س ر ع (SRA)
S-r-a
سُرْعَة : Yavaş davranmanın zıddıdır. Hem cisimler, hem fiiller için kullanılır. Bu kökten سَرُعَ، فهو سَرِيعٌ، وأَسْرَعَ فهو مُسْرِعٌ formları kullanılır. أَسْرَعُوا –Onların develeri hızlandı. Tıpkı أَبْلَدُوا formu gibidir. Ayrıca bu kökten سَارَعُوا ve تَسَارَعُوا /koşuştular, formları da gelir: وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ : Koşuşun Rabbinizden bir bağışlanmaya (3/Âl-i İmran 133); وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ : Hayırlı işlere koşuşurlar (3/Âl-i İmran 114); يَوْمَ تَشَقَّقُ الاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا : O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır (50/Kaf 44); يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الاَجْدَاثِ سِرَاعًا : Kabirlerden çabuk çıkacakları gün (70/Meâric 43).
سَرَعَانُ الْقَوْمِ : Toplumun hızlı öncüleri. سَرُعَ fiilinden سَرْعَانَ ذَا إِهَالَةٍ /Ne de çabuk yağı aktı! denmiştir; tıpkı وَشُكَ ’den وَشْكَانَ ve عَجُلَ ’den عَجْلانَ geldiği gibi. إِنَّ اللّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ : Allah gerçekten hesabı çok çabuk görür (5/Mâide 4); إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ الْعِقَابِ : Doğrusu Rabbin, cezâsı çabuk olandır (6/En’âm 165) âyetleri, şu âyete dikkat çekmektedir: إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ : Allah bir şeyi dilediği zaman, ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir (36/Yâsîn 82).