س ج ر (SCR)
S-c-r
إِذَا شَاءَ طَالَعَ مَسْجُورَةً *** تَرَى حَوْلَهَا النَّبْعَ وَالسَّاسَمَا -227
227- Dilediğinde, alev içinde yükselir;
Etrafında neb’ ve sâsem ağaçlarını görürsün.
Hasan’dan yapılan rivâyete göre, وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ : Denizler kaynatıldığında (81/Tekvir 6) âyetinin anlamı şudur: “Denizler, ateşle tutuşturulduğunda”. Kimisine göre de anlamı; “Denizlerin suları çekildiğinde”, şeklindedir. Bu durumun meydana gelmesi de, denizlerde ateşin tutuşmasıyla olur. ثُمَّ فِي النَّارِ يُسْجَرُونَ : Sonra ateşte yakılacaklardır (40/Mü’min 72) âyeti, وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ : O ateşin yakıtı insanlarla taşlardır (2/Bakara 24) âyeti gibidir.
سَجَرَتِ النَّاقَةُ /Deve tutuştu, deyimi devenin koşarken çıkarttığı toz için istiâre edilmiştir. Bu tıpkı, اِشْتَعَلَتِ النَّاقَةُ gibidir. سَجِير : Dostunun sevgisiyle yanıp tutuşan dosta denir. Bu, “ فُلاَنٌ مُحْرَقٌ فِي مَوَدَّةِ فُلاَنٍ /Falan kişi falan kişinin sevgisiyle yanmaktadır” deyimi gibidir. Şair şöyle der:
سُجَرَاءُ نَفْسِي غَيْرُ جَمْعِ أُشَابَةٍ -228
228- Benim dostlarım, karıştırılmış bir topluluk değildir.