س و ق (SWG)
S-v-k
إِلَى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ : İşte o gün, sevk Rabbinedir (75/Kıyamet 30) âyeti, وَأَنَّ إِلَى رَبِّكَ الْمُنْتَهَى : Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır (53/Necm 42) âyeti gibidir. وَجَاءتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَائِقٌ وَشَهِيدٌ : Her can, yanında bir saik ve şâhidle gelir (50/Kaf 21). Yani bir melek onu sevkeder, diğer biri de onun aleyhine ve lehine tanıklık eder.
Bazılarına göre ise şu âyet gibidir: كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَ : Sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi (8/Enfâl 6). وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ : Bacak bacağa dolaşır (75/Kıyâmet 29). Bazılarına göre bu âyette, ruh çıkarken; bazılarına göre de kefen ile sarıldıklarında bacakların birbirlerine dolanmaları kastedilmektedir.
Bazıları da bu sözden kastın, insanın ölüp de bacaklarının kendisini taşıdıktan sonra artık onu taşımamaları olduğunu söyler. Diğer bazılarına göre ise Yüce Allah bununla belânın belâ ile sarılmasını kastetmiştir. Tıpkı şu âyet gibi: يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ : O gün baldırlar açılır (68/Kalem 42). Bu âyet şu deyimden gelmektedir: كَشَفَتِ الْحَرْبُ عَنْ سَاقِهَا /Savaş, baldırını açtı/savaş kızıştı. Bazılarına göre; يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ : O gün baldırlar açılır (68/Kalem 42) âyeti bir şiddete işarettir. O da şudur: Devenin karnında yavrusu ölür de müzzemmir elini onun karnına sokar ve yavrunun bacağından tutup ölü olarak onu dışarı çıkarır. İşte baldırın açılması budur; fakat daha sonra bu söz her türlü korkunç olay için kullanılır olmuştur.
Bazılarına göre; فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ : Gövdesinin üstüne dikildi (48/Fetih 29) âyetindeki سُوق kelimesi, سَاق ’nın çoğuludur; tıpkı لاَبَة-لوُب ve قَارَة-قوُر gibi. Şu âyet de bunun gibidir: فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالاَعْنَاقِ : Bacaklarını ve boyunlarını silmeye başladı (38/Sâd 33). رَجُلٌ أَسْوَقُ، وَامْرَأَةٌ سَوْقَاءُ : Bacakları belirgin, yani bacakları büyük olan erkek ve kadın. سُوق : Malın satış için getirildiği yere denir: وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الاَسْوَاقِ : Şöyle dediler: “Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda/pazarlarda gezer?” (25/Furkân 7). سَوِيق /Püre, çiğnemeksizin boğazdan geçtiği için bu ismi almıştır.