De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."

قُلِ اللّٰهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

ḳuli (a)llahu yuHyīkum ṧumme yumītukum ṧumme yecmeǔkum ilā yevmi l-ḳiyāmeti lā raybe fīhi ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلِḳuliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اللّٰهُ(a)llahuAllah
3يُحْيِيكُمْyuHyīkumح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmeksizi yaşatıyor
4ثُمَّṧummesonra, ayrıca
5يُمِيتُكُمْyumītukumم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızsizi öldürüyor
6ثُمَّṧummesonra, ayrıca
7يَجْمَعُكُمْyecmeǔkumج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.sizi toplayıp getirecektir
8اِلٰىilā
9يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününe
10الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
11لَاasla
12رَيْبَraybeر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekşüphe yoktur
13فِيهِfīhibunda
14وَلٰكِنَّve lākinneama
15اَكْثَرَekṧeraك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çoğu
16النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanların
17لَا
18يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmezler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Allah diriltir sizi, sonra öldürür, sonra da şüphe bile olmayan kıyâmet günü, toplar sizi ve fakat insanların çoğu bilmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Allah diriltir sizi, sonra öldürür, sonra da şüphe bile olmayan kıyâmet günü, toplar sizi ve fakat insanların çoğu bilmez.

Adem Uğur

De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde biraraya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Ahmed Hulusi

De ki: "Allah sizi canlandırıyor! Sonra size ölümü yaşatacak! Sonra kendisinde kuşku olmayan kıyamet sürecinde sizi bir araya getirecek! Ne var ki insanların çoğunluğu (bu gerçekleri) anlayamıyor!"

Ahmet Tekin

Onlara: 'Allah size hayat verir, yaşatır, sonra ecelleriniz gelince sizin ölümünüzü gerçekleştirir. Sonra sizi, gerçekleşeceği konusunda şüphe olmayan Kıyamet gününe toplayıp getirir. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Allah sizi diriltir, sonra öldürür, sonra geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde biraraya toplar. Ancak insanların çoğu bilmezler'.

Ali Bulaç

De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi bir araya getirip toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- Sizi Allah diriltiyor, sonra sizi O öldürecek. Sonra da sizi, vukuunda şübhe olmıyan kıyamet günü (diriltib bir araya) toplıyacaktır.” Fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.

Ali Rıza Safa

De ki: "Allah, size yaşam verir; sonra sizi öldürür. Sonra, hakkında kuşku olmayan Yeniden Yaratılış Günü'nde, sizi toplayacaktır. Fakat insanların çoğu bilmez!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."

Bekir Sadak

De ki: «Sizi Allah diriltir, sonra oldurur, sonra sizi suphe goturmeyen kiyamet gununde toplar. Ama insanlarin cogu bilmezler."*

Celal Yıldırım

De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür, sonra da (vuku'unda) hiç şüphe olmayan Kıyamet günü sizi (diriltip) biraraya toplar. Ne var ki, insanların çoğu bilmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara şöyle de: “Allah sizi hayata getirecek, sonra öldürecek, sonra gerçekleşeceği kesin bulunan kıyamet sürecinde sizi bir araya getirecek!” Bunda kuşku yok ama insanların çoğu bilmez.

Diyanet İşleri

De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler.'

Diyanet Vakfi

De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde biraraya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) De ki: «Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Allah size hayat veriyor, sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (bir araya) toplayacaktır. Fakat insanların çoğu bilmezler."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki size Allah hayat veriyor, sonra sizi o öldürür, sonra da sizi Kıyamet gününe toplayacak ve lakin nasın ekserisi bilmezler

Erhan Aktaş

De ki: "Sizi yaşatan sonra öldüren Allah'tır. Sonra sizi, gerçekleşeceği kesin olan kıyamet günü bir araya toplayacaktır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Sizi yaşatan sonra öldüren Allah'tır. Sonra sizi, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü bir araya toplayacaktır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Sizi yaşatan ve öldüren Allah'tır. Sonra sizi, hakkında kuşku olmayan Kıyamet Günü bir araya toplayacaktır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.

Fizilal-il Kuran

De ki: «Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.»

Gültekin Onan

De ki: "Tanrı sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi bir araya getirip toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler."

Hamdi Döndüren

De ki: “Sizi dirilten, sonra öldüren Allah’tır. Sonra sizi, kıyamet gününde topluca bir araya getirecektir. Ama insanların çoğu bilmezler.

Hasan Basri Çantay

De ki: "Sizi Allah diriltiyor. Sonra sizi O öldürüyor. Bilahare yine sizi, hakkında hiçbir şübhe bulunmayan, kıyamet gününe O (getirib) toplayacakdır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet gününde bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Allah size hayat veriyor, sonra sizi vefât ettirecek, sonra da sizi kendisinde hiç şübhe olmayan kıyâmet gününde bir araya toplayacaktır; fakat insanların çoğu bilmiyorlar.'

İbni Kesir

De ki: Allah diriltir sizi sonra öldürür, sonra hakkında hiç bir şüphe bulunmayan o kıyamet gününde toplar. Fakat insanların pek çoğu bilmezler.

Mehmet Okuyan

De ki: “Allah sizi diriltecektir (yaşatacaktır), sonra sizi öldürecektir. Sonra sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet günü bir araya toplayacaktır.” Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

Muhammed Esed

De ki: "Size hayat veren ve sonra sizi öldüren, Allah'tır; ve sonunda O, hepinizi Kıyamet Günü bir araya toplayacaktır, ki o (Gün'ün gelip çatacağı,) her türlü şüphenin üstündedir ama insanların çoğu bunu anlamaz".

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Hayatınızı bahşeden, ardından ölümünüzü takdir eden Allah'tır. En sonunda sizi geleceğinde kuşku olmayan Kıyamet Günü bir araya getirecektir; fakat insanların çoğu bunun (kaçınılmaz bir sonuç olduğunun) bilincinde değildir."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Allah sizi diriltir, sonra sizi öldürür, sonra da sizi Kıyamet günü için toplar. Onda bir şüphe yoktur. Velâkin nâsın çoğu bilmezler.»

Ömer Öngüt

De ki: "Allah sizi yaşatıyor, sonra sizi öldürür, sonra da kıyamet gününde bir araya toplar. Bunda aslâ şüphe yoktur, fakat insanların çoğu bunu bilmezler. "

Suat Yıldırım

De ki: "Size hayatı veren Allah’tır. Sonra sizi yine O öldürür, sonra da hepinizi, hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet (dirilme) günü bir araya toplar; ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler."

Süleyman Ateş

De ki: "Allah sizi yaşatıyor, sonra sizi öldürüyor. Sonra sizi, toplayıp duruşma gününe getirecektir. Bunda asla şüphe yoktur, ama insanların çoğu bilmezler."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Allah, size hayat verir, sonra sizi öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet /mezardan kalkış günü sizi bir araya toplayacaktır. Ama insanların çoğu bunu bilmez."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Sizi yaşatan, sonra öldüren ve (mezardan) kalkış günü bir araya toplayacak olan Allah'tır. Bunun şüphe götüren yanı yoktur. Ama insanların çoğu bilmez."

Şaban Piriş

De ki: - Size hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da hakkında şüphe olmayan kıyamet gününde bir araya getirecek olan Allah'tır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra da kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi bir araya getirip toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler.»

Ümit Şimşek

De ki: Sizi Allah yaşatır, sonra öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde toplar. Lâkin insanların çoğu bunu bilmiyor.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Sizi Allah yaşatıyor; sonra sizi öldürecek, sonra da o hakkında hiç kuşku bulunmayan kıyamet gününde biraraya getirecek. Ama insanların çokları bilmiyorlar."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Allah sizə həyat verir, sonra öldürür, sonra da sizi gələcəyinə heç bir şəkk-şübhə olmayan Qiyamət günü dirildib bir yerə toplayacaqdır”. Lakin insanların çoxu bunu bilmir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peğəmbər!) De: ″Allah sizi dirildir, sonra öldürür. Sonra da sizi qiyamət günü (dirildib) bir yerə yığacaqdır. Ona (qiyamətə) heç bir şəkk-şübhə yoxdur, lakin insanların çoxu (qiyamətin haqq, təkrar dirilmənin ilkin yaradılışından çox asan olduğunu) bilməz!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺGott bringt euch ins Leben, dann läßt Er euch sterben, dann versammelt Er euch zum Jüngsten Tag, an dem nicht zu zweifeln ist.ʺ Doch die meisten Menschen wissen es nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺAllah gibt euch das Leben und läßt euch dann sterben; dann wird Er euch am Tage der Auferstehung (vor Sich) versammeln; darüber besteht kein Zweifel; jedoch die meisten Menschen wissen es nicht.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺALLAH belebt euch, dann läßt ER euch sterben, dann läßt ER euch zum Tag der Auferstehung, über den es keinen Zweifel gibt, versammeln.ʺ Doch die meisten Menschen wissen es nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "Allah has brought you to this world and caused you to exist from nothingness and He occasions your death when you end your days, then brings you together on the Day of Resurrection, the Day giving no occasion to doubt or uncertainty". But most people do not realize this fact nor do they bring vividly before their minds Allah's Omnipotence to effect what He will.

Abdul Haleem

[Prophet], say, ‘It is God who gives you life, then causes you to die, and then He gathers you all to the Day of Resurrection of which there is no doubt, though most people do not comprehend.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "It is Allah Who gives you life, then gives you death; then He will gather you together for the Day of Judgment about which there is no doubt": But most men do not understand.

Abul A'la Maududi

Tell them, (O Prophet): "It is Allah Who gives you life and then causes you to die, and He it is Who will then bring all of you together on the Day of Resurrection, a Day regarding which there can be no doubt. Yet most people do not know.

Aisha Bewley

Say: ‘Allah gives you life, then causes you to die, and then will gather you together for the Day of Rising about which there is no doubt. But most people do not know it.’

Al-Hilali & Khan

Say (to them): "Allâh gives you life, then causes you to die, then He will assemble you on the Day of Resurrection about which there is no doubt. But most of mankind know not."

Ali Quli Qarai

Say, ‘It is Allah who gives you life, then He makes you die. Then He will gather you on the Day of Resurrection, in which there is no doubt. But most people do not know.’

Amatul Rahman Omar

Say, `(It is) Allâh alone Who gives you life then He causes you to die, then He will gather you together on the Day of Resurrection, (the day) about the advent of which there is no doubt. Yet most of the people do not know (this truth).'

Arthur John Arberry

Say: 'God gives you life, then makes you die, then He shall gather you to the Day of Resurrection, wherein is no doubt, but most men do not know. '

Bijan Moeinian

Tell them that the same God Who brings them to life and takes their lives away will gather together [and not individually as they are jokingly asking for] on the Day of Resurrection. This will surely take place but most people do not know that [as most people do not know the future].

E. Henry Palmer

Say, 'God quickens you, then He kills you, then He will gather you unto the resurrection day, there is no doubt therein; but most men do not know. '

Edip-Layth

Say, "God gives you life, then He puts you to death, then He will gather you to the day of resurrection, in which there is no doubt. But most people do not know."

George Sale

Say, God giveth you life; and afterwards causeth you to die: Hereafter will He assemble you together on the day of resurrection; there is no doubt thereof; but the greater part of men do not understand.

Hamid S. Aziz

Say, "Allah gives you life, then He makes you die, then will He gather you to the Day of Resurrection wherein is no doubt", but most people know not.

Mahmoud Ghali

Say, " Allah gives you life; thereafter He makes you to die; thereafter He will gather you to the Day of the Resurrection; there is no suspicion about it, but most of mankind do not know. "

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): Allah giveth life to you, then causeth you to die, then gathereth you unto the Day of Resurrection whereof there is no doubt. But most of mankind know not.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "God, who gives you life and makes you die, will (raise the dead) then gather you (and your ancestors) together on the Day of Resurrection of which there is no doubt. " And yet most men do not understand.

Muhammad Asad

Say: "It is God who gives you life, and then causes you to die; and in the end He will gather you together on Resurrection Day, [the coming of] which is beyond all doubt - but most human beings under­stand it not. "

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "˹It is˺ Allah ˹Who˺ gives you life, then causes you to die, then will gather you ˹all˺ on the Day of Judgment, about which there is no doubt. But most people do not know."

Progressive Muslims

Say: "God gives you life, then He puts you to death, then He will gather you to the Day of Resurrection, in which there is no doubt. But most people do not know."

Sahih International

Say, " Allah causes you to live, then causes you to die; then He will assemble you for the Day of Resurrection, about which there is no doubt, but most of the people do not know. "

Sam Gerrans

Say thou: “God gives you life; then He gives you death; then will He gather you to the Day of Resurrection whereof there is no doubt; but most men know not.”

Shabbir Ahmed

Say, "It is Allah who gives you life, and then causes you to die. And He will gather all of you together on the Resurrection Day, the advent of which is beyond doubt." But most people know not (that the human 'Self' survives the physical death).

Syed Vickar Ahamed

Say to them: "It is Allah Who gives you the life, then causes you the death: Then He will gather you together for the Day of Resurrection (and Judgment) about which there is no doubt:" But most men do not understand.

Taqi Usmani

Say, "Allah gives you life, then makes you die, then He will assemble you on the Day of Judgement in which there is no doubt, but most of the people do not know.

The Monotheist Group

Say: "God gives you life, then He puts you to death, then He will gather you to the Day of Resurrection, in which there is no doubt. But most of the people do not know."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺAllah vous donne la vie puis Il vous donne la mort. Ensuite Il vous réunira le Jour de la Résurrection, il nʹy a pas de doute à ce sujet, mais la plupart des gens ne savent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Xwedê dê we sax bike, piştre dê we bimirîne. Piştre dê we di roja qiyametê de ya ku qet tê de guman tune ye we li hev bicivîne, lê belê pirên mirovan (vê) nizanin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺGod geeft jullie leven. Dan laat Hij jullie sterven en dan brengt Hij jullie bijeen voor de opstandingsdag waaraan geen twijfel is, maar de meeste mensen weten het niet.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: God gaf u leven en deed u daarna sterven; hierna zal hij u op den dag der opstanding bijeenverzamelen; daaraan is geen twijfel; maar het meerendeel der menschen begrijpt het niet.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺAllah brengt jullie tot leven, daarna doet Hij jullie sterven en daarna verzamelt Hij jullie op de Dag der Opstanding, waaraan geen twijfel is.ʺ Maar de meeste mensen weten het niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (им) (о, Посланник): «Аллах оживляет вас [приводит вас в этот мир], потом умерщвляет, потом соберет вас (живыми) ко Дню Воскресения, относительно которого нет сомнения. Однако большинство людей не знает (об этом)!»

Rusça — Osmanov

Отвечай [, Мухаммад]; ʺАллах дарует вам жизнь, затем умерщвляет, потом всех вас соберет в День воскресения, в коем нет сомнения. Однако большая часть людей не ведает [об этом]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺDet är Gud som ger er liv och sedan låter er dö och som, när Uppståndelsens dag är inne - här finns inte rum för tvivel - skall samla er (till Sig); men (om detta) har de flesta människor ingen kunskap.ʺ