← Sureler

Mushaf — 23. Sayfa

‹
/ 604
›
2. Bakara Suresi

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.

اَلَّذِينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْ وَاِنَّ فَرِيقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

(e)lleƶīne āteynāhumu l-kitābe yeǎ'rifūnehu ke mā yeǎ'rifūne ebnā'ehum ve inne ferīḳan minhum le yektumūne l-Haḳḳa ve hum yeǎ'lemūne

Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ

l-Haḳḳu min rabbike fe lā tekūnenne mine l-mumterīne

Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يَأْتِ بِكُمُ اللّٰهُ جَمِيعًا اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

ve li kullin vichetun huve muvellīhā fe stebiḳū l-ḣayrāti eyne mā tekūnū ye'ti bikumu (a)llahu cemīǎn inne (a)llahe ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.

وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِنَّهُ لَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ve min Hayṧu ḣaracte fe velli vecheke şeTra l-mescidi l-Harāmi ve innehu le l-Haḳḳu min rabbike ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.

وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ اِلَّا الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي وَلِاُتِمَّ نِعْمَتِي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

ve min Hayṧu ḣaracte fe velli vecheke şeTra l-mescidi l-Harāmi ve Hayṧu mā kuntum fe vellū vucūhekum şeTrahu li ellā yekūne li n-nāsi ǎleykum Huccetun illā (e)lleƶīne Zelemū minhum fe lā teḣşevhum ve ḣşevnī ve li utimme niǎ'metī ǎleykum ve leǎllekum tehtedūne

Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.

كَمَا اَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

ke mā erselnā fīkum rasūlen minkum yetlū ǎleykum āyātinā ve yuzekkīkum ve yuǎllimukumu l-kitābe ve l-Hikmete ve yuǎllimukum mā lem tekūnū teǎ'lemūne

Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.

فَاذْكُرُونِي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لِي وَلَا تَكْفُرُونِ

fe ƶkurūnī eƶkurkum ve şkurū lī ve lā tekfurūni

Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū steǐynū bi S-Sabri ve S-Salāti inne (a)llahe meǎ S-Sābirīne