س ر ي (SRY)
S-r-y
بِسِرْوِ حَمِيرَ أَبْوَالُ اْلبِغَالِ بِهِ -232
232- Katırların sidiği Himyer’in geniş arazisinde.
Buna göre أَسْرَى , tıpkı; أَجْبَلَ ve أَتْهَم fiil formları gibi olur. سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ : Kulunu götüren O Zatın şanı ne yücedir! (17/İsra 1); yani, onu yüksek bir yere götüren. سَرَاةُ كُلِّ شَيْءٍ : Her şeyin en yükseği. سَرَاةُ النَّهَار ifâdesi de bu anlamdadır; yani güneşin yükselişi. قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا : Rabbin alt tarafında bir seriyy var etti (19/Meryem 24); yani, akan bir nehir var etti.
Kimisi de bu kelimenin yükseklik anlamındaki سَرْو ’den geldiğini söylemektedir. رَجُلٌ سَرِيٌّ /Şerefli adam, denir. Bu görüşe göre, âyette geçen ( سَرِيًّا ) kelimesi, Hz. İsa’ya ve Yüce Allah’ın ona ait kıldığı yüce makama işaret etmektedir. سَرَوْتُ الثَّوْبَ عَنِّي /Elbiseyi üzerimden çıkardım, denir.
سَرَوْتُ الْجُلَّ عنِ الْفَرَسِ : Atın üstünden bezi çıkardım. Bu anlamdan; رَجُلٌ سَرِيٌّ denir; sanki o, elbisesini çıkarmıştır. Bu kelime مُتَدَثِّر, مُتَزَمِّل ve زُمَّيْل kelimelerinin zıddıdır. وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً : Onu ticaret için sakladılar (12/Yûsuf 19). Yani kendi içlerinde, onun satışından bir mal elde edeceklerini tahmin ettiler. سَارِيَة : Gece yolculuğa çıkan topluluk, seyreden bulut ve sütun anlamlarına gelir.