ش و ي (ŞWY)
Ş-v-y
شَوَيْتُ اللَّحْمَ وَاشْتَوَيْتُهُ : Eti kızarttım. Allah buyurur ki: وَإِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ : Eğer susuzluktan feryad edecek olurlarsa kendilerine erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir (18/Kehf 29).
Şair şöyle der:
فَاشْتَوَى لَيْلَةَ رِيحٍ وَاجْتَمَلْ -278
278- Rüzgârlı bir gecede (et) kızarttı ve yağı eritti.
شَوَى : El ve ayak gibi etrafta bulunan organlardır. رَمَاهُ فَأَشْوَاهُ : Yani ona ok attı da, bir tarafına/organına isabet etti, denir. Allah buyurur ki: نَزَّاعَةً لِلشَّوَى : Organları söküp atar (70/Meâric 16). Bu anlamdan kolay işe شَوَى denir; çünkü bu tür organlar [yara aldıkları takdirde] ölümcül değildir. Bazılarına göre شَاة kelimesinin aslı شَاهَة ’dir; zira Araplar, شِيَاهٌ ve شُوَيْهَةٌ derler.