Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَنِي بِهِمْ جَمِيعًا اِنَّهُ هُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

ḳāle bel sevvelet lekum enfusukum emran fe Sabrun cemīlun ǎsā (a)llahu en ye'tīenī bihim cemīǎn innehu huve l-ǎlīmu l-Hakīmu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2بَلْbelherhalde
3سَوَّلَتْsevveletس و لSormak, istemek, dilemek, rica etmek, talep etmek, dilenmeksüsledi
4لَكُمْlekumsize
5اَنْفُسُكُمْenfusukumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefisleriniz
6اَمْرًاemranا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbir işi
7فَصَبْرٌfe Sabrunص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.artık sabretmek gerek
8جَمِيلٌcemīlunج م لBir şey veya şeyleri toplamak, güzel olmak, kişilik olarak hoş olmak, davranış/ahlaki karakter açısından iyi olmak, ılımlı olmak, hoş/nazik olmak, yakışıklı olmak, edepli/onurlu/zarif olmak, zarif olmak, bir şeyi birleştirmek veya tamamlamak, [Jaml] erkek deve; gemi; hurma ağacı; büyük deniz balığı veya balina; bükülmüş ip.güzelce
9عَسَىǎsāع س يUmulur ki, olabilir ki, belki, olabilir, çok geçmeden olacak, umut edilir kibelki de
10اللّٰهُ(a)llahuAllah
11اَنْen
12يَأْتِيَنِيye'tīenīا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbana getirir
13بِهِمْbihimonların
14جَمِيعًاcemīǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepsini
15اِنَّهُinnehuçünkü o
16هُوَhuveO
17الْعَلِيمُl-ǎlīmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendir
18الْحَكِيمُl-Hakīmuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.herşeyi hikmetle yapandır

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yakup, olsa olsa dedi, nefisleriniz, yaptığınız işi size güzel, o güç işi kolay göstermiş; fakat ben, pek güzel dayanır, sabrederim. Umarım ki Allah hepsine birden kavuşturur beni, hiç şüphe yok ki o, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yakup, olsa olsa dedi, nefisleriniz, yaptığınız işi size güzel, o güç işi kolay göstermiş; fakat ben, pek güzel dayanır, sabrederim. Umarım ki Allah hepsine birden kavuşturur beni, hiç şüphe yok ki o, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Adem Uğur

(Babaları) dedi ki: "Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."

Ahmed Hulusi

(Babaları) dedi ki: "Hayır (öyle olduğunu sanmıyorum)! Nefsleriniz sizi (kötü) bir işe yönlendirmiş. Bana güzellikle sabretmek düşer bundan sonra. . . Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. . . Muhakkak ki O, Aliym'dir, Hakiym'dir. "

Ahmet Tekin

Babaları: 'Söyledikleriniz kabul edilecek şeyler değil, nefisleriniz sizi aldatarak kötü bir plan yapmaya sürükledi. Artık bana düşen, güzelce sabretmek, metanetli olmaktır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana geri getirir. Her şeyi bilen hikmet sahibi ve hükümran olan yalnız O’dur.' dedi.

Ahmet Varol

(Babaları) dedi ki: 'Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Muhakkak O, hakimdir, alimdir.'

Ali Bulaç

(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir."

Ali Fikri Yavuz

(Babalarına varıp aynı sözleri söyleyince, babaları) dedi ki: “- Hayır, size nefisleriniz, bir iş bezeyip yaptırmıştır. Artık benim işim güzel bir sabırdır. Allah’ın bana, hepsini bir getirmesi yakındır. Gerçekten O Alîm’dir, Hâkim’dir.”

Ali Rıza Safa

"Hayır!" dedi; "Benlikleriniz sizi aldatarak, bir işe sürüklemiş. Bundan sonrası, güzelce dirençli olmaktır. Allah, onların tümünü bana getirir diye umut ediyorum. Kuşkusuz, O, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!"

Bayraktar Bayraklı

Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz sizi böyle bir işe sürükledi. Bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir; hikmet sahibidir."

Bekir Sadak

Yakup: «Sizi nefsiniz bir is yapmaga surukledi, artik bana guzelce sabir gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, cunku O bilendir, hakimdir» dedi.

Celal Yıldırım

Yâkub onlara : «Hayır, nefsiniz size bir işi süsleyip hayal gücünüzü artırmıştır. Artık güzel bir sabır gerekir. Allah'ın, her ikisini de birden bana getireceğini ümit ederim. Şüphesiz ki O, (her şeyi hakkıyle) bilendir, yegâne hikmet sahibidir.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Babaları şöyle dedi: “Hayır, nefisleriniz bu hususta sizi aldattı. Bana düşen artık güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Şüphesiz O, çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.”

Diyanet İşleri

Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

(82-84) Onlara sırt çevirdi, 'Vah, Yusuf'a yazık oldu!' dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.

Diyanet Vakfi

(Babaları) dedi ki: «Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Babaları dedi ki: «Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Babaları dedi ki: "Yok sizi nefsiniz aldatmış; artık (bana düşen) güzel bir sabır! Umulur ki Allah bana hepsini birden getirir. Gerçek şu ki, herşeyi bilen O'dur, her yaptığını bir hikmete göre yapan O'dur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok, dedi: size nefsiniz bir emir tesvil etmiş, artık bir sabrı cemil, yakındır ki Allah bana hepsini bir getire, hakikat bu: alim o, hakim o

Erhan Aktaş

"Hayır! Nefsiniz bu işte sizi aldatmış. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umarım ki Allah hepsini birden bana kavuşturur. Gerçek şu ki O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hayır! Nefsiniz bu işte sizi aldatmış. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umarım ki Allah hepsini birden bana kavuşturur. Gerçek şu ki O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Hayır! Nefsiniz bu işte sizi aldatmış. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umarım ki Allah hepsini birden bana kavuşturur. Gerçek şu ki O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Fizilal-il Kuran

Hz. Yakub dedi ki; 'Herhalde nefsinizin kışkırtması ile bir komplo düzenlediniz. Bana yaman bir sabır düşüyor. Belki de Allah bana tüm oğullarımı birlikte kavuşturacaktır. Hiç şüphesiz O, her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.»

Gültekin Onan

(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir buyrultuya sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Tanrı [pek yakın bir gelecekte] onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir."

Hamdi Döndüren

O zaman Yakub dedi: “Hayır, nefisleriniz size bu işi kolaylaştırmıştır. Artık bana düşen güzel bir sabırdır! Umulur ki Allah onların hepsini bana getirecektir. Çünkü O, çok iyi bilen, tam hüküm ve hikmet sahibi olandır.”

Hasan Basri Çantay

(Geldiler, aynı sözü söylediler. Bunun üzerine Ya'kub) dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz aldatıb (böyle büyük) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Allahın, onların hepsini birden bana getirmesi yakın bir ümiddir. Hakıykat şudur ki: Her şey'i bilen, yegane hüküm (ve hikmet) saahibi olan Odur".

Hasib Asutay

(Babaları) dedi ki: 'Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürüklemiştir. (30) Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü her şeyi hakkıyla bilen, hikmet sahibi olan O 'dur. ' (30. Kardeşleri daha önce (Yusuf'u kurt yedi derken) yalan söyledikleri için bu defa doğru söyledikleri halde babaları kendilerine inanmak istemedi.)

Hayrat Neşriyat

(Döndüklerinde babaları) dedi ki: 'Hayır! Nefisleriniz sizi (aldatıp böyle) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabır (etmektir)! Umulur ki Allah, onları (Yûsuf’u, Bünyâmin’i ve orada kalan diğer ağabeyini) hep birlikte bana getirir. Şübhesiz ki, Alîm(herşeyi bilen), Hakîm (her işi hikmetli olan) ancak O’dur.'

İbni Kesir

Ya'kub dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana sabır gerekir. Umulur ki Allah, onların hepsini birden bana getirecektir. Muhakkak ki Alim, Hakim O'dur O.

Mehmet Okuyan

(Yakup onlara) şöyle demişti: “Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Şüphesiz ki sadece O bilendir, doğru hüküm verendir.”

Muhammed Esed

(Ve babalarının yanına dönüp, olup biteni o'na anlattıkları zaman Yakub;) "Yoo; yine kendi muhayyilenizdir olmayacak bir işi size olağan gösteren; (bana gelince) artık sabır en iyisidir; belki de Allah onların hepsini birden bana (geri) getirecektir; gerçek şu ki, Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir!"

Mustafa İslamoğlu

(Olan biteni haber verdikleri babaları) "Hayır!" dedi, "tasavvurlarınız size tumturaklı bir oyun oynamış. Bundan böyle bana düşen güzel bir sabırdır; kim bilir belki de Allah hepsini birden bana kavuşturur: çünkü O, evet O'dur her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet kaydeden."

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Hayır, size nefisleriniz bir işi süslemiştir. Artık güzel bir sabır; umulur ki, Allah Teâlâ onların hepsini bana getiriverir. Şüphe yok ki alîm, hakîm ancak O'dur.»

Ömer Öngüt

(Babaları) dedi ki: “Hayır! Sizi nefisleriniz aldatıp, böyle büyük bir işe sürüklemiş. Artık bana sükunet ve ümit içinde sabır gerekir. Umulur ki Allah hepsini bir arada bana kavuşturur. Her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan ancak O'dur. ”

Suat Yıldırım

Ama babaları Yâkub: "Hayır, hayır! Korkarım yine nefisleriniz sizi olumsuz bir işe sürükleyip ayağınızı kaydırmıştır. Ne yapayım? Bu hale karşı sükûnet ve ümit içinde sabretmekten başka yapacak şey yok! Ümidim var ki Allah bütün kaybettiklerimi bana lütfedecektir. Çünkü O alîmdir, hakîmdir (benim de onların da hallerini bilir ve beni elbette hikmetini ortaya koymak için, bu imtihana tâbi tutmuştur)."

Süleyman Ateş

(Dönüp babalarına geldiler ve kardeşlerinin sözünü söylediler. Ya'kub): "Herhalde, dedi, nefisleriniz size bir işi süs(leyerek sizi ona sürük)ledi. Artık (bana) güzelce sabretmek gerek. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herşeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır.

Süleymaniye Vakfı

(Babalarına dönüp bunları anlattıklarında Yakup) Dedi ki: "Hayır… Nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır! Ümit ederim ki Allah onların hepsini (üçünü) birden bana getirir. Çünkü o, daima bilen ve kararları doğru olandır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yakup dedi ki "Hayır… Arzularınız size bir iş yaptırmış… Bundan sonrası güzel bir sabırdır. Belki de Allah, onları,bana birlikte getirir. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O'dur."

Şaban Piriş

Yakup: -Sizi nefsiniz bir iş yapmağa sürükledi, artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir, dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) «Hayır» dedi. «Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir.»

Ümit Şimşek

Babaları 'Belli ki nefsiniz sizi bir işe sürüklemiş,' dedi. 'Artık güzel bir sabır gerek. Bakarsınız, Allah hepsini bana geri getirir. O herşeyi bilen, her işi hikmetle yapandır.'

Yaşar Nuri Öztürk

Yakub dedi ki: "Hayır, öyle değil, nefisleriniz sizi yine bir işe itmiş. Bana düşen yine güzel bir sabra sarılmak. Bakarsın Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü Alim olan O, Hakim olan O'dur."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Yaqub dedi: “Xeyr, sizin nəfsiniz sizi bu işə sövq etdi. Mənə isə yaxşı səbir gərəkdir. Ola bilsin ki, Allah onların hamısını mənə qaytarsın. Həqiqətən də, O, Biləndir, Müdrikdir”.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da sagte Jakob: ʺIhr hegtet unlautere Absichten. Nur Geduld! Hoffentlich gibt Gott sie mir alle beide zurück. Gottes Wissen und Weisheit sind unermeßlich.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺNein! Vielmehr habt ihr selbst euch etwas eingeredet. (Es gilt) schöne Geduld (zu üben). Aber vielleicht wird Allah sie mir alle wiederbringen. Er ist ja der Allwissende und Allweise.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺNein, ihr habt euch etwas vorgemacht. Doch schön geduldig sein. Vielleicht wird Allah sie mir alle wiederbringen; denn Er ist der Allwissende, der Allweise.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺNein, sondern euer Ego machte euch etwas leicht! Also (übe ich mich) in klagloser Geduld, vielleicht wird ALLAH sie alle mir zurückbringen. Gewiß, ER ist Der Allwissende, Der Allweise!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Ya'qub said: " Indeed your minds and souls have enticed you to do something evil and impelled you to feign this tale; may Allah bring them all back to me; He is indeed AL-'Alim and AL-Hakim (the Wise). "

Abdul Haleem

Their father said, ‘No! Your souls have prompted you to do wrong! But it is best to be patient: may God bring all of them back to me- He alone is the All Knowing, the All Wise,’

Abdullah Yusuf Ali

Jacob said: "Nay, but ye have yourselves contrived a story (good enough) for you. So patience is most fitting (for me). Maybe Allah will bring them (back) all to me (in the end). For He is indeed full of knowledge and wisdom."

Abul A'la Maududi

The father heard the narration and said: "(All that is untrue). But your souls have made it easy for you to engage in a heinous act. So, I will be graciously patient even at this. Allah may well bring them all back to me. He is All-Knowing, All-Wise."

Aisha Bewley

He said, ‘It’s merely that your lower selves suggested something to you which you did. But beauty lies in having steadfastness. Perhaps Allah will bring them all together. He is indeed All-Knowing and All-Wise.’

Al-Hilali & Khan

He [Ya‘qûb (Jacob)] said: "Nay, but your ownselves have beguiled you into something. So patience is most fitting (for me). May be Allâh will bring them (back) all to me. Truly He! Only He is All-Knowing, All-Wise."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Rather your souls have made a matter seem decorous to you. Yet patience is graceful. Maybe Allah will bring them all [back] to me. Indeed He is the All-knowing, the All-wise.’

Amatul Rahman Omar

(So when, reaching home Jacob's sons gave all this information to him, Jacob) said, `Nay, it is not so, rather your (baser) selves have embellished to you an other (abominable) thing. So (now showing) patience is befitting. It is not far from (the grace of) Allâh to bring them all to me for He is indeed the All-Knowing, the All-Wise.'

Arthur John Arberry

'No!' he said 'But your spirits tempted you to do somewhat. But come, sweet patience! Haply God will bring them all to me; He is the All-knowing, the All-wise.'

Bijan Moeinian

Hearing their story, Jacob said: "How lightly you accept the things at their face value. Well, I have to bear this with a graceful patience. May the Lord, Who knows everything and is the Most Wise, bring back my lost ones to me."

E. Henry Palmer

Said he, 'Nay, your souls have induced you to do this thing. But patience is fair. It may be that God will give me them all together;- verily, He is knowing, wise.'

Edip-Layth

He replied: "No, you lured yourself to commit this work. So patience is good; perhaps God will bring them all to me. He is the Knowledgeable, the Wise."

George Sale

And when they were returned, and had spoken thus to their father, he said, nay but rather ye your selves have contrived the thing for your own sakes: But patience is most proper for me; peradventure God will restore them all unto me; for he is knowing and wise.

Hamid S. Aziz

"Ask then in the city where we were, and of the caravan in which we travelled there, for, verily, we tell the truth. "

Mahmoud Ghali

He (Their father) said, "No indeed, (but) your selves instigated you to do (their) command; yet patience is becoming! It may be that Allah would (make) them altogether come up to me. Surely He, Ever He, is The Ever-Knowing, The Ever-Wise."

Marmaduke Pickthall

(And when they came unto their father and had spoken thus to him) he said: Nay, but your minds have beguiled you into something. (My course is) comely patience! It may be that Allah will bring them all unto me. Lo! He, only He, is the Knower, the Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

"No, " said (the father). "You have made up the story; but patience is best; God may bring them back to me. He is all-knowing and all-wise."

Muhammad Asad

[AND WHEN they returned to their father and told him what had happened, ] he exclaimed: "Nay, but it is your [own] minds that have made [so terrible] a happening seem a matter of little account to you! But [as for myself,] patience in adversity is most goodly; God may well bring them all [back] unto me: verily, He alone is all-knowing, truly wise!"

Mustafa Khattab

He cried, "No! Your souls must have tempted you to do something ˹evil˺. So ˹I am left with nothing but˺ beautiful patience![1] I trust Allah will return them all to me. Surely He ˹alone˺ is the All-Knowing, All-Wise."

Progressive Muslims

He replied: "No, for it is your own souls that have conspired you to this. So patience is most fitting, perhaps God will bring them all to me. He is the Knowledgeable, the Wise."

Sahih International

[Jacob] said, "Rather, your souls have enticed you to something, so patience is most fitting. Perhaps Allah will bring them to me all together. Indeed it is He who is the Knowing, the Wise."

Sam Gerrans

He said: “Nay, your souls have enticed you into a matter. Then: comely patience — it may be that God will bring them to me all together; He is the Knowing, the Wise.”

Shabbir Ahmed

Jacob said, "Nay, you have made up yet another story good enough only for you. But I resort to decent forbearance. May Allah bring them all to me. Verily, He, only He, is the Knower, the Wise."

Syed Vickar Ahamed

He [Yàqoub (Jacob)] said: "Nay! But you have yourselves made up a story (good) for you. So patience is most suited (for me). May be, Allah will bring them (again) all to me. For He is indeed full of Knowledge and Wisdom."

Taqi Usmani

He (Ya‘qūb) said, "Rather, your inner desires have seduced you to something. So, patience is best. Hopefully, Allah may bring them all together. Surely, He is the All-Knowing, All-Wise."

The Monotheist Group

He said: "No, for it is your own souls that have conspired you to this. So patience is most fitting, perhaps God will bring them all to me. He is the Knowledgeable, the Wise."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors (Jacob) dit: Vos âmes plutôt vous ont inspiré (dʹentreprendre) quelque chose!... Oh! belle patience. Il se peut quʹAllah me les ramènera tous les deux. Car cʹest Lui lʹOmniscient, le Sageʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Bavê wan) Got: Na! Nefsa we ji we re karekî wiha xweşik nîşan da û we jî kir. Dîsa ya qenc sebreke bi rindî ye. Hêvî heye ku Xwedê wan bi hev re ji min re bîne. Bêguman her ew e, yê zana, yê karbinecih.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺJullie hebben jezelf iets wijsgemaakt! Dus maar mooi geduldig verdragen. Misschien dat God hen gezamenlijk bij mij zal brengen. Hij is de wetende, de wijze.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen zij waren teruggekeerd en aldus tot hunnen vader hadden gesproken, zeide hij: Gij zelven hebt dat alles zoo ingericht; maar ik zal geduldig zijn; misschien zal God mij hen allen terug geven: want hij is de alwetende en wijze.

Hollandaca — Siregar

Hij (Yaʹqôcb) zei: ʺWelnee, jullie hebben voor jullie zelf iets moois verzonnen (Mijn) geduld is goed. Hopelijk brengt Allah hen allen terug hij mij. Voorwaar, Hij is de Alwetende, de Alwijze.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(После того, как они вернулись к отцу и рассказали о том, что произошло) он [пророк Йакуб] сказал: «Да, ваши души разукрасили вам (это плохое) дело (как когда-то вы ухитрились против Йусуфа). Но – (мое) терпение прекрасно [я не стану жаловаться кому-либо из людей], – может быть, – Аллах соберет мне их всех [Надеюсь, что Аллах возвратит ко мне и их троих: Биньямина, его родного брата Йусуфа, и того брата, который остался в Египте]. Поистине, Он – Знающий (и Он знает мое положение) (и) Мудрый [мудро вершит Свои дела]!»

Rusça — Osmanov

[Когда братья вернулись к отцу и рассказали обо всем], он сказал: ʺНет же! Это ваши досужие домыслы. Но терпение - благо, и, возможно, Аллах возвратит мне всех [трех]. Воистину, Он - знающий, мудрыйʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(NÄR DE hade återvänt till sin fader och berättat allt), sade han: ʺ(Detta kan inte vara sanningen)! Ni har låtit (onda) ingivelser driva er till (vad ni inte kan berätta). Tålamod, du sköna (dygd, är vad jag nu måste visa: ingen klagan och inga förebråelser)! Kanske skall Gud låta dem alla återvända till mig; Han är den Allvetande, den Vise.ʺ