Sözlük

ن ق ض (NGĐ)

N-k-d

نَقْض : Bina, ip ve gerdanlık gibi şeylerin düğümünü çözmek, bozmak, yıkmak anlamlarına gelir. Onun için نَقَضْتُ اْلبِنَاءَ وَاْلحَبْلَ وَالْعِقْدَ، وَقَدْ اِنْتَقَضَ اِنْتِقَاضًا denir. Bu onaylamak, teyit etmek, sağlamlaştırmak anlamına gelen إِبْرَام sözcüğünün zıddıdır.

Yine bu kökten gelen نِقْض bozma kelimesi مَنْقُوض bozulmuş anlamındadır. Bu şiirde daha çok kullanılır. نَقْض da öyledir. Bina yıkımında daha çok kullanılır. Onun için çok zayıf deve için نِقْض sözcüğü kullanılır. Yer elmasının yeri yarıp şişirmesi de نِقْض adını alır. İpin ve gerdanlığın çözülmesinden istiâre yoluyla sözleşmeyi bozma da kastedildiği olur. Allah buyurur ki: الَّذِينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın hâlde antlaşmalarını bozan (8/Enfâl 56).

Yine buyurur ki: الَّذِينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِنْ بَعْدِ مِيثَاقِهِ Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar. (2/Bakara 27); وَأَوْفُوا بِعَهْدِ اللَّهِ إِذَا عَاهَدْتُمْ وَلاَ تَنْقُضُوا اْلأَيْمَانَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا Bir de anlaşma yaptığınızda Allah’ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın (16/Nahl 91).

Söz ve şiirdeki مُنَاقَضَة da bu köktendir ve çelişkili ifâdeleri tanımlar. Cerîr ve Ferezdak’ın çelişkileri gibi.

Sözdeki نَقِيضَانِ ise, biri diğeriyle beraber bulunamayan hükümdür. Bir şey hakkında bir hâlde o şöyledir deyip aynı zamanda zıddını söyleyip şöyle değildir, demek gibi. اِنْتَقَضَتِ اْلقُرْحَة önerme iptal oldu ve اِنْتَقَضَتِ الدَّجَاجَةِ tavuk, yumurtlama esnasında gıdakladı. Fakat حَقِيقَةُ اْلاِنْتِقَاضِ intikadın gerçeği ses değildir. Sesin birbiriyle çatışması ve bu esnada bir sesin çıkmasıdır. Onun için kısa yoldan ses ile onu anlatmaya çalışmışlardır.

Allah buyurur ki: اَلَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ O senin belini büken yükü (94/İnşirâh 3). Belini öyle büktü ki, belin iki büklüm oldu.

إِنْقَاض ise, çok oturanı azarlamak için kullanılan sestir. Şair şöyle der:

451- أَعْلَمْتُهَا اْلإِنْقَاضَ بَعْدَ اْلقَرْقَرَه

451- Onlara azarlamayı öğretmişim bir bağırıştan sonra.

نَقِيضُ اْلمَفَاصِلِ mafsalların sesidir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →