Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ

ve ke ƶālike evHaynā ileyke ḳur'ānen ǎrabiyyen li tunƶira umme l-ḳurā ve men Havlehā ve tunƶira yevme l-cem'ǐ lā raybe fīhi ferīḳun fī l-cenneti ve ferīḳun fī s-seǐyri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böyle
2اَوْحَيْنَٓاevHaynāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.biz vahyettik ki
3اِلَيْكَileykesana
4قُرْاٰنًاḳur'ānenق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathanebir Kur'an
5عَرَبِيًّاǎrabiyyenع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmakarapça
6لِتُنْذِرَli tunƶiraن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarman için
7اُمَّummeا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]anasını
8الْقُرٰىl-ḳurāق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentlerin (Mekke'yi)
9وَمَنْve menve
10حَوْلَهَاHavlehāح و لDeğişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak, yolundan veya yönünden veya şeklinden sapma, yerinden kaldırılmak veya taşınmak, bir antlaşmadan/sözleşmeden/anlaşmadan/sözleşmeden geri çekilmek veya uzaklaşmak, sıçramak ve hayvanının veya atının sırtına sıkıca oturmak, geçmek, dönmek ve geçmek, tamamlanmak, bir ayırım/bölme/çit/engel/engel/tıkanma olarak müdahale etmek, birleşmeyi veya iletişimi önlemek için müdahale etmek, dökmek veya akıtmak, bir şeyi saçma/tutarsız/kendisiyle çelişen/gerçek olmayan/imkansız ilan etmek veya telaffuz etmek, bir şeyi beceri/yönetim/tatlı dil/ustalık kullanarak istemek veya aramak, birinin bir şey yapmasını istemek veya çalışmak, neredeyse katılaşmış veya donmuş, bir kişiye keskin veya dikkatli bir şekilde bakmak veya gözlerini dikmek, bir kişiyi kırbaçla vurmak veya vurmak istemek, bir kişiyi hesaplamak, bir kişiyi zayıf olarak değerlendirmek, çekingenlik veya kaçınma uygulamak, bir kişiye karşı hilebazlık veya kurnazlık veya tertip uygulamak, hile yapmak veya tuzak kurmak, strateji uygulamak.çevresindekileri
11وَتُنْذِرَve tunƶiraن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarman için
12يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününe karşı
13الْجَمْعِl-cem'ǐج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.toplanma
14لَاasla bulunmayan
15رَيْبَraybeر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekkuşku
16فِيهِfīhionda
17فَرِيقٌferīḳunف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir bölük
18فِي
19الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennette
20وَفَرِيقٌve ferīḳunف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.ve bir bölük
21فِي
22السَّعِيرِs-seǐyriس ع رAteş yakmak, tutuşturmak, alevlendirmek, kızıştırmak, çılgına çevirmek, kudurtmak, fiyatlandırmak, fiyat belirlemek, narh koymakateştedir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve işte sana, böylece Arapça Kur'ân'ı vahyettik, şehirlerin aslı ve temeli olan Mekke'yi ve çevresindeki bütün şehirleri korkutman ve geleceğinde şüphe olmayan topluluk gününü haber vererek o günün dehşetiyle korkutman için; halkın bir bölüğü cennettedir ve bir bölüğü yakıp kavuran cehennemde.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve işte sana, böylece Arapça Kurʼânʼı vahyettik, şehirlerin aslı ve temeli olan Mekkeʼyi ve çevresindeki bütün şehirleri korkutman ve geleceğinde şüphe olmayan topluluk gününü haber vererek o günün dehşetiyle korkutman için; halkın bir bölüğü cennettedir ve bir bölüğü yakıp kavuran cehennemde.

Adem Uğur

Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.

Ahmed Hulusi

İşte böylece sana (Onu) Arapça bir Kur'an (olarak) vahyettik ki, hem Mekke halkını ve Onun yöresindekileri uyarasın; hem de kendisinde şüphe olmayan toplanma sürecinin dehşeti hakkında bilgi edinilsin! (Onlardan) bir bölümü cennettedir, bir bölümü de alev dalgaları yayılan ateştedir.

Ahmet Tekin

Senin sorumluluk sınırlarını belirlediğimiz gibi, görevlerini de hatırlatarak biz sana bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, açık, edebî, Arapça, okunan bir kitap, Kur’ân vahyettik. Manevî merkez Mekke’yi ve çevresindeki bütün dünyayı, bütün insanları uyarasın, gerçekleşeceği ve hesap sorulacağı konusunda şüphe olmayan toplanma günü, hesap günü ile ilgili insanları ikaz edesin diye vahyettik. Buna rağmen insanların bir kısmı cennette, bir kısmı körüklenen alev püsküren dehşetli Cehennem ateşindedir.

Ahmet Varol

İşte biz sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik ki şehirlerin anası (Mekke halkı)nı ve etrafında olanları uyarasın. Hakkında hiçbir şüphe olmayan toplanış günü konusunda uyarıda bulunasın. (O gün) bir grup cennette bir grup da alevli ateştedir.

Ali Bulaç

İşte biz sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.

Ali Fikri Yavuz

Şehirlerin esası olan Mekke halkını ve bütün etrafındaki memleketler halkını sakındırasın ve hakkında şübhe olmıyan o kıyamet gününün dehşetini haber veresin diye, sana böyle Arabca bir Kur’an vahyettik. O kıyamet gününde toplananlardan bir kısmı (müminler) cennettedir, bir kısmı (kâfirler) de cehennemdedir.

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, sana, çok kolay anlaşılacak Kur'an'ı bildirdik. Kentlerin anasını ve tüm çevresini, hakkında kuşku olmayan Toplanma Günü'yle uyarman için. Bir küme cennette, bir küme de yakıcı ateşte olacaktır.

Bayraktar Bayraklı

İşte böylece şehirlerin anası Mekke ve çevresindekileri uyarman ve gerçekleşmesinde şüphe bulunmayan toplanma günü hakkında korkutman için sana Arapça bir Kur'an indirdik. O gün insanların bir kısmı cennette, bir kısmı da alevli ateşte olacaktır.

Bekir Sadak

Boylece sehirlerin anasi olan Mekke'de ve cevresinde bulunanlari uyarman, suphe goturmeyen toplanma gunu ile uyarman icin sana arabca okunan bir Kitap vahyettik. Insanlarin bir takimi cennete, bir takimi da cilgin alevli cehenneme girer.

Celal Yıldırım

İşte böylece biz sana Arapça Kur'ân indirdik ki, Ümmü'l-Kurâ'yı (Mekke halkını) ve çevresindekileri uyarasın ve meydana geleceğinde hiç şüphe olmayan o toplanma (Kıyamet) gününü hatırlatıp korkutasın. (O gün insanların) bir kısmı Cennette, bir kısmı da çılgın ateşli Cehennem'dedir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte sana, Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman ve hakkında asla şüphe bulunmayan toplanma gününün dehşetini haber vermen için böyle Arapça bir Kur’an indirdik. Onların bir kısmı cennette, bir kısmı da cehennemde olacaktır

Diyanet İşleri

Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

Diyanet İşleri (eski)

Böylece şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer.

Diyanet Vakfi

Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece biz sana Arapça bir Kur'ân indirdik ki, şehirlerin anası (olan Mekke) halkını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet gününün dehşetinden onları korkutasın. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte böylece sana Arapça bir Kur'an vahyetmekteyiz ki, Anaşehir (Mekke) halkını ve çevresindekileri uyarasın ve hakkında şüphe olmayan o toplama (kıyamet) gününün dehşetini haber veresin. Bir grup cennette, bir grup da cehennemdedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve işte böyle sana Arabi bir Kur'an vahiyetmekteyiz ki Ümmülkurayı ve çevresindekileri sakındırasın ve o toplama gününün dehşetini haber veresin onda şübhe yok, bir fırka Cennette, bir fırka sairde

Erhan Aktaş

Kentlerin anası ve civarındakileri, geleceği kesin olan Toplanma Günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kentlerin anası ve civarındakileri, geleceği kesin olan toplanma günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kentlerin anası ve civarındakileri, hakkında kuşku olmayan toplanma günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Şehirlerin anası Mekke'de ve onun çevresinde bulunanları uyarman; hakkında asla şüphe olmayan toplanma gününe karşı korkutman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. O gün insanların bir kısmı cennete, bir kısmı da çılgın alevli cehenneme girerler.

Gültekin Onan

İşte biz sana böyle Arapça bir Kuran vahyettik; şehirlerin anası (ümmelkur'a) (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.

Hamdi Döndüren

Böylece biz sana, Anakenti ve çevresinde bulunanları uyarman ve onları, kendisinde asla kuşku bulunmayan, insanların bir kısmının cennette, bir kısmının da cehennemde olacakları toplanma gününden haberdar etmen için, Arapça dilde bir Kur’an vahyettik.

Hasan Basri Çantay

Şehirlerin anası (halkı) na ve etrafında bulunanlara gelecek tehlikeleri haber vermen için ve hakkında hiçbir şübhe bulunmayan o toplanma gününün dehşetiyle korkutman için sana böyle Arabca bir Kur'an vahyetdik. (Onlardan) bir takımı cennetde, bir takımı cehennemdedir.

Hasib Asutay

Anakent (Mekkey)i ve onun çevresinde bulunanları (2) uyarman ve kendisinde asla kuşku olmayan toplama günü ile korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (O gün) bir grup cennette, bir grup da cehennemdedir. (2. Mekke halkı ile yeryüzünde bulunan diğer bütün insanlar.)

Hayrat Neşriyat

İşte sana böyle Arabca bir Kur’ân vahyettik ki, şehirlerin anasını (Mekke’yi) ve onun etrâfındaki (bütün yeryüzü belde)leri(ni) korkutasın ve (geleceği) hakkında hiç şübhe olmayan o toplanma günü (kıyâmet) ile (onları) korkutasın! (O gün) bir kısım (insanlar) Cennette, bir kısım (insanlar) da alevli ateştedir.

İbni Kesir

Şehirlerin anasını ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve hakkında hiç bir şüphe bulunmayan o toplanma günüyle korkutman için, sana böyle arabça bir Kur'an vahyettik. Bir fırka cennette, bir fırka da çılgın alevli cehennemdedir.

Mehmet Okuyan

Şehirlerin anasını (Mekkelileri) ve onun çevresindekileri uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle (ilgili) onları uyarman için sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemde (olacak)tır.

Muhammed Esed

(Sana sadece Bizim mesajımız emanet edilmiştir:) işte Biz sana Arap dilinde bir hitabe gönderdik ki, bütün kentlerin atasını ve çevresinde oturanları uyarabilesin; yani, (varlığı) her türlü şüphenin üstünde olan Toplanma Günü'ne karşı (onları) uyarasın. (O Gün) bazısı cennete girecek, bazısı da yakıcı ateşe.

Mustafa İslamoğlu

İşte Biz sana, hem Şehirlerin Anası'nı ve onun çevresindekileri uyarman, hem de kendisinde asla kuşku bulunmayan Toplanma Günü'ne karşı (insanlığı) ikaz etmen için Arapça bir Kur'an vahyettik: (Sonuçta) bir kısmı cennete girecek, bir kısmı da ateşe.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve işte sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik ki, Ümmü'lKurâ'yı ve onun çevresinde bulunanları korkutasın ve kendinde şüphe olmayan o toplanma gününden korkutasın. Bir fırka cennettedir ve bir fırka da cehennemdedir.

Ömer Öngüt

Şehirlerin anası olan Mekke'de ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve aslâ şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böylece Arapça bir Kur'an vahyettik. O gün bir fırka cennette, bir fırka da çılgın alevli cehennemdedir.

Suat Yıldırım

Böylece sana Arapça bir Kur’ân vahyettik ki sen Anakent olan Mekke ile bütün etrafını uyarıp irşad edesin ve gerçekleşeceğinde hiç şüphe olmayan mahşer günündeki büyük buluşmayı haber veresin. O ne müthiş manzara: Bir kısım cennette… Bir kısım alevli cehennemde!

Süleyman Ateş

Biz sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik ki Anakent (Mekke'y)i ve çevresinde bulunanları ikaz edip; (vukuunda) asla kuşku bulunmayan toplanma gününe karşı uyarasın. (O gün), bir bölük cennette, bir bölük ateştedir.

Süleymaniye Vakfı

İşte sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik ki bütün kentlerin merkezini (Mekke'yi) ve onun çevresinde olanları uyarasın. Geleceğinde şüphe olmayan toplanma günü konusunda da uyarasın. (O gün insanların) Bir kesimi cennette, bir kesimi de alevli ateşin içinde olacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte böyle. Bunu sana, Arapça kur'anlar (ayet kümeleri) halinde vahyettik ki Anakent'te (Mekke'de) ve çevresinde olanları uyarasın. Geleceğinden şüphe olmayan toplanma günü konusunda da uyarasın. Bir kesim Cennette, bir kesim de alevli ateşin içinde olacaktır.

Şaban Piriş

Mekke ve çevresindekileri uyarman için, hakkında hiçbir kuşkunun bulunmadığı toplanma günü ile uyarasın diye; işte sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. O gün insanların bir takımı cennettedir, bir takımı da çılgın alevler içinde.

Tefhim-ul Kuran

İşte biz sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarıp korkutman için ve kendisinden şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarıp korkutman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.

Ümit Şimşek

Beldelerin anası ile onun çevresindekileri uyarman ve geleceğinde kuşku olmayan toplanma gününden sakındırman için, sana böylece Arapça bir Kur'ân vahyetmiş bulunuyoruz. O gün insanların bir kısmı Cennette, bir kısmı da çılgın alevlerin içindedir.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləliklə, Biz sənə ərəbcə Quran vəhy etdik ki, şəhərlər anası (Məkkə) əhlini və onun ətrafındakıları xəbərdar edəsən və barəsində heç bir şübhə doğurmayan məhşər gününü yadlarına salasan. İnsanların bir qismi Cənnətdə, digər qismi isə Odda olacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Şəhərlərin anası (olan Məkkə) əhlini və onun ətrafındakıları (bütün başqa insanları) haqqında heç bir şübhə olmayan (bütün məxluqatın bir yerə cəm olacağı) toplanış (qiyamət) günü ilə qorxutmağın üçün beləcə sənə ərəbcə Qurʼan vəhy etdik. (Axirətdə insanların) bir qismi (möʼminlər) Cənnətdə, bir qismi (kafirlər) isə Cəhənnəmdə olacaqdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So haben Wir dir einen arabischen Koran offenbart, damit du die Menschen in Mekka, der Mutter der Städte, und in den umliegenden Gebieten warnst. Du sollst sie vor dem Tag der Versammlung warnen, der ohne Zweifel kommen wird. Dann teilen sich die Menschen in zwei Gruppen, die eine kommt ins Paradies und die andere in die Hölle.

Almanca — Der Edle Quran

Und so haben Wir dir einen arabischen Qurʹan (als Offenbarung) eingegeben, damit du die Mutter der Städte und diejenigen rings umher warnst, und damit du vor dem Tag der Versammlung warnst, an dem es keinen Zweifel gibt. Eine Gruppe wird im (Paradies)garten sein und eine Gruppe in der Feuerglut.

Almanca — M. A. Rassoul

Und so haben Wir dir den Quran auf Arabisch offenbart, auf daß du die Mutter der Städte warnest und alle rings um sie, und (auf daß) du (sie) vor dem Tag der Versammlung warnest, über den kein Zweifel herrscht. Eine Gruppe wird im Paradies sein und eine Gruppe im flammenden Feuer.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solcherart ließen WIR dir einen arabischen Quran zuteil werden, damit du die Mutterortschaft und das, was um sie herum ist, warnst, und damit du vor dem Tag des Versammelns warnst, über den es keinerlei Zweifel gibt. Ein Teil ist in der Dschanna und ein Teil ist in der Gluthitze.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus did We inspire to you O Muhammad a Quran in the Arabic literary form to warn the people of the Mother City -Macca- and the people of all cities around. To caution them against the horror and grisly dread which shall dwell without end on the undoubted and inevitable Day of the Throng when some shall be in the beautiful and blissful region of heaven's realm and others in the blazes.

Abdul Haleem

So We have revealed an Arabic Quran to you, in order that you may warn the capital city and all who live nearby. And warn [especially] about the Day of Gathering, of which there is no doubt, when some shall be in the Garden and some in the blazing Flame.

Abdullah Yusuf Ali

Thus have We sent by inspiration to thee an Arabic Qur'an: that thou mayest warn the Mother of Cities and all around her,- and warn (them) of the Day of Assembly, of which there is no doubt: (when) some will be in the Garden, and some in the Blazing Fire.

Abul A'la Maududi

And thus did We reveal this Arabic Qur'an to you that you may warn the people of the Mother of Cities (to wit, Makkah) and those who dwell around it; and warn them of the Day of Gathering concerning which there is no doubt: whereon some will be in Paradise, and some in the Blazing Fire.

Aisha Bewley

Accordingly We have revealed to you an Arabic Qur’an so that you may warn the Mother of Cities* and those around it, and give warning of the Day of Gathering about which there is no doubt: one group in the Garden, the other in the Blazing Fire.

Al-Hilali & Khan

And thus We have revealed to you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) a Qur’ân in Arabic that you may warn the Mother of the Towns (Makkah) and all around it, and warn (them) of the Day of Assembling of which there is no doubt: when a party will be in Paradise (those who believed in Allâh and followed what Allâh’s Messenger صلى الله عليه و سلم brought them) and a party in the blazing Fire (Hell) (those who disbelieved in Allâh and followed not what Allâh’s Messenger صلى الله عليه و سلم brought them).[1]

Ali Quli Qarai

Thus have We revealed to you an Arabic Qur’ān that you may warn [the people of] the Mother of the Towns and those around it, and warn [them] of the Day of Gathering, in which there is no doubt, [whereupon] a part [of mankind] will be in paradise and a part will be in the Blaze.

Amatul Rahman Omar

(Just as We have sent this revelation, ) so We have sent (as another favour) to you the Qur'ân in Arabic through revelation so that you may warn the (people of) Metropolis (- the Makkans) and (all) those around it and that you may warn (them) of the Day of (general) Gathering, (the Day) about the advent of which there is no doubt; (the Day) there will be a party (of those going) in to Paradise and another party (of those going) in the blazing Fire.

Arthur John Arberry

And so We have revealed to thee an Arabic Koran, that thou mayest warn the Mother of Cities and those who dwell about it, and that thou mayest warn of the Day of Gathering, wherein is no doubt -- a party in Paradise, and a party in the Blaze.

Bijan Moeinian

Thus I (God) have revealed to you this Qur’an in Arabic language so that you may warn the people of your hometown and surroundings about the inevitable Day of resurrection. [On that Day] some will go to Paradise and the rest will go to Hell.

E. Henry Palmer

Thus have we revealed an Arabic Qur'an, that thou mayest warn the Mother of cities and all around it; and warn them of a day of gathering, there is no doubt therein;- a part in Paradise and a part in the blaze.

Edip-Layth

Thus We have inspired to you an Arabic compilation, so that you may warn the capital town and all around it, and to warn about the day of Gathering that is inevitable. A group will be in Paradise, and a group in hell.

George Sale

Thus have We revealed unto thee an Arabic Koran, that thou mayest warn the metropolis of Mecca, and the Arabs who dwell round about it; and mayest threaten them with the day of the general assembly, of which there is no doubt: One part shall then be placed in paradise, and another part in hell.

Hamid S. Aziz

And thus have We revealed to you an Arabic Lecture (Quran), that you may warn the Mother City (Mecca) and those around it, and that you may give warning of the Day of Gathering wherein is no doubt; when some will be in the Garden and some in the burning Fire.

Mahmoud Ghali

And thus We have revealed to you an Arabic Qur'an, that you may warn the Mother of the Towns (Makkah) and whomever are (dwelling) around it, and to warn of the Day of Gathering, wherein there is no suspicion: a group in the Garden, and a group in the Blaze.

Marmaduke Pickthall

And thus We have inspired in thee a Lecture in Arabic, that thou mayst warn the mother-town and those around it, and mayst warn of a day of assembling whereof there is no doubt. A host will be in the Garden, and a host of them in the Flame.

Mohamed Ahmed - Samira

We have, therefore, revealed to you the eloquent Qur'an that you may warn the people of the Metropolis, and those who live around it, of the Day of Gathering, of which there is no doubt, (when mankind would be assembled) some in Heaven, some in Hell.

Muhammad Asad

[Thou art but entrusted with Our message:] and so We have revealed unto thee a discourse in the Arabic tongue in order that thou mayest warn the foremost of all cities and all who dwell around it to wit, warn [them] of the Day of the Gathering, [the coming of] which is beyond all doubt: [the Day when] some shall find themselves in paradise, and some in the blazing flame.

Mustafa Khattab

And so We have revealed to you a Quran in Arabic, so you may warn the Mother of Cities[1] and everyone around it, and warn of the Day of Gathering—about which there is no doubt—˹when˺ a group will be in Paradise and another in the Blaze.

Progressive Muslims

And thus We have inspired to you an Arabic Quran, so that you may warn the capital town and all around it, and to warn about the Day of Gathering that is inevitable. A group will be in Paradise, and a group in Hell.

Sahih International

And thus We have revealed to you an Arabic Qur'an that you may warn the Mother of Cities [Makkah] and those around it and warn of the Day of Assembly, about which there is no doubt. A party will be in Paradise and a party in the Blaze.

Sam Gerrans

And thus We have revealed to thee an Arabic recitation, that thou warn the mother of cities and whoso is around her, and thou warn of the Day of Gathering whereof there is no doubt: a faction will be in the Garden, and a faction in the Inferno.

Shabbir Ahmed

And thus: We have revealed to you a Monograph in Arabic so that you may warn the Foremost of all towns and those who dwell around it, and may warn of the Day of Gathering, which is beyond all doubt. One group will be in the Garden, and one group will be in the Flames. (Such will happen in this world and in the life to come).

Syed Vickar Ahamed

And, like this We have sent by Revelation to you an Arabic Quran; That you may warn the Mother of Cities (Makkah) and all around it (the City of Makkah)— And warn (them) of the Day of the Assembling, about which there is no doubt: (When) a party (some) will be in the Paradise (Gardens), and a party (some) in the blazing Fire.

Taqi Usmani

And thus We have revealed to you an Arabic Qur’ān, so that you may warn the mother town, and those around it, and warn (them) of the Day of Gathering, about which there is no doubt-(when) one group of people will be in Paradise, and another group in blazing Fire.

The Monotheist Group

And thus We have inspired to you an Arabic revelation, so that you may warn the capital town and all around it, and to warn about the Day of Gathering that is inevitable. A group will be in the Paradise, and a group in Hell.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et cʹest ainsi que Nous tʹavons révélé un Coran arabe, afin que tu avertisses la Mère des cités (la Mecque) et ses alentours et que tu avertisses du Jour du rassemblement, - sur lequel il nʹy a pas de doute - Un groupe au Paradis et un groupe dans la fournaise ardente.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me bi vî awayî ji bo te Quranek bi zimanê erebî wehî kiriye da ku tu xelkê Mekkê û yên ku li hawirdora wê ne, hişyar bikî û tu wan ji roja civînê bitirsînî, ew roja ku tê de qet guman tune ye. Wê rojê, hin di bihiştê de ne hin jî di agirê bipêt de ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zo hebben Wij aan jou een Arabische Koran geopenbaard, opdat jij er de hoofdstad (Mekka) en wie er omheen wonen mee waarschuwt en opdat jij waarschuwt voor de dag van de bijeenzameling waaraan geen twijfel is: een groep in de tuin en een groep in de vuurgloed.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo hebben wij u een Arabischen Koran geopenbaard, opdat gij de stad Mekka zoudt waarschuwen, en de Arabieren die er omheen wonen, en dat gij hen met den dag der algemeene verzameling zoudt bedreigen, waaraan niet te twijfelen valt. Een deel zal dan in het paradijs worden geplaatst en een ander deel in de hel.

Hollandaca — Siregar

Zó hebben Wij aan jou een Arabische Koran geopenbaard, om de bewoners van Oommoelqoerâ (Mekkah) en degenen die in de omgeving ervan wonen te waarshuwen. En om te waarschuwen voor de Dag der verzameling, waaraan geen twijfel is; een deel gaat naar het Paradijs en een deel gaat naar de Hel.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И таким же образом [как внушили прежним пророкам] внушили Мы тебе (о, Мухаммад) Коран, (который) на арабском языке, чтобы ты увещевал [предупреждал о наказании] Мать селений (и городов) [самое главный город – Мекку] и тех, кто кругом нее [других людей], и увещевал [предупреждал] о Дне Собрания [Дне Суда, когда будут собраны все творения], в котором [в том, что он будет] нет сомнения. (И из собравшихся всех творений) часть (окажется) в Раю [верующие], и часть (окажется) в Пламени [в Аду].