Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ اَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ اَجْمَعِينَ

fe nZur keyfe kāne ǎāḳibetu mekrihim ennā demmernāhum ve ḳavmehum ecmeǐyne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَانْظُرْfe nZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbak
2كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
3كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldu
4عَاقِبَةُǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.sonucu
5مَكْرِهِمْmekrihimم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.tuzaklarının
6اَنَّاennābiz
7دَمَّرْنَاهُمْdemmernāhumد م رTamamen yok olmak, yok edilmek, mahvolmak.onları yıktık yok ettik
8وَقَوْمَهُمْve ḳavmehumق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavimlerini
9اَجْمَعِينَecmeǐyneج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepsini

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Düzenlerinin sonucu ne oldu, bak da gör; şüphe yok ki biz, onları da, topluluklarını da tamâmıyla helâk ettik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Düzenlerinin sonucu ne oldu, bak da gör; şüphe yok ki biz, onları da, topluluklarını da tamâmıyla helâk ettik.

Adem Uğur

Bak işte, tuzaklarının âkıbeti nice oldu: Onları da; (kendilerine uyan) kavimlerini de (nasıl) toptan helâk ettik!

Ahmed Hulusi

Onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu bir bak! Onları da, onların toplumlarını da toptan yerle bir ettik!

Ahmet Tekin

İbret nazarıyla bak, incele, sinsice kurdukları planlarının âkıbeti nasıl oldu? Onları da, kavimlerini de nasıl, toptan helâk ettik.

Ahmet Varol

Onların tuzaklarının sonunun nasıl olduğuna bir bak! Biz onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.

Ali Bulaç

Artık sen, onların kurdukları hileli düzenin uğradığı sona bir bak; biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, şimdi bak ki, hilelerinin akıbeti nasıl oldu!... Hem (o imansızların) kendilerini, hem de kavimlerini toptan helâk ettik.

Ali Rıza Safa

Artık, tasarladıkları düzenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak? Onları ve toplumunun tümünü yerle bir ettik.

Bayraktar Bayraklı

Bak, işte tuzaklarının sonucu nasıl oldu? Onları da kavimlerini de toptan helak ettik.

Bekir Sadak

Hilelerinin sonunun nasil olduguna bir bak! Biz onlari ve milletlerini, hepsini, yerle bir ettik.

Celal Yıldırım

Onların hile ve düzeninin sonuna bir bak! Doğrusu onları ve kavimlerinin hepsini yok edip (ülkelerinin) altını üstüne getirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bak işte tuzaklarının sonu ne oldu: Onları da kavimlerini de (nasıl) toptan helâk ettik!

Diyanet İşleri

Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.

Diyanet İşleri (eski)

Hilelerinin sonunun nasıl olduğuna bir bak! Biz onları ve milletlerini, hepsini, yerle bir ettik.

Diyanet Vakfi

Bak işte, tuzaklarının âkıbeti nice oldu: Onları da, (kendilerine uyan) kavimlerini de (nasıl) toptan helâk ettik!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte bak! Tuzaklarının akibeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helak ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi bir bak! Tuzaklarının akibeti nasıl oldu? Kendilerini ve kavimlerini toptan helak ediverdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bak! mekirlerinin akıbeti nasıl oldu? Kendileri ve kavimlerini toptan tedmir ediverdik

Erhan Aktaş

Onların planlarının sonucunun nasıl olduğuna bak; onları ve halklarını yerle bir ettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların planlarının sonucunun nasıl olduğuna bak; onları ve halklarını yerle bir ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların planlarının sonucunun nasıl olduğuna bak; onları ve toplumlarını yerle bir ettik.

Fizilal-il Kuran

Şimdi bak bakalım, onların tuzaklarının sonu nice oldu? Biz onları ve soydaşlarını hep birlikte yok ettik.

Gültekin Onan

Artık sen, onların kurdukları hileli düzenin uğradığı sona bir bak; biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.

Hamdi Döndüren

Bak işte tuzaklarının sonu nasıl oldu! Biz onları da, toplumlarını da toptan yerle bir ettik.

Hasan Basri Çantay

İşte bak, O tuzaklarının aakıbeti nice oldu! Çünkü biz onları da, kavmlerini de toptan helak etdik.

Hasib Asutay

Bak, tuzaklarının sonu nice oldu! Şüphesiz ki biz onları da kavimlerini de toptan helâk ettik.

Hayrat Neşriyat

İşte bak tuzaklarının âkıbeti nasıl oldu; şübhesiz ki biz, onları ve kavimlerini hep berâber helâk ettik!

İbni Kesir

Düzenlerinin sonunun nice olduğuna bir bak. Biz; onları ve kavimlerini toptan yerle bir ettik.

Mehmet Okuyan

Bak tuzaklarının sonu nasıl oldu! Onları da toplumlarını da toptan helak etmiştik!

Muhammed Esed

Ve sonra, bak onların kurduğu bütün tuzakların sonu ne oldu: onları ve onların peşinden giden toplumu, hepsini yerle bir ettik;

Mustafa İslamoğlu

Dön de bir bak bakalım: onların tuzaklarının akıbeti ne olmuş? Elbette ki Biz, onları ve toplumlarını topyekün yerle bir ettik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık bak! Mekrlerinin âkibeti nasıl oldu? Muhakkak ki Biz, onları da kavimlerini de cümleten helâk ettik.

Ömer Öngüt

Tuzaklarının sonunun nice olduğuna bir bak! Biz onları da kavimlerini de hepsini helâk ettik.

Suat Yıldırım

Bak işte onların tuzaklarının âkıbeti nasıl oldu! Biz onları da kendilerine uyan toplumlarını da imha ettik!

Süleyman Ateş

Bak, işte tuzaklarının sonucu nasıl oldu, (nasıl) biz onları ve kavimlerini toptan yıktık, yok ettik.

Süleymaniye Vakfı

Bak bakalım oyunları nasıl sonuçlandı. Biz, onları ve toplumlarının tamamını yerle bir ettik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bak bakalım oyunları nasıl sonuçlandı. Biz, onları ve toplumlarını tümüyle yok ettik.

Şaban Piriş

Onların planlarının sonu nasıl oldu bir bak! Biz, onları ve toplumlarını toptan kırıp geçirdik.

Tefhim-ul Kuran

Artık sen, onların kurdukları hileli düzenin uğradığı sona bir bak; biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.

Ümit Şimşek

İşte bak, tuzaklarının sonu ne oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helâk ettik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir baksana nasıl oldu tuzaklarının sonu! İşte, onları da topluluklarını da hep birlikte yere geçirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bax gör onların hiylələrinin aqibəti necə oldu. Biz onları bütün tayfalarıyla birlikdə yerlə-yeksan etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Bir gör onların hiylələrinin axırı necə oldu. Biz onların (doqquz kişinin) özlərini də, tayfalarını da büsbütün yox etdik.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Schau nur, wie die Folge ihrer Ränke war: Wir zerstörten sie und ihr Volk allesamt.

Almanca — M. A. Rassoul

Sieh nun wie der Ausgang ihres Planes war; denn Wir vernichteten sie und all ihr Volk ganz und gar.

Almanca — Muhammad Zaidan

Also siehe, wie das Anschließende von ihrer Intrige war, daß WIR sie und ihre Leute, allesamt vernichteten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And now look at the fatal consequences of their cunning. We simply reduced them together with their people to a useless form.

Abdul Haleem

See how their scheming ended: We destroyed them utterly, along with all their people.

Abdullah Yusuf Ali

Then see what was the end of their plot!- this, that We destroyed them and their people, all (of them).

Abul A'la Maududi

So see what was the outcome of the plan they made: We utterly destroyed them and their people, all of them.

Aisha Bewley

So look at the end result of all their plotting; We utterly destroyed them and their whole people!

Al-Hilali & Khan

Then see how was the end of their plot! Verily! We destroyed them and their nation, all together.

Ali Quli Qarai

So observe how was the outcome of their plotting, as We destroyed them and all their people.

Amatul Rahman Omar

Look, then how (evil) was the end their planning met; We utterly destroyed them and their people one and all.

Arthur John Arberry

and behold, how was the end of their device! For We destroyed them and their people all together.

Bijan Moeinian

Note the result of their scheme. I destroyed them and their people together.

E. Henry Palmer

Behold, how was the end of their plot, that we destroyed them and their people all together!

Edip-Layth

So see what the result of their planning was! We destroyed them and their people together.

George Sale

And see what was the issue of their plot: We utterly destroyed them and their whole people;

Hamid S. Aziz

And they plotted a plot, and We plotted a plot while they perceive not.

Mahmoud Ghali

So look into how was the end of their scheming, (for) We destroyed them and their people all together.

Marmaduke Pickthall

Then see the nature of the consequence of their plotting, for lo! We destroyed them and their people, every one.

Mohamed Ahmed - Samira

Now see the end of their machinations: We destroyed them and their entire people.

Muhammad Asad

Behold, then, what all their scheming came to in the end: We utterly destroyed them and their people, all of them;

Mustafa Khattab

See then what the consequences of their plan were: We ˹utterly˺ destroyed them and their people all together.

Progressive Muslims

So see what the result of their planning was! We destroyed them and their people together.

Sahih International

Then look how was the outcome of their plan - that We destroyed them and their people, all.

Sam Gerrans

Then see thou how was the final outcome of their scheme: that We destroyed them and their people all together,

Shabbir Ahmed

Behold, then, how their scheme ended. Our Law annihilated them (the corrupt leaders) and their nation, all of them. (The excuse of the masses that their leaders had led them astray will be of no avail 14: 21-22, 34:31-33, 37:25-33).

Syed Vickar Ahamed

Then see what was the end of their plan! (Only) this— That We ruined them and their people, altogether.

Taqi Usmani

So, look how was the fate of their plan, that We annihilated them and their people altogether.

The Monotheist Group

So see what the result of their planning was! We destroyed them and their people together.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Regarde donc ce quʹa été la conséquence de leur stratagème: Nous les fîmes périr, eux et tout leur peuple.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

De tu binêre ka encama hîleya wan çawa bûye. Bêguman me ew û qewmên wan pêkve helak kirin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Kijk dan hoe het einde was van hun plannenmakerij: Wij vernietigden hen en hun volk allen tezamen!

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zie, wat was de uitkomst van hunne listen: wij verdelgden hen geheel en al hun volk

Hollandaca — Siregar

En zie hoe het einde vaa hun list was: dat Wij hen vernietigden en hun vo Ik, allemaal.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Посмотри же (о, Пророк), каким оказался итог их хитрости! Мы погубили их [тех беззаконников] и их народ – всех.

Rusça — Osmanov

И посмотри же, каков был исход их коварства! Мы искоренили их вместе со всем народом.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Se här vad deras ondska ledde till: Vi lät dem och deras folk gå under till sista man;