س ت ر (STR)
S-t-r
سَتْر : Bir şeyi örtmektir. Kendisiyle örtülen şeye de سِتْر, سُتْرَة denir: وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْرًا : Güneşe karşı kendilerine siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğar buldu (18/Kehe 90); وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالاَخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًا : Kur’ân okuduğun zaman seninle, âhirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz (17/İsrâ 45). اِسْتِتَار , gizlenmektir: وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلاَ أَبْصَارُكُمْ وَلاَ جُلُودُكُمْ : Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz (41/Fussilet 22).