ش م ت (ŞMT)
Ş-m-t
شَمَاتَة : Sana düşmanlık eden, senin de ona düşmanlık ettiğin kişinin başına gelen belaya sevinmektir. شَمِتَ بِهِ فَهُوَ شَامِتٌ [Onun başına gelene sevindi]; أَشْمَتَ اللهُ بِهِ الْعَدُوَّ : Allah onun düşmanlarını, ona verdiği bela ile sevindirdi/sevindirsin, denir. Allah buyurur ki: فَلَا تُشْمِتْ بِيَ الْأَعْدَاءَ : Benim acımla düşmanlarımı sevindirme (7/A’râf 150).
تَشْميِت : Hapşıran kişiye dua etmektir. Sanki dua etmekle, ondan şematet (düşmanı sevindirmek) giderilmiş oluyor. Bu tıpkı “hastalığı gidermek” anlamındaki تَمْرِيض gibidir.
Şair şöyle der:
فَبَاتَ لَهُ *** طَوْعَ الشَّوَامِتِ -272
272- Onun için geceledi, başına gelene sevinenler gibi.
Yani, o, başına gelenlerle sevinen kadınların arzuladıklarına göre geceledi. Bazıları, şairin شَوَامِت kelimesiyle ayakları kastettiğini söylemektedir; fakat bu görüşün doğruluğu kuşku götürür. Çünkü beyitte, onu destekleyen bir delil yoktur.