Ha Mim.
حٰمٓ
Hm
Ayn Sin Kaf
عسق
ǎsḳ
(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
كَذٰلِكَ يُوحِي اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكَ اللّٰهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
ke ƶālike yūHī ileyke ve ilā (e)lleƶīne min ḳablike (a)llahu l-ǎzīzu l-Hakīmu
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve huve l-ǎliyyu l-ǎZīmu
Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
tekādu s-semāvātu yetefeTTarne min fevḳihinne ve l-melāiketu yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve yesteğfirūne li men fī l-erDi elā inne (a)llahe huve l-ğafūru r-raHīmu
Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهُ حَفِيظٌ عَلَيْهِمْ وَمَا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكِيلٍ
ve(e)lleƶīne tteḣaƶū min dūnihi evliyā'e (a)llahu HafīZun ǎleyhim ve mā ente ǎleyhim bi vekīlin
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ
ve ke ƶālike evHaynā ileyke ḳur'ānen ǎrabiyyen li tunƶira umme l-ḳurā ve men Havlehā ve tunƶira yevme l-cem'ǐ lā raybe fīhi ferīḳun fī l-cenneti ve ferīḳun fī s-seǐyri
Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فِي رَحْمَتِهِ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
ve lev şā'e (a)llahu le ceǎlehum ummeten vāHideten ve lākin yudḣilu men yeşā'u fī raHmetihi ve Z-Zālimūne mā lehum min veliyyin ve lā neSīrin
Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ اَوْلِيَٓاءَ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْيِ الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
emi tteḣaƶū min dūnihi evliyā'e fe(a)llahu huve l-veliyyu ve huve yuHyī l-mevtā ve huve ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُ اِلَى اللّٰهِ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبِّي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنِيبُ
ve mā ḣteleftum fīhi min şey'in fe Hukmuhu ilā (a)llahi ƶālikumu (a)llahu rabbī ǎleyhi tevekkeltu ve ileyhi unību