س د س (SD̃S)
S-d-s
سُدُس : Altıda birdir: فَلأُمِّهِ السُّدُسُ : Anasının payı altıda birdir (4/Nisâ 11). سِدْس : Susuz bırakmakla alâkalıdır [develerin beş gün susuz bırakılıp altıncı günde su içmeye götürülmeleridir]. سِتّ ’in aslı سِدْس ’dir. سَدَسْتُ الْقَوْمَ : Toplumun altıncısı oldum. أَخَذْتُ سُدُسَ أَمْوَالِهِمْ : Mallarının altıda birini aldım. جَاءَ سَادِسًا وَسَاتًّا وَسَادِيًا : Altıncı olarak geldi, şeklindeki farklı formların anlamı birdir.
وَلاَ خَمْسَةٍ إِلاَّ هُوَ سَادِسُهُمْ : Beş kişi gizli konuşsa mutlaka altıncıları O’dur (58/Mücâdele 7); وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ : “Onlar beş kişiydiler, altıncıları köpekleriydi” diyecekler (18/Kehf 22). لاَ أَفْعَلُ كَذَا سَدِيسَ عُجَيْسَ : Bunu asla yapmayacağım. سُدُوس : Taylasan örtüsüdür. سُنْدُس : İnce ipektir, إِسْتَبْرَق ise kalın ipektir.