Sözlük

س ن ه (SNH)

S-n-h

سَنَة : Bu kelimenin kökü konusunda iki görüş var: Bir görüşe göre, onun aslı سَنَهَة ’dır. Çünkü Araplar bu kökten, سَانَهْتُ فُلاَنًا : Falan kişiyle yıl yıl muamelede bulundum, derler. Ayrıca سُنَيْهَةٌ derler. لَمْ يَتَسَنَّهْ (2 /Bakara 259) âyet ifâdesinin de bu kökten geldiği söylenmektedir. Yani, üzerinden yılların geçmesiyle değişmedi ve tazeliği gitmedi. Bazılarına göre de bu kelimenin aslı vav’lıdır. Çünkü Araplar bu kökten سَنَوَات kelimesini türetirler. سَانَيْتُ formu da bu köktendir. Bu görüşe göre kelimenin sonundaki hâ vakfe içindir. Tıpkı كِتَابِيَهْ (69 /Hakka 19) ve حِسَابِيَهْ (69 /Hakka 20) gibi. Allah buyurur ki: أَرْبَعِينَ سَنَةً : Kırk yıl (5/Mâide 26); سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا : Âdetiniz üzere yedi yıl (12/Yûsuf 47); ثَلاَثَ مِئَةٍ سِنِينَ : Üçyüz yıl (18/Kehf 25). وَلَقَدْ أَخَذْنَا آلَ فِرْعَونَ بِالسِّنِينَ : Andolsun biz, Fir’avn âilesini yıllarca sıktık (7/A’râf 130); yani kuraklıkla.

سَنَة kelimesi, daha çok kuraklığın olduğu yıl için kullanılır. Bu anlamda şöyle denir: أَسْنَتَ الْقَوْمُ : Halkın başına kuraklık geldi. Şair şöyle der:

لَهَا أَرَجٌ مَا حَوْلَهَا غَيْرُ مُسْنِتٍ -246

246- Onun güzel bir kokusu var; etrafında da kıtlıktan başka bir şey yoktur.

Diğer bir şair de şöyle der:

فَلَيْسَتْ بِسَنْهَاءَ وَلاَ رَجَبِيَّةٍ -247

247- O, ne senha ne de recebîdir.

Gördüğün gibi bu kelime, hâ kökenlidir. Başka bir şair de şöyle der:

يَأْكُلُ أَزْمَانَ الْهُزَالِ وَالسِّني -248

248- Zayıflık ve kuraklık zamanlarında yer.

Bu şiirdeki السِّني lafzı, murahham [sonundan harf düşmüş] değildir. Sadece فَعْلَة, فُعُول formunda çoğul yapılmıştır; tıpkı مِائَة ve مِئِين gibi. عِصِيٍّ ’de olduğu gibi, fâu’l-fiil [kelimenin ilk kök harfi] kesreli yapılmış; şair de, kafiyeden dolayı onu tahfif etmiştir.

لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ : Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz (2/Bakara 255) âyetinde geçen سِنَةٌ kelimesi işlediğimiz kavramdan değil, وَسَن kökündendir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →