Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
yusebbiHu li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi lehu l-mulku ve le hu l-Hamdu ve huve ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz mü'mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
huve elleƶī ḣaleḳakum fe minkum kāfirun ve minkum mu'minun ve(a)llahu bimā teǎ'melūne beSīrun
Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O'nadır.
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ
ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe bi l-Haḳḳi ve Savverakum fe eHsene Suverakum ve ileyhi l-meSīru
Göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَاللّٰهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
yeǎ'lemu mā fī s-semāvāti ve l-erDi ve yeǎ'lemu mā tusirrūne ve mā tuǎ'linūne ve(a)llahu ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُ فَذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ
e lem ye'tikum nebeu (e)lleƶīne keferū min ḳablu fe ƶāḳū vebāle emrihim ve lehum ǎƶābun elīmun
Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.
ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
ƶālike bi ennehu kānet te'tīhim rusuluhum bi l-beyyināti fe ḳālū e beşerun yehdūnenā fe keferū ve tevellev ve steğnā (a)llahu ve(a)llahu ğaniyyun Hamīdun
İnkar edenler, kesinlikle, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Hiç de öyle değil, Rabbime and olsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah'a kolaydır."
زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلٰى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسِيرٌ
zeǎme (e)lleƶīne keferū en len yub'ǎṧū ḳul belā ve rabbī le tub'ǎṧunne ṧumme le tunebbe'unne bimā ǎmiltum ve ƶālike ǎlā (a)llahi yesīrun
Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَالنُّورِ الَّذِي اَنْزَلْنَا وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
fe āminū bi(a)llahi ve rasūlihi ve n-nūri elleƶī enzelnā ve(a)llahu bimā teǎ'melūne ḣabīrun
Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
yevme yecmeǔkum li yevmi l-cem'ǐ ƶālike yevmu t-teğābuni ve men yu'min bi(a)llahi ve yeǎ'mel SāliHen yukeffir ǎnhu seyyiātihi ve yudḣilhu cennātin tecrī min teHtihā l-enhāru ḣālidīne fīhā ebeden ƶālike l-fevzu l-ǎZīmu