← Sureler

Mushaf — 208. Sayfa

‹
/ 604
›
10. Yunus Suresi

Elif, Lam, Ra. Bunlar hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir.

الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ

Elif, Lâm, Râ tilke āyātu l-kitābi l-Hakīmi

İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kafirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler?

اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُبِينٌ

e kāne li n-nāsi ǎceben en evHaynā ilā raculin minhum en enƶiri n-nāse ve beşşiri (e)lleƶīne āmenū enne lehum ḳademe Sidḳin ǐnde rabbihim ḳāle l-kāfirūne inne hāƶā le sāHirun mubīnun

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz?

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فِي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مَا مِنْ شَفِيعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِهِ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

inne rabbekumu (a)llahu elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe fī sitteti eyyāmin ṧumme stevā ǎlā l-ǎrşi yudebbiru l-emra mā min şefīǐn illā min beǎ'di iƶnihi ƶālikumu (a)llahu rabbukum fe ǎ'budūhu e fe lā teƶekkerūne

Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.

اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّا اِنَّهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ اَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ

ileyhi merciǔkum cemīǎn veǎ'de (a)llahi Haḳḳan innehu yebdeu l-ḣalḳa ṧumme yuǐyduhu li yecziye (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti bi l-ḳisTi ve(e)lleƶīne keferū lehum şerābun min Hamīmin ve ǎƶābun elīmun bimā kānū yekfurūne

O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, ayetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

huve elleƶī ceǎle ş-şemse Diyā'en ve l-ḳamera nūran ve ḳadderahu menāzile li teǎ'lemū ǎdede s-sinīne ve l-Hisābe mā ḣaleḳa (a)llahu ƶālike illā bi l-Haḳḳi yufeSSilu l-āyāti li ḳavmin yeǎ'lemūne

Şüphesiz gece ve gündüzün ard arda değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır.

اِنَّ فِي اخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَّقُونَ

inne fī ḣtilāfi l-leyli ve n-nehāri ve mā ḣaleḳa (a)llahu fī s-semāvāti ve l-erDi le āyātin li ḳavmin yetteḳūne