← Sureler

Mushaf — 595. Sayfa

/ 604
91. Şems Suresi

Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,

وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙ

Onu izlediğinde Ay'a andolsun,

وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۖ

Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,

وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۖ

Onu bürüdüğünde geceye andolsun,

وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۖ

Göğe ve onu bina edene andolsun,

وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنٰيهَاۖ

Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,

وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۖ

(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۖ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۖ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۖ

Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.

وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا

Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۖ

Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.

اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۖ

Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠

Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۖ

Allah, bunun sonucundan çekinmez de!

وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا

92. Leyl Suresi

(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,

وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰى

Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,

وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰى

Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,

وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى

Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.

اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰى

(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.

فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰى وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰى فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰى

(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.

وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰى وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰى فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰى

Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

وَمَا يُغْنِي عَنْهُ مَالُهُ اِذَا تَرَدّٰى

Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.

اِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدٰى

Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.

وَاِنَّ لَنَا لَلْاٰخِرَةَ وَالْاُو۫لٰى

Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.

فَاَنْذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظّٰى