س ق ط (SGŦ)
S-k-t
سَقَط ve سِقَاط : Az değer verilen şeydir. Bu anlamda şöyle denir: رَجُلٌ سَاقِطٌ : Düşük karakterli adam. قَدْ أَسْقَطَهُ كَذَا : Onu falan şey düşürdü/alçalttı. أَسْقَطَتِ الْمَرْأَةُ , sözünde, “hem yukarıdan düşmek” hem de “kötü olmak” anlamları düşünülmüştür; zira أَسْقَطَتِ الْمَرْأَةُ /Kadın düşük yaptı ifâdesi, sadece kadının henüz süresi dolmadan düşürdüğü çocuk konusunda kullanılır. Bu anlamda bu çocuğa سَقَط /düşük denir. Zaman zaman veled diye isimlendirilmesinden dolayı, سَقْطُ الزَّنْدِ (yakılırken düşen ateş parçası), düşük çocuğa benzetilmiştir.
وَلَمَّا سُقِطَ فَي أَيْدِيهِمْ : Ne zaman ki başları elleri arasına düşürüldü (6/A’râf 149); yani yaptıklarına pişman olduklarında. تَسَّاقَطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا : Üzerine taze, olgun hurma dökülsün (19/Meryem 25); yani hurma düşsün. Bu âyet تَسَاقَطْ şeddesiz şeklinde de okunmuştur. Aslı تَتَسَاقَطُ olup tâ’lardan biri hazfedilmiştir. تَسَاقَطْ şeklinde okunduğunda da muteaddî/gecişli gelir. Çünkü فاَعَل ’nin mutavaî olan تَفَاعَل, تَجَرَّعَهُ /onu yuttu, örneğinde olduğu gibi, تَفَعَّل formu gibi muteaddî olur. Âyet يَسَّاقَطْ عَلَيْكِ şeklinde de okunmuştur. Yani, üzerine hurma dalı düşsün.