← Sureler

Mushaf — 577. Sayfa

/ 604
74. Müddessir Suresi

Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍ

Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتٰى صُحُفًا مُنَشَّرَةً

Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.

كَلَّا بَلْ لَا يَخَافُونَ الْاٰخِرَةَ

Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.

كَلَّا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

Artık kim dilerse ondan öğüt alır.

فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ

Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.

وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

75. Kıyamet Suresi

Kıyamet gününe yemin ederim.

لَا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ

(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).

وَلَا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?

اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ

Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.

بَلٰى قَادِرِينَ عَلٰٓى اَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ

Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.

بَلْ يُرِيدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُ

"O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.

يَسْـَٔلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِ

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ وَخَسَفَ الْقَمَرُ وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ

Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.

كَلَّا لَا وَزَرَ

O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ

O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَ

(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذِيرَهُ

(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

لَا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ

Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ

O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ

Sonra onu açıklamak da bize aittir.

ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ