Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur'an'ı da parça parça edenlerdir.
اَلَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِضِينَ
(e)lleƶīne ceǎlū l-ḳurāne ǐDīne
(92-93) Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.
فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَعِينَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
fe ve rabbike le neselennehum ecmeǐyne / ǎmmā kānū yeǎ'melūne
Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlara aldırış etme.
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ
fe Sdeǎ' bimā tu'meru ve eǎ'riD ǎni l-muşrikīne
(95-96) Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِءِينَ اَلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
innā kefeynāke l-mustehziīne / (e)lleƶīne yec'ǎlūne meǎ (a)llahi ilāhen āḣara fe sevfe yeǎ'lemūne
Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.
وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
ve leḳad neǎ'lemu enneke yeDīḳu Sadruke bimā yeḳūlūne
O halde, Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol.
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدِينَ
fe sebbiH bi Hamdi rabbike ve kun mine s-sācidīne
Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
ve ǎ'bud rabbeke Hattā ye'tiyeke l-yeḳīnu
Allah'ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
اَتٰٓى اَمْرُ اللّٰهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
etā emru (a)llahi fe lā testeǎ'cilūhu subHānehu ve teǎālā ǎmmā yuşrikūne
Allah, "Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının" diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
يُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ اَمْرِهِ عَلٰى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ اَنْ اَنْذِرُٓوا اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاتَّقُونِ
yunezzilu l-melāikete bi r-rūHi min emrihi ǎlā men yeşā'u min ǐbādihi en enƶirū ennehu lā ilāhe illā enā fe tteḳūni
Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ تَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe bi l-Haḳḳi teǎālā ǎmmā yuşrikūne
İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُبِينٌ
ḣaleḳa l-insāne min nuTfetin fe iƶā huve ḣaSīmun mubīnun
Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.
وَالْاَنْعَامَ خَلَقَهَا لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَافِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
ve l-'en'ǎāme ḣaleḳahā lekum fīhā dif'un ve menāfiǔ ve minhā te'kulūne
Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ
ve lekum fīhā cemālun Hīne turīHūne ve Hīne tesraHūne