← Sureler

Mushaf — 578. Sayfa

/ 604
75. Kıyamet Suresi

(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ

O gün birtakım yüzler aydındır.

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ

Rablerine bakarlar.

اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

O gün birtakım yüzler de asıktır.

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ

Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

كَلَّا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَ وَقِيلَ مَنْ۔ رَاقٍ وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُ وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ

O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰى

Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.

وَلٰكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰى

Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.

ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰٓى اَهْلِهِ يَتَمَطّٰى

(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.

اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى

İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.

اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًى

O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?

اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰى

Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰى

Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti.

فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى

Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰى

76. İnsan Suresi

İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـًٔا مَذْكُورًا

Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا

Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.

اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا

Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَلَاسِلَا۬ وَاَغْلَالًا وَسَعِيرًا

İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا