س د ر (SD̃R)
S-d-r
سِدْر : Yiyecek olarak faydası az olan bir ağaçtır. Bundan dolayı Allah buyurur ki: وَأَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَلِيلٍ : Ilgın ve biraz da sedir ağacı (34/Sebe’ 16). Kimi zaman sedir ağacının dikenleri koparılır ve gölge yapılır. Sedir ağacı, başkasına ihtiyaç bırakmayacak kadar bol gölgesinden dolayı, Cennet gölgesi ve nimetleri için şu âyette mesel/örnek olarak sunulmuştur: فِي سِدْرٍ مَخْضُودٍ : (Onlar) dikensiz sedir ağaçları arasında (56/Vakıa 28). إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى : O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre’yi kuşatıp saran (53/Necm 16) âyeti, Hz. Muhammed’in ilâhî bağışa ve büyük nimetlere özgü kılındığı bir mekâna işarettir.
Kimisine göre âyette sözü edilen sidre, altında Hz. Peygamber’e biat edilen ağaçtır. Yüce Allah, bu ağacın altında mü’minlerin üzerine huzur indirdi. سَدَر : Gözün şaşa kalmasıdır. سَادِر : Şaşa kalandır. Kimisine göre, سَدَرَ شَعْرَهُ ifâdesi, سَدَلَ شَعْرَهُ /saçını sarktı, sözünün dönüştürülmüş şeklidir.