← Sureler

Mushaf — 465. Sayfa

‹
/ 604
›
39. Zümer Suresi

Yahut, "Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O'na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum" demesin.

اَوْ تَقُولَ لَوْ اَنَّ اللّٰهَ هَدٰينِي لَكُنْتُ مِنَ الْمُتَّقِينَ

ev teḳūle lev enne (a)llahe hedānī le kuntu mine l-mutteḳīne

Yahut azabı gördüğünde, "Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam" demesin.

اَوْ تَقُولَ حِينَ تَرَى الْعَذَابَ لَوْ اَنَّ لِي كَرَّةً فَاَكُونَ مِنَ الْمُحْسِنِينَ

ev teḳūle Hīne terā l-ǎƶābe lev enne lī kerraten fe ekūne mine l-muHsinīne

(Allah, şöyle diyecek:) "Hayır, öyle değil! Ayetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun."

بَلٰى قَدْ جَاءَتْكَ اٰيَاتِي فَكَذَّبْتَ بِهَا وَاسْتَكْبَرْتَ وَكُنْتَ مِنَ الْكَافِرِينَ

belā ḳad cā'etke āyātī fe keƶƶebte bihā ve stekberte ve kunte mine l-kāfirīne

Kıyamet günü Allah'a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!?

وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ تَرَى الَّذِينَ كَذَبُوا عَلَى اللّٰهِ وُجُوهُهُمْ مُسْوَدَّةٌ اَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْمُتَكَبِّرِينَ

ve yevme l-ḳiyāmeti terā (e)lleƶīne keƶebū ǎlā (a)llahi vucūhuhum musveddetun e leyse fī cehenneme meṧven li l-mutekebbirīne

Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de.

وَيُنَجِّي اللّٰهُ الَّذِينَ اتَّقَوْا بِمَفَازَتِهِمْ لَا يَمَسُّهُمُ السُّوءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

ve yuneccī (a)llahu (e)lleƶīne tteḳav bi mefāzetihim lā yemessuhumu s-sū'u ve lā hum yeHzenūne

Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.

اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ

(a)llahu ḣāliḳu kulli şey'in ve huve ǎlā kulli şey'in vekīlun

Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

لَهُ مَقَالِيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

lehu meḳālīdu s-semāvāti ve l-erDi ve(e)lleƶīne keferū bi āyāti (a)llahi ulāike humu l-ḣāsirūne

De ki: "Ey cahiller! Siz bana Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?"

قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَأْمُرُونِّي اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ

ḳul e fe ğayra (a)llahi te'murūnnī eǎ'budu eyyuhā l-cāhilūne

Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: "Eğer Allah'a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun."

وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

ve leḳad ūHiye ileyke ve ilā (e)lleƶīne min ḳablike le in eşrakte le yeHbeTanne ǎmeluke ve le tekūnenne mine l-ḣāsirīne

Hayır, yalnız Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol.

بَلِ اللّٰهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرِينَ

beli (a)llahe fe ǎ'bud ve kun mine ş-şākirīne

Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.

وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْاَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ

ve mā ḳaderū (a)llahe Haḳḳa ḳadrihi ve l-erDu cemīǎn ḳabDetuhu yevme l-ḳiyāmeti ve s-semāvātu meTviyyātun bi yemīnihi subHānehu ve teǎālā ǎmmā yuşrikūne