Sözlük

ن ذ ر (NZ̃R)

N-z-r

نَذْر : Kişinin kendisi için zorunlu olmayan bir şeyi, bir işin olması şartına bağlı olarak üzerine zorunlu kılmasıdır. نَذَرْتُ لِلَّهِ أَمْرًا Allah için bir şeyi adadım, deyimi de bundandır. Allah buyurur ki: إِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمَنِ صَوْمًا Ben Rahmâna bir oruç adadım. (19/Meryem 26); وَمَا أَنْفَقْتُمْ مِنْ نَفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُمْ مِنْ نَذْرٍ فَإِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُهُ Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir (2/Bakara 270).

إِنْذَار ise, içinde korku bulunan haber vermedir. Nasıl ki, تَبْشِير de, içinde sevinç bulunan haberdir. Allah buyurur ki: فَأَنْذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّى Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım (92/Leyl 14); فَإِنْ أَعْرَضُوا فَقُلْ أَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse de ki: Ben sizi Âd ve Semud’un başına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma karşı uyardım (41/Fussilet 13); وَاذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنْذَرَ قَوْمَهُ بِاْلأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ Âd kavminin kardeşi Hud’u hatırla. Hani O, Ahkâf denilen yerde kavmini uyarmıştı. O’ndan önce ve sonra da nice uyarıcılar gelip geçmiştir. (46/Ahkâf 21); وَالَّذِينَ كَفَرُوا عَمَّا أُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar (46/Ahkâf 3).

Yine Allah buyurur ki: لِتُنْذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لاَ رَيْبَ فِيهِ şehirlerin anasını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet gününün dehşetine karşı onları uyarasın (42/Şûrâ 7); لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا أُنْذِرَ آَبَاؤُهُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ Babaları uyarılmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah’ın indirdiği (Kur’ân) ile uyarasın (36/Yâsîn 6).

نَذِير ise, uyaran kişidir. Bu kavram, insan olsun başka bir şey olsun, uyarma niteliği taşıyan her şey için kullanılır.

قَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ Dedi ki, Ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım (71/Nûh 2); وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım (15/Hicr 89); وَمَا أَنَا إِلاَّ نَذِيرٌ مُبِينٌ Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım (46/Ahkâf 9); أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti (35/Fâtır 37); نَذِيرًا لِلْبَشَرِ İnsanlar için bir uyarıcı olarak (74/Müddesir 36).

نُذُر ise, kelimesinin çoğuludur. Allah buyurur ki: هَذَا نَذِيرٌ مِنَ النُّذُرِ Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır (53/Necm 56), yani: Daha önce gelmiş olan peygamberlerden biridir. Allah buyurur ki: كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ Semûd da o uyarıları yalanladılar (54/Kamer 23); وَلَقَدْ جَاءَ آَلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُ Firavun Ailesine de kesinlikle uyarıcılar gelmiştir (54/Kamer 41); كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu? (54/Kamer 18).

قَدْ نَذِرْتُ deyimi ise, ben bunu bildim ve ondan sakındım, demektir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →