← Sureler

Mushaf — 557. Sayfa

‹
/ 604
›
64. Teğabun Suresi

İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ خَالِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

ve(e)lleƶīne keferū ve keƶƶebū bi āyātinā ulāike eSHābu n-nāri ḣālidīne fīhā ve bi'se l-meSīru

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

مَا اَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

mā eSābe min muSībetin illā bi iƶni (a)llahi ve men yu'min bi(a)llahi yehdi ḳalbehu ve(a)llahu bi kulli şey'in ǎlīmun

Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

وَاَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاِنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

ve eTīǔ (a)llahe ve eTīǔ r-rasūle fe in tevelleytum fe innemā ǎlā rasūlinā l-belāğu l-mubīnu

Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

(a)llahu lā ilāhe illā huve ve ǎlā (a)llahi fe l yetevekkeli l-mu'minūne

Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْ وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū inne min ezvācikum ve evlādikum ǎduvven lekum fe Hƶerūhum ve in teǎ'fū ve teSfeHū ve teğfirū fe inne (a)llahe ğafūrun raHīmun

Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

اِنَّمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظِيمٌ

innemā emvālukum ve evlādukum fitnetun ve(a)llahu ǐndehu ecrun ǎZīmun

O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

فَاتَّقُوا اللّٰهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَاَطِيعُوا وَاَنْفِقُوا خَيْرًا لِاَنْفُسِكُمْ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

fe tteḳū (a)llahe mā steTaǎ'tum ve smeǔ ve eTīǔ ve enfiḳū ḣayran li enfusikum ve men yūḳa şuHHa nefsihi fe ulāike humu l-mufliHūne

Eğer siz Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

اِنْ تُقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّٰهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

in tuḳriDū (a)llahe ḳarDan Hasenen yuDāǐfhu lekum ve yeğfir lekum ve(a)llahu şekūrun Halīmun

O, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

ǎālimu l-ğaybi ve ş-şehādeti l-ǎzīzu l-Hakīmu