← Sureler

Mushaf — 266. Sayfa

/ 604
15. Hicr Suresi

Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.

قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتِي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ

(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ

Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمِينَ

O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.

وَاِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُقِيمٍ

Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِنِينَ

"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.

وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِمِينَ

Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُبِينٍ

Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.

وَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ

Biz, onlara ayetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.

وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ

Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.

وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا اٰمِنِينَ

Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.

فَمَا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ

Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظِيمَ

Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهِ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

De ki: "Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım."

وَقُلْ اِنِّٓي اَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ

Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.

كَمَا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ