bir nefes alıb vermeleri vardır onların.
Hasib Asutay
Bedbaht olanlar ateştedirler; onların orada fena bir nefes alıp vermeleri vardır!
Hayrat Neşriyat
İşte şaki olanlara gelince, artık (o gün) ateştedirler; onlar için orada ızdırablı (ve çirkin bir sesle) nefes alma ve (çirkin bir hıçkırıkla) nefes verme vardır!
İbni Kesir
Bedbahtlara gelince; onlar, cehennenmdedirler. Orada yüksek sesle solurlar.
Mehmet Okuyan
Azgın olanlar ateştedir; orada onların (öyle feci) bir nefes alıp vermeleri vardır ki!
Muhammed Esed
Bedbaht olanlar (dünyadayken yaptıklarından ötürü) ateşte (yaşayacak) ve orada ah çekip inleyecekler.
Mustafa İslamoğlu
Artık bedbaht olan kimselerin mekanı ateş olacaktır: onlar orada ah-u figan edecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
İmdi şekavete düşmüş olanlar ateştedirler. Onlar için orada şiddetli bir soluyuş ve bir hıçkırık vardır.
Ömer Öngüt
Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onların orada bir soluk alış-verişleri vardır ki!
Suat Yıldırım
Bedbahtlar cehenneme atılacaklar. Çektikleri azabın dehşetinden, devamlı surette hıçkırıp canları çıkasıya feryad edecekler.
Süleyman Ateş
Bahtsızlar ateştedirler. Onların orada (o bunaltıcı ateş içinde) bir soluk alıp verişleri vardır ki!...
Süleymaniye Vakfı
Mutsuz olanlar, o ateşte /cehennemde olacaklardır; orada nefes veriş ve alışları hırıltılıdır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sıkıntılılar, ateş içindedir. Orada nefesleri hırıltılı ve derindendir.
Şaban Piriş
Şaki olanlar ateştedirler. Orada ah edip inlerler.
Tefhim-ul Kuran
Mutsuz olanlar ateştedirler, onlar için orda (kahırla ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır.
Ümit Şimşek
Bedbahtlar ateştedir; orada onlar anırırcasına soluk alıp verirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Bahtsızlığa düşenler ateş içindedir. Çok ıstıraplı bir soluyuş ve hıçkırışları vardır orada.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Bədbəxtlərə gəlincə, onlar Od içərisində qalacaqlar. Onlar orada bağıracaq və zarıyacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Bədbəxt olanlar od içərisində (Cəhənnəmdə) qalacaqlar. Onların orada ah-fəryad gözləyir.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Was die Unglücklichen angeht, so werden sie dem Feuer anheimgegeben, wo sie seufzen und schluchzen werden.
Almanca — Der Edle Quran
Was nun diejenigen angeht, die unglücklich sind, so werden sie dann im (Höllen)feuer sein; darin werden sie seufzen und schluchzen,
Almanca — M. A. Rassoul
Was nun diejenigen angeht, die unselig sind, so werden sie ins Feuer gelangen, worin sie seufzen und schluchzen werden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Also hinsichtlich derjenigen, die voller Kummer sind, diese sind im Feuer, darin stöhnen sie und atmen schwer wieder ein.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
As for those sorely distressed, the intended end of their journey is Hell where they make abode wherein they pant, emitting with difficulty a deep breath and drawing with more difficulty a long breath, heaving sighs and giving vent sobs. In fact none will have ever brayed so pitifully.
Abdul Haleem
The wretched ones will be in the Fire, sighing and groaning,
Abdullah Yusuf Ali
Those who are wretched shall be in the Fire: There will be for them therein (nothing but) the heaving of sighs and sobs:
Abul A'la Maududi
As for the wretched, they shall be in the Fire, and in it they shall sigh and groan.
Aisha Bewley
As for those who are wretched, they will be in the Fire, where they will sigh and gasp,
Al-Hilali & Khan
As for those who are wretched, they will be in the Fire, sighing in a high and low tone.
Ali Quli Qarai
As for the wretched, they shall be in the Fire: their lot therein will be groaning and wailing.
Amatul Rahman Omar
As for the wretched, they shall be in the Fire, where they shall moan and cry,
Arthur John Arberry
As for the wretched, they shall be in the Fire, wherein there shall be for them moaning and sighing, therein dwelling forever,
Bijan Moeinian
As for those who will be miserable, they will be thrown in the Fire. Their reaction will be nothing but sighs and tears.
E. Henry Palmer
And as for those who are wretched - why, in the Fire! there shall they groan and sob! to dwell therein for aye,
Edip-Layth
As for those who are distraught, they will be in the fire; in it for them is a sighing and a wailing.
George Sale
And they who shall be miserable, shall be thrown into hell fire; there shall they wail and bemoan themselves:
Hamid S. Aziz
The Day when it comes, no soul shall speak save by His permission, and some shall be wretched and some glad.
Mahmoud Ghali
So, as for the ones who are wretched, then they will be in the Fire; therein there will be for them groaning and sighing.
Marmaduke Pickthall
As for those who will be wretched (on that day) they will be in the Fire; sighing and wailing will be their portion therein,
Mohamed Ahmed - Samira
And those who are doomed, will be in Hell: For them will be sighing and sobbing,
Muhammad Asad
Now as for those who [by their deeds] will have brought wretchedness upon them-selves, [they shall live] in the fire, where they will have [nothing but] moans and sobs [to relieve their pain],
Mustafa Khattab
As for those bound for misery, they will be in the Fire, where they will be sighing and gasping,
Progressive Muslims
As for those who are distraught, they will be in the Fire; in it for them is a sighing and a wailing.
Sahih International
As for those who were [destined to be] wretched, they will be in the Fire. For them therein is [violent] exhaling and inhaling.
Sam Gerrans
And as for those wretched — then in the Fire! — they will have therein roaring and wailing,
Shabbir Ahmed
Now those who by their deeds brought misery on themselves will be in the Fire; sighing and wailing will be their portion. (21:100).
Syed Vickar Ahamed
As for those who are miserable shall be in Fire: For them there will be (only) a lot of sighs and sobs in there:
Taqi Usmani
As for those who are wretched, they shall be in the Fire. For them there is (nothing but) crying and howling.
The Monotheist Group
As for those who are distraught, they will be in the Fire; in it for them is a sighing and a wailing.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ceux qui sont damnés seront dans le Feu où ils ont des soupirs et des sanglots.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Herçî ew ên ku bedbext in, ew di nav êgir de ne, tê de ji bo wan nefesdayîn û nefestandineke bikul û bikovan heye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij die er ellendig aan toe zijn, zij zullen in het vuur zijn om erin te steunen en te kreunen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij die ellendig zullen zijn, worden in het hellevuur geworpen; daar zullen zij weenen en jammeren.
Hollandaca — Siregar
En wat degenen betreft die ongelukkig zijn, zij bevinden zich in de Hel. Voor hen is daarin gekreun en gesnik (als zij ademen).
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А те, которые несчастны, – в Огне, для них там – стенание [стоны от мучений] и рев, –
Rusça — Osmanov
Несчастные пребудут в огне. И удел их там - вопли и стоны.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
De fördömda skall ha Elden till boning och under stönanden och jämmer