Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.
اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
elā inne evliyā'e (a)llahi lā ḣavfun ǎleyhim ve lā hum yeHzenūne
Onlar iman etmiş ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.
اَلَّذِينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ
(e)lleƶīne āmenū ve kānū yetteḳūne
Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.
لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِ لَا تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
lehumu l-buşrā fī l-Hayāti d-dunyā ve fī l-āḣirati lā tebdīle li kelimāti (a)llahi ƶālike huve l-fevzu l-ǎZīmu
Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah'ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
وَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْ اِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمِيعًا هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
ve lā yeHzunke ḳavluhum inne l-ǐzzete li (a)llahi cemīǎn huve s-semīǔ l-ǎlīmu
Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah'a koştukları ortaklara tabi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar.
اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَاءَ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
elā inne li (a)llahi men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi ve mā yettebiǔ (e)lleƶīne yed'ǔne min dūni (a)llahi şurakā'e in yettebiǔne illā Z-Zenne ve in hum illā yeḣruSūne
O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
هُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
huve elleƶī ceǎle lekumu l-leyle li teskunū fīhi ve n-nehāra mubSiran inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yesmeǔne
"Allah, bir çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?
قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ هُوَ الْغَنِيُّ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ اِنْ عِنْدَكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بِهٰذَا اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
ḳālū tteḣaƶe (a)llahu veleden subHānehu huve l-ğaniyyu lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi in ǐndekum min sulTānin bi hāƶā e teḳūlūne ǎlā (a)llahi mā lā teǎ'lemūne
De ki: "Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler."
قُلْ اِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
ḳul inne (e)lleƶīne yefterūne ǎlā (a)llahi l-keƶibe lā yufliHūne
Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız.
مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّدِيدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
metāǔn fī d-dunyā ṧumme ileynā merciǔhum ṧumme nuƶīḳuhumu l-ǎƶābe ş-şedīde bimā kānū yekfurūne