س و ل (SWL)
S-v-l
سُؤْل : Nefsin çok fazla arzuladığı hacet/istek: قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسَى : Allah: “Ey Musa! istedigin sana verildi” dedi (20/Tâhâ 36). Hz. Musa’nın isteği şuydu: قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي : Musa: Rabbim! dedi, göğsüme genişlik ver (20/Tâhâ 25). تَسْوِيل : Nefsin, hırslı olduğu şeyi süslemesi ve çirkin arzularını güzel tasvir etmesidir: بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنْفُسُكُمْ أَمْرًا : Aslında nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel gösterdi (12/Yûsuf 18); الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْ : Şeytan, onların kötülüklerini güzel göstermiş (47/Muhammed 25).
Şair şöyle der:
سَالَتْ هُذَيْلٌ رَسُولَ اللهِ فَاحِشَةً -253
253- Hüzeyl, Resûlullah’tan çirkin bir şey istedi.
Şiirdeki سال , سأل /sordu/istedi anlamındadır; birçok edibin dediği gibi, akmak anlamında değildir. سُؤْل ’un anlamı, أُمْنِيَّة ’e yakındır. Ancak أُمْنِيَّة insanın tasarlamış olduğu istekler, سُؤْل ise arzulanan şeyler için kullanılır. Buna göre sanki سُؤْل , أُمْنِيَّة ’den sonra meydana gelmektedir.