Sözlük

ن ص ب (NṦB)

N-s-b

نَصْبُ الشَّيْءِ : Mızrak, bina, taş gibi bir şeyi dikmek, kurmak, doğrultmaktır. نَصِيب ise, bir şeyin başına dikilen taştır ve çoğulu ise نَصَائِب ve نُصُب şeklinde gelir. Arapların bu isimde taptıkları ve üzerinde kurban kestikleri taşları vardı.

Yüce Allah bundan söz ederken şöyle buyurur: كَأَنَّهُمْ إِلَى نُصُبٍ يُوفِضُونَ sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar (70/Meâric 43); وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlananları (5/Mâide 3).

Bunun çoğulunda أَنْصَاب kullanıldığına da rastlanır. Şöyle ki: وَاْلآَنْصَابُ وَاْلآَزْلَامُ Dikili taşlar da, fal okları da (5/Mâide 90).

نُصْب ve نَصَب ise, yorgunluktur. أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu (38/Sâd 41) âyeti, Bir kıraatte نَصَبٍ şeklinde okunmuştur. Bu mastar, بُخْلٌ ve بَخَلٌ mastarları gibidir. Allah buyurur ki: لاَ يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلاَ يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ Orada bize yorgunluk gelmeyecek, orada bize usanç gelmeyecektir (35/Fâtır 35).

أَنْصَبَنِي كَذَا deyimi, falan şey beni yordu ve beni usandırdı, demektir. Bu anlamda Şair şöyle der:

442- تَأَوَّبَنِي هَمٌّ مَعَ الَّليْلِ مُنْصِبُ

442- Bir hüzün yakaladı beni geceyle beraber dayanılmaz.

هَمٌّ نَاصِبٌ ifâdesi ise, deniyor ki: عِيشَة رَاضِيَة gibidir: [Yani: Büyük üzüntü ve rahat hayat gibi].

نَصَب ise, yorgunluktur. Allah buyurur ki: لَقَدْ لَقِينَا مِنْ سَفَرِنَا هَذَا نَصَبًا Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk, (18/Kehf 62).

Yorgunluk, bitkinlik, tükenmişlik fiilinin formları ise: قَدْ نَصِبَ ، فَهُوَ نَصِبٌ وَنَاصِبٌ şeklinde gelir. Allah buyurur ki: عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌ Çalışmış, yorulmuştur (88/Gâşiye 3).

نَصِيب ise, düzenlenmiş yani, tayin edilmiş, belirlenmiş paydır. Allah buyurur ki: أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِنَ الْمُلْكِ Yoksa onların mülkten bir payı mı vardır. (4/Nisâ 53); أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِنَ الْكِتَابِ Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, (3/Âl-i İmrân 23; فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ Boş kaldıkça, hemen çalışmaya koyul (94/İnşirâh 7).

نَاصَبَهُ اْلحَرْبَ وَاْلعَدَاوَةَ، وَنَصَبَ لَهُ : Ona savaş açtı, düşman oldu deyiminde harp kelimesi kullanılmasa da anlam tamdır.

تَيْسٌ أَنْصَبُ، وَشَاةٌ أَوْ عَنْزَةٌ نَصْبَاءُ Koç, koyun ve keçi için kullanıldığında onların boynuzlarının dik durduğunu anlatır.

نَاقَةٌ نَصْبَاءُ Göğsü dik duran dişi devedir.

نِصَابُ السِّكِّينِ ونَصَبُه Bıçağın sapı, kabzası, demektir.

نِصَابُ الشَّيْءِ Bir şeyin, nisabı, onun aslıdır. رَجَعَ فُلاَنٌ إِلَى مَنْصَبِهِ falan, aslına döndü, demektir.

تَنَصَّبَ اْلغُبَارُ Toz, kalktı, yükseldi, manasındadır.

نَصَبَ السِّتْرَ Perdeyi kaldırdı.

Dilbilginden نَصْب ise, bilinen bir şeydir. Musikî’de ise, bir makamın adıdır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →