Sözlük

س ف ل (SFL)

S-f-l

سُفْل : Yüksekliğin zıddıdır. سَفُلَ /İndi; فَهُوَ سَافِلٌ /o, alttadır: فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا : O kentin üstünü altına getirdik (15/Hicr 74). أَسْفَل kelimesi, أَعْلَى /daha yüksek’in zıddıdır: وَالرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنْكُمْ : Kervan da sizden daha aşağıda idi (8/Enfâl 42). سَفُلَ : Aşağıda oldu: ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ : Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik (95/Tin 5); وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذِينَ كَفَرُوا السُّفْلَى : Allah, inanmayanların sözünü alçalttı (9/Tevbe 40).

Şu âyette أَسْفَل kelimesi, فَوْق karşıtı olarak kullanılmıştır: إِذْ جَاؤُوكُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنْكُمْ : Üstünüzden ve altınızdan size saldırmışlardı (33/Ahzâb 10). سُفَالَةُ الرِّيحِ : Rüzgârın estiği yerdir; عُلاَوَة bunun zıddıdır. السِّفْلَةُ مِنَ النَّاسِ : Bayağı insanlar. Bu kelime tıpkı دُون gibidir. أَمْرُهُمْ فِي سَفَالٍ : Onlar seviyesiz/bayağı işler yaparlar.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →