ش ه و (ŞHW)
Ş-h-v
شَهْوَة kelimesinin asıl anlamı; nefsin, istediği şeye meyletmesidir. Bu da dünyada iki kısma ayrılır: Sadık/doğru şehvet, kâzib/yalancı şehvet. Sadık şehvet: Onsuz bedenin zedeleneceği şehvettir. Acıkırken yemek şehveti gibi. Kâzib şehvet: onsuz bedenin zedelenmeyeceği şehvettir. Kimi zaman arzulanan şey ve kimi zaman bir şeyi arzulayan ‘kuvvet’ de şehvet diye isimlendirilir. زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ : Şehvetler insanoğlu için çekici kılınmıştır (3/Âl-i İmrân 14) âyeti her iki şehvet anlamına da gelebilir. فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ : Onlardan sonra gelenler namazı yitirdiler ve şehvetlerine uydular (19/Meryem 59) âyetinde geçen şehvet yalancı şehvet ve ihtiyaç duyulmayan zevkler kısmına girer.
Yüce Allah cennetten söz ederken şöyle buyurmaktadır: وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِي أَنْفُسُكُمْ : Cennette sizin için nefislerinizin arzuladığı her şey var (41/Fussilet 31); وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ : Onlar, canlarının istediği şeyler içinde ebedî kalırlar (21/Enbiyâ 102). Bu kökten رَجُلٌ شَهْوَانٌ وَشَهْوَانِيٌّ /Şehvetine düşkün adam; شَيْءٌ شَهِيٌّ /İştah çekici şey, denir.