س خ ر (SḢR)
S-h-r
مُسَخِّر : İşi hizmete hazır hâle getiren. سُخْرِيّ : Mağlûp olup da kendi iradesiyle boyun eğen. Bu anlamda Allah buyurur ki: لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا : Bir kısmının diğer kısmını çalıştırması için (43/Zuhruf 32).
سَخِرْتُ مِنْهُ وَاسْتَسْخَرْتُهُ : Onunla alay ettim, onu alaya aldım: إِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ : Siz bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz (11/Hûd 38). بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ : Sen hayranlık duyarken onlar alay ediyorlar (37/Sâffât 12).
Alay eden adama; رَجُلٌ سُخَرَةٌ ; kendisiyle alay edilene ise; رَجُلٌ سُخْرَةٌ denir. Alay edenin fiiline سُخْرِيَة ve سِخْرِيَة denir. فاتخذتموهم سُخْرِيًّا /سِخْرِيًّا : Siz onları alaya aldınız/boyun eğdirdiniz (23/Mü’minûn 110) âyeti hem تَسْخِير /boyun eğdirme, hem سُخْرِيَة /alay etme anlamına hamledilmiştir. Diğer bir âyette de Allah buyurur ki: وَقَالُوا مَا لَنَا لاَ نَرَى رِجَالاَ كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الاَشْرَارِ * أَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا : “Bize ne oldu ki, (dünyada) kötülerden saydığımız adamları (burada) görmüyoruz?” dediler * Hani onlarla alay ederdik (38/Sâd 62-63). Âyetin ikinci anlamına, daha sonra gelen şu ifâde delâlet etmektedir: وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ : Siz onlara gülüyordunuz (23/Mü’minûn 110).