Sözlük

ن ه ي (NHY)

N-h-y

Bir şeyin yapılmasını engellemek, yasaklamak, insanları ondan uzak tutmak anlamına gelen نَهْي sözcüğü şu âyette geçmektedir: أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى عَبْدًا إِذَا صَلَّى Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü? (96/Alak 9-10).

Bu, mana açısından söz ile de, başka şekilde de olabilir. Söz ile olanın, şundan sakın! cümlesi gibi, اِفْعَل formunda gelmesiyle, لاَ تَفْعَلْ yapma!, formunda gelmesi arasında fark yoktur. Lafız açısında ise, Şunu yapma! Formunda gelir. Şunu yapma! dendiğinde, bu, hem mana hem de lafız olarak nehiy sayılır. Meselâ: وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz (2/Bakara 35).

Onun için şöyle de buyurmuştur: مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ Rabbiniz, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye size bu ağacı yasak etti, dedi (7/A’râf 20).

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise (Naziat 40). Bu âyette söz konusu olan, kişinin kendi kendine şunu yapma demesi değildir. Aksine, onu şehvetinden alıkoymak, arzularını ve isteklerini kontrol etmektir. Bunun gibi, münkeri nehyetmek de, bazen el ile, bazen dil ile bazen de kalp ile olur. Yüce Allah buyurur. أَتَنْهَانَا أَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ آَبَاؤُنَا Bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? (11/Hûd 62).

Yüce Allah’ın: إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder; (16/Nahl 90) sözü ise, O’nun iyiliği emrettiği, kötülüğü ise, yasakladığını anlatır. Bunun belirlenmesi ise, kısmen bize verdiği akılla belirlenir, bir diğer kısmı ise, şerîat tarafından belirlenir.

اِنْتِهَاء ise, yasaklanan şeyden vazgeçmek, uzak durmaktır. Allah buyurur ki: قُلْ لِلَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَ O kâfirlere de ki: Eğer bu işe son verirlerse daha önce yaptıkları bağışlanacak. (8/Enfâl 38); لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ َلأَرْجُمَنَّكَ وَاهْجُرْنِي مَلِيًّا Yemin ederim ki, eğer vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. Haydi uzun bir müddet benden uzak ol (19/Meryem 46); قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُومِينَ Dediler ki: Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın! (26/Şuarâ 116); فَهَلْ أَنْتُمْ مُنْتَهُونَ artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? (5/Mâide 91).

Yine buyurur ki: فَمَنْ جَاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّهِ فَانْتَهَى فَلَهُ مَا سَلَفَ bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine yaptığından vazgeçerse, geçmişte olanlar kendisine (2/Bakara 275) yani, bunun üzerine yaptığını sona erdirirse.

اِنْهَاء aslında bir yasağın sona erdiğini bildirmek için kullanılır. Sonra örfte her tür bildirme için kullanılır olmuştur. Bu anlamda أَنْهَيْتُ إِلَى فُلاَنٍ خَبَرَ كَذَا denir ki, Falana sonucu bildirdim, manasını taşır.

نَاهِيكَ مِنْ رَجُلٍ deyimi tıpkı حَسْبُكَ Sana yeter! ifâdesi gibidir. Bu, senin aradığının en üst sınırı budur, anlamına gelir ve kişinin başkasını aramasını yasaklar.

نَاقَةٌ نِهْيَةٌ Semizlemenin son sınırına dayanan dişi deve, demektir.

نُهْيَة , kötü şeyleri yapmayı yasaklayan akıldır; çoğulu نُهًى şeklindedir. Allah buyurur ki: إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ ِلأُولِي النُّهَى Akıl sahipleri için bunda nice ibretler vardır! (20/Tâhâ 54).

تَنْهِيَةُ اْلوَادِي Vadide selin sona erdiği yerdir.

نَهَاءُ النَّهَارِ Günün (güneşin) yükselmesidir. İhtiyacını, yasaklanana kadar istemek deyimi de, elde etsin veya etmesin, artık talebinden vazgeçtiği anlamına gelir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →