س ن ن (SNN)
S-n-n
َتنَحَّ عن سَنَنِ الطَّرِيقِ وَسُنَنِهِ وسِنَنِهِ : Doğru yoldan ayrıldı. سُنَن kelimesi, سُنَّة ’in çoğuludur. سُنَّةُ الْوَجْهِ : Yönelinen yol/Yüz çehresi.
سُنَّةُ النَّبِيِّ : Hz. Peygamber’in yaşadığı, takip ettiği yol/hayat biçimi. سُنَّةُ اللهِ , Allah’ın hikmet ve taat yoluna denir: سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلاَ : Bu, Allah’ın ötedenberi süregelen yasasıdır: Allah’ın yasasında bir değişme bulamazsın (48/Fetih 23); وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللَّهِ تَحْوِيلاَ : Allah’ın yasasında bir sapma bulamazsın (35/Fâtır 43).
Bu âyetler, şeriatların fürûâtı şekilsel açıdan değişik olsa da onlardan amaçlanan hedefin bir olup değişmeyeceğine işaret eder. Bu da nefsi temizlemek, onu Allah’ın sevabına ve O’nun civarına/yanına kavuşturmak için eğitmektir.
مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ : Değişmiş balçıktan (15/Hicr 26). لَمْ يَتَسَنَّهْ : Bozulmamış/değişmemiş (2/Bakara 259). Âyetteki hâ harfi, istirahat/sekte içindir.