Mü'minler ancak Allah'a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَاِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلٰٓى اَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتّٰى يَسْتَأْذِنُوهُ اِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ فَاِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
innemā l-mu'minūne (e)lleƶīne āmenū bi(a)llahi ve rasūlihi ve iƶā kānū meǎhu ǎlā emrin cāmiǐn lem yeƶhebū Hattā yeste'ƶinūhu inne (e)lleƶīne yeste'ƶinūneke ulāike (e)lleƶīne yu'minūne bi(a)llahi ve rasūlihi fe iƶā ste'ƶenūke li beǎ'Di şe'nihim fe 'ƶen li men şi'te minhum ve steğfir lehumu (a)llahe inne (a)llahe ğafūrun raHīmun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
İnananlar, ancak Allah'a ve Peygamberine inanırlar ve onunla berâber, topluluğu icâb ettiren bir işte bulunurlarsa izin almadan bırakıp gitmezler. Şüphe yok ki senden izin isteyenlerdir Allah'a ve Resûlüne inananlar. Bâzı işlerini görmek için izin istediler mi senden, sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan yarlıganma dile; şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.
Abdulkadir Gölpınarlı
İnananlar, ancak Allahʼa ve Peygamberine inanırlar ve onunla berâber, topluluğu icâb ettiren bir işte bulunurlarsa izin almadan bırakıp gitmezler. Şüphe yok ki senden izin isteyenlerdir Allahʼa ve Resûlüne inananlar. Bâzı işlerini görmek için izin istediler mi senden, sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allahʼtan yarlıganma dile; şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.
Adem Uğur
Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Ahmed Hulusi
İman edenler ancak şu kimselerdir ki, Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve O'nun Rasulüne iman ederler. . . O'nunla beraber bir iş üzere olduklarında, O'ndan izin istemedikçe çekip gitmezler. . . Muhakkak ki senden izin isteyenler var ya, işte onlar Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve O'nun Rasulü'ne iman edenlerdir. . . Bazı işleri dolayısıyla senden izin istediklerinde, onlardan dilediğin kimseye izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Ahmet Tekin
Şuurlu ve kâmil mü’minler Allah’a ve Rasulüne gönülden iman edenlerdir. Onlar, peygamberle birlikte, ortak, kamu yararına önemli bir işle, bir planın icrasıyla meşgul iken, ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah’a ve Rasulüne iman etmiş kimselerdir. Öyleyse, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen onlardan, Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, dönüp İslâmî faaliyete katılmaları şartıyla dilediğine izin ver. Hizmetlerini devam ettirme şartıyla onlar için Allah’tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dile. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Peygamberine iman etmişlerdir, toplu bir işte onunla birlikte olduklarında ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar Allah'a ve Peygamberine iman edenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah bağışlayandır, rahmet edendir.
Ali Bulaç
Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resulü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
Gerçek müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Rasûlüne iman etmişler ve toplu bir işte bulundukları vakit de Peygamberden izin almadıkça bırakıb gitmezler. Doğrusu senden izin istiyenler, Allah’a ve Rasûlüne iman eden kimselerdir bunlar... Bu bakımdan bazı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğin kimseye izin ver. Onlar için Allah’dan mağfiret dile. Şübhe yok ki Allah Gafûr’dur= çok bağışlayıcıdır. Rahîm’dir= çok merhametlidir.
Ali Rıza Safa
İnananlar, öyle kimselerdir ki, Allah'a ve O'nun elçisine inanırlar. Ve Onunla birlikte toplandıkları zaman, Ondan izin almadan ayrılmazlar. Aslında, senden izin isteyenler, Allah'a ve O'nun elçisine inananlardır. İşleri için senden izin istediklerinde, dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Bayraktar Bayraklı
Müminler, ancak Allah'a ve Peygamberine inanmış kimselerdir. Onlar Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken, ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. Senden izin isteyenler, gerçekten Allah'a ve Peygamberine iman etmiş kimselerdir. Öyleyse bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan af dile; Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
Bekir Sadak
Dogrusu Allah'a ve Peygamberine inanan muminler, Peygamberle beraber bir ise karar vermek icin toplandiklarinda, ondan izin almaksizin gitmezler. Senden izin isteyenler, iste onlar, Allah'a ve peygamberine inananlardir. Bazi isleri icin senden izin isterlerse, iclerinden diledigine izin ver, Allah'tan, onlarin bagislanmalarini dile. Allah suphesiz bagislar, merhamet eder.
Celal Yıldırım
Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Peygamber'ine imân etmişler ve Peygamberle beraber toplu bir iş üzerinde bulunup (görüştüklerinde) ondan izin istemedikçe (bir tarafa ayrılıp) gitmemişlerdir. Şüphesiz ki senden izin isteyenler var ya, işte onlar Allah'a ve Peygamber'ine (dosdoğru) inananlardır. Artık onlar bazı işleri için senden izin isterlerse, onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allah'tan bağışlanma isteğinde bulun. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Müminler ancak Allah’a ve resulüne iman edenlerdir ve onunla ortak bir iş için toplanmış iken kendisinden izin almadan çekip gitmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, evet işte onlar Allah’a ve resulüne hakkıyla iman edenlerdir. Bazı özel işlerinden dolayı senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve Allah’tan onların bağışlanmasını dile. Kuşkusuz Allah çok bağışlar, çok esirger
Diyanet İşleri
Mü'minler ancak Allah'a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Diyanet İşleri (eski)
Doğrusu Allah'a ve Peygamberine inanan Müminler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardır. Bazı işleri için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver, Allah'tan, onların bağışlanmalarını dile. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.
Diyanet Vakfi
Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Müminler ancak, Allah'a ve Resülüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar o Peygamber ile birlikte sosyal bir işle meşgul iken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; çünkü Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Mü'minler, ancak Allah'a ve peygamberine iman etmişlerdir. Toplu bir iş için yanında bulundukları zaman, ondan izin almadan ayrılıp gitmezler: Gerçekte senden izin isteyenler, Allah'a ve Resulüne inananlardır. Bunun için, bazı işleri sebebiyle senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve Allah'tan bağışlanmalarını dile! Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Mü'minler ancak şöylelerdir ki Allaha ve Resulüne iyman etmişlerdir, cem'ıyyetli bir işte bulundukları vakıt da ondan istiyzan etmeyince gitmezler, filhakıka senden izin istiyenler, onlar öyle kimselerdir ki Allaha ve Resulüne inanırlar, binaenaleyh ba'zı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğine izin ver, onlar için Allahdan mağrifet isteyiver, şübhe yok ki Allah, gafurdur rahimdir
Erhan Aktaş
Ancak Allah'a ve Resul'üne içtenlikle iman etmiş Mü'minler, toplumu ilgilendiren bir iş için onunla bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadıkça gitmezler. Senden izin isteyen kimseler, işte onlar Allah'a ve O'nun Resul'üne iman edenlerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver; onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ancak Allah'a ve Resul'üne içtenlikle iman etmiş mü'minler, toplumu ilgilendiren bir iş için onunla bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadıkça gitmezler. Senden izin isteyen kimseler, işte onlar Allah'a ve O'nun Resulüne iman edenlerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver; onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ancak Allah'a ve Rasul'üne içtenlikle iman etmiş mü'minler, toplumu ilgilendiren bir iş için onunla bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadıkça gitmezler. Senden izin isteyen kimseler, işte onlar Allah'a ve O'nun Rasul'üne iman edenlerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver; onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Fizilal-il Kuran
Mü’minler ancak Allah’a ve Resul’üne iman edenler ve peygamberle birlikte bir işe karar vermek için toplandıklarında ondan izin isteyip alıncaya kadar gitmeyenlerdir. Gerçekten senden izin isteyenler, işte onlar Allah’a ve Resulüne inananlardır. Birtakım işleri için senden izin isterlerse içlerinden dilediğine izin ver. Ve Allah’tan onların bağışlanmalarını dile. Şüphesiz ki Allah, Gafur’dur, Rahim’dir.
Gültekin Onan
İnançlılar o kimselerdir ki, Tanrı'ya ve elçisine inananlar, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir buyruk üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Tanrı'ya ve elçisine inananlardır. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Tanrı'dan bağışlanma dile. Şüphesiz Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
Hamdi Döndüren
Müminler o kimselerdir ki Allah’a ve elçisine inanmışlardır. Onlar, toplumsal bir iş için Allah’ın elçisiyle birlikte bulundukları zaman ondan izin almadan gitmezler. Senden izin isteyenler, gerçekten Allah’a ve elçisine iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için Allah’tan bağışlanma dile. Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok merhametli olandır.
Hasan Basri Çantay
Mü'minler ancak Allaha ve resulüne iman edenler ve onun (peygamberin) maiyyetinde cem'iyyetli bir iş üzerinde bulundukları vakit ondan izin isteyib alıncaya kadar (bırakıb) gitmeyenlerdir. Hakıykat, senden izin isteyenler (yok mu?) onlar Allaha ve resulüne iman edenlerdir. O halde ba'zı işleri için senden izin istedikleri zaman sen de onlardan dilediğin kimseye destur ver ve kendileri için Allahdan mağfiret iste. Çünkü Allah, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hasib Asutay
Müminler, ancak Allah'a ve peygamberine (gönülden) iman edenler ve toplumsal bir iş için (24) onunla birlikte bulundukları zaman, ondan izin almaksızın gitmeyenlerdir. (Resulüm!) Senden izin isteyenler gerçekten Allah'a ve peygamberine iman etmiş kimselerdir. O halde, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlama dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (24. Cuma hutbesi, bayramlar, savaşlar vb. işler için toplanmalar.)
Hayrat Neşriyat
Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resûlüne (gönülden) îmân etmişlerdir; ictimâî bir iş için onunla (peygamberle) berâber bulundukları zaman, ondan izin almadan(işlerini bahâne ederek) gitmezler!(Ey Resûlüm!) Gerçekten o senden izin isteyenler var ya, işte onlar, Allah’a ve Resûlüne îmân edenlerdir. Öyle ise bazı işleri için senden izin istediklerinde, artık içlerinden dilediğine izin ver ve (daha hayırlı olanı özürle de olsa terk ettiklerinden) ken dileri için Allah’dan mağfiret dile! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışla yan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
İbni Kesir
Mü'minler; ancak Allah'a ve Rasulüne iman edenler ve peygamberle birlikte bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin isteyip alıncaya kadar ayrılıp gitmeyenlerdir. Gerçekten senden izin isteyenler; işte onlar, Allah'a ve Rasulüne iman edenlerdir. Bir takım işleri için senden izin isterlerse içlerinden dilediğine izin ver ve Allah'tan onların bağışlanmalarını dile. Şüphesiz ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
Mehmet Okuyan
Gerçek müminler, Allah’a ve Elçisine iman edip güvenen kişilerdir. Onunla (Peygamber’le) toplumu ilgilendiren bir konu üzerindeyken, ondan izin isteyinceye kadar gitmezler. Senden izin isteyenler var ya, işte onlar, Allah’a ve Elçisine iman edip güvenenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Muhammed Esed
(Gerçek) Müminler öyle kimselerdir ki Allah'a ve O'nun Rasulü'ne yürekten inanırlar ve o'nunla bütün cemaati ilgilendiren bir mesele için bir araya geldiklerinde (hangi karara varılacak olursa olsun) o'nun iznini almadıkça ayrılmazlar. Gerçekten de, senden izin al(madıkça karara bağlanan eylemden geri durmay)anlar, işte Allah'a ve O'nun Rasulü'ne (yürekten) inananlar böyleleridir! Bunun içindir ki, onlar kendi bazı özel işleri için senden izin istedikleri zaman, uygun gördüğün kimselere bu izni ver; ve Allah'tan onlar için bağışlanma dile; çünkü Allah, şüphesiz, çok acıyan esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!
Mustafa İslamoğlu
Mü'minler, ancak Allah'a ve O'nun Rasulü'ne yürekten inanıp güvenen kimselerdir; onunla toplumsal bir iş görüşmek için bir araya geldiklerinde, onun iznini almadıkça asla ayrılmazlar. Şüphesiz senden (farklı bir görüş geliştirmek için) izin alanlar (da), Allah'a ve O'nun Rasulü'ne yürekten inanıp güvenen kimselerdir. İşte bu yüzden, onlar senden bazı işleri için izin isterlerse onlardan uygun gördüklerine bu izni ver; Allah'tan da onlar için mağfiret dile: Şüphe yok ki Allah, rahmeti bol bir bağışlayıcıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak mü'minler onlardır ki, Allah'a ve Resûlune imân etmişlerdir ve onun maiyetinde cemiyetli bir iş üzerinde bulundukları zaman da ondan izin istemedikçe gidivermiş olmazlar. İşte onlar, öyle kimselerdir ki, Allah'a ve resûlüne imân ederler. Binaenaleyh bâzı işleri için senden izin istedikleri zaman artık sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için mağfiret iste. Şüphe yok ki Allah gafûrdur, rahîmdir.
Ömer Öngüt
Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Resul'üne iman etmişlerdir. Onlar o Peygamber'le birlikte bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. Resulüm! Şu senden izin isteyenler, gerçekten Allah'a ve Resul'üne iman eden kimselerdir. Bu bakımdan bazı işleri için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.
Suat Yıldırım
Gerçek müminler ancak öyle kimselerdir ki Allah’a ve Resulüne bütün kalpleriyle iman etmiş olup, bütün toplumu ilgilendiren meseleleri görüşmek üzere onun yanında bulundukları vakit ondan izin almadıkça ayrılıp gitmezler. Senden izin isteyenler hakikaten Allah’a ve Resulüne gerçekten iman edenlerdir. Öyle ise bazı işleri için senden izin istedikleri zaman, sen de onlardan dilediğin kimselere izin ver ve onlar için Allah’tan af dile. Muhakkak ki Allah gafurdur, rahîmdir.
Süleyman Ateş
Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elçisine (gönülden) inanmışlardır. Toplumsal bir iş için Allah'ın Elçisi ile beraber bulundukları zaman ondan izin almadan gitmezler. (Ey Muhammed), Senden izin alanlar, işte Allah'a ve Elçisine inananlar onlardır. Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Süleymaniye Vakfı
Müminler, sadece Allah'a ve resulüne inanıp güvenenlerdir. Onlar, kendilerinin bir araya gelmesine sebep olan bir işte Resulle beraberken ondan izin istemeden çekip gitmezler. Senden izin isteyenler, Allah'a ve resulüne inanıp güvenenlerdir. Birtakım işleri için izin isterlerse uygun gördüğüne izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Çünkü Allah çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Müminler, yalnızca Allah'a ve Elçisine inanıp güvenen kimselerdir. Elçi ile birlikte toplu bir iş yaptıkları sırada ondan izin almadan çekip gitmezler. Allah'a ve Elçisine inanıp güvenenler senden izin isteyenlerdir. Eğer bazı işleri için izin isterlerse uygun gördüğün kimselere izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah bağışlar, ikramı boldur.
Şaban Piriş
Müminler ancak, Allah'a ve peygamberine iman ederler, onunla birlikte bir iş hususunda bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan gitmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, Allah'a ve Peygamber'ine iman edenlerdir. Bazı işleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve merhametlidir.
Tefhim-ul Kuran
Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resulüne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve Resulüne iman edenlerdir. Böylelikle, senden, kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, onlardan dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ümit Şimşek
Mü'minler Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir; Peygamberle birlikte toplu bir işte bulundukları zaman, ondan izin almaksızın oradan ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, Allah'a ve Resulüne inanmış olanlardır. Bir kısım işleri için senden izin istediklerinde, sen onlardan dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma iste. Gerçekten de Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Müminler o insanlardır ki, Allah'a ve O'nun resulüne inanırlar. Resulle beraber, ortaklaşa bir iş üzerinde bulundukları zaman, ondan izin almadan çekip gitmezler. O senden izin isteyenler var ya, onlar Allah'a ve O'nun resulüne iman edenlerdir. Bazı uğraşları için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için af dile. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Möminlər ancaq Allaha və Onun Elçisinə iman gətirən kimsələrdir. Onlar ümumi bir işə görə Peyğəmbərlə bir yerdə olduqda ondan izn almamış heç yerə getmirlər. Səndən izin istəyənlər, sözsüz ki, Allaha və Onun Elçisinə iman gətirənlərdir. Əgər onlar bəzi işləri üçün səndən izin istəsələr, onlardan istədiyin kəsə izin ver və onlar üçün Allahdan bağışlanma dilə. Həqiqətən, Allah Bağışlayandır, Rəhmlidir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Həqiqətən, möʼminlər ancaq Allaha və Onu Peyğəmbərinə iman gətirən, ümumi bir iş (cihad, cümə xütbəsi, məsləhət-məşvərət) üçün Peyğəmbərlə bir yerdə olduqda ondan izin almamış bir yerə getməyən kimsələrdir. (Ya Rəsulum!) Səndən izin istəyənlər - məhz belələri Allaha və Onun Peyğəmbərinə inananlardır. Əgər onlar bəʼzi işləri üçün səndən izin istəsələr, onlardan özün istədiyinə (yanından getməyə) izin ver və onlar üçün Allahdan bağışlanma dilə. Həqiqətən, Allah (bəndələrini) bağışlayandır, rəhm edəndir!
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wahrhaft Gläubige sind die, die an Gott und Seinen Gesandten glauben und, wenn sie sich mit ihm einem gemeinsamen Vorhaben widmen, nicht weggehen von ihm, es sei denn, sie bitten ihn um Erlaubnis. Diejenigen, die dich um Erlaubnis bitten, sind die rechtschaffenen Gläubigen, die wahrhaftig an Gott und den Gesandten glauben. Wenn sie dich wegen ihrer eigenen Anliegen um Erlaubnis bitten, erteile sie ihnen, wenn du willst, und bitte Gott für sie um Vergebung! Gott ist reich an Vergebung und Erbarmen.
Almanca — Der Edle Quran
Die (wahren) Gläubigen sind ja diejenigen, die an Allah und Seinen Gesandten glauben und, wenn sie bei ihm in einer für alle wichtigen Angelegenheit ver sammelt sind, nicht eher weggehen, als bis sie ihn um Erlaubnis gebeten haben. Diejenigen, die dich um Erlaubnis bitten, das sind diejenigen, die an Allah und Seinen Gesandten glauben. Wenn sie dich nun wegen manch eines eigenen Anliegens um Erlaubnis bitten, so gib Erlaubnis, wem von ihnen du willst. Und bitte Allah um Vergebung für sie, denn gewiß, Allah ist Allvergebend und Barmherzig.
Almanca — M. A. Rassoul
Nur diejenigen sind Gläubige, die an Allah und an Seinen Gesandten glauben, und diejenigen, die, wenn sie in einer für alle wichtigen Angelegenheit bei ihm sind, nicht eher fortgehen, als sie ihn um Erlaubnis (dazu) gebeten haben. Die, die dich um Erlaubnis bitten, sind diejenigen, die (wirklich) an Allah und Seinen Gesandten glauben. Wenn sie dich also um Erlaubnis für irgendeine eigene Angelegenheit bitten, so erteile dem von ihnen die Erlaubnis, dem du willst, und bitte Allah für sie um Verzeihung. Wahrlich, Allah ist Allverzeihend, Barmherzig.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Indeed, the faithful are those who have conformed to Islam and recognized Allah's Omnipotence and Authority and acknowledged His Messenger. And when they are in council with him on a matter of common interest they do not break off individually or in toto until they have been excused. Those of them who ask your permission O Muhammad under the circumstances are indeed true and sincere in their recognition of Allah and His Messenger. Therefore, should they ask your permission to leave for a valid reason, then you may excuse whom you will and invoke on their behalf Allah's forgiveness; Allah is indeed is Ghafurun and Rahimun..
Abdul Haleem
The true believers are those who believe in God and His Mes-senger, who, when they are gathered with him on a communal matter, do not depart until they have asked his permission- those who ask your permission [Prophet] are the ones who truly believe in God and His Messenger. When they ask your permission to attend to their private affairs, allow whoever you see fit and ask God to forgive them. God is most forgiving and merciful.
Abdullah Yusuf Ali
Only those are believers, who believe in Allah and His Messenger: when they are with him on a matter requiring collective action, they do not depart until they have asked for his leave; those who ask for thy leave are those who believe in Allah and His Messenger; so when they ask for thy leave, for some business of theirs, give leave to those of them whom thou wilt, and ask Allah for their forgiveness: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.
Abul A'la Maududi
The true believers are only those who sincerely believe in Allah and in His Messenger and who, whenever they are with him on some common errand, they do not go away until they have asked leave of him. Verily those who ask leave of you, it is they who truly believe in Allah and His Messenger. So if they ask your leave in connection with some of their affairs, give leave to those whom you will, and ask Allah for forgiveness on their behalf. Surely Allah is Much Forgiving, Ever Merciful.
Aisha Bewley
The muminun are those who have iman in Allah and His Messenger and who, when they are with him on a matter of common concern, do not leave until they have asked him for permission. Those people who ask you for permission are the ones who truly have iman in Allah and His Messenger. If they ask your permission to attend to their own affairs, give permission to any of them you please; and ask Allah’s forgiveness for them. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.
Al-Hilali & Khan
The true believers are only those, who believe in (the Oneness of) Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم): and when they are with him on some common matter, they go not away until they have asked his permission. Verily those who ask your permission, those are they who (really) believe in Allâh and His Messenger. So if they ask your permission for some affairs of theirs, give permission to whom you will of them, and ask Allâh for their forgiveness. Truly, Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful.
Ali Quli Qarai
Indeed the faithful are those who have faith in Allah and His Apostle, and when they are with him in a collective affair, they do not leave until they have sought his permission. Indeed those who seek your permission —it is they who have faith in Allah and His Apostle. So when they seek your permission for some work of theirs, give permission to whomever of them you wish and plead with Allah to forgive them. Indeed Allah is all-forgiving, all-merciful.
Amatul Rahman Omar
True believers are only those who believe in Allâh and His Messenger, and who when they are with him (- the Messenger to confer) upon any matter of common importance which has brought (them) together, do not leave (the Messenger) until they have asked permission of him. Surely, it is those who ask your permission who (truly) believe in Allâh and His Messenger. So when they ask your permission for some (urgent and important) affair of their own, give your permission to whom you will of them and ask Allâh's protection for them. Verily, Allâh is Great Protector, Ever Merciful.
Arthur John Arberry
Those only are believers, who believe in God and His Messenger and who, when they are with him upon a common matter, go not away until they ask his leave. Surely those who ask thy leave -- those are they that believe in God and His Messenger; so, when they ask thy leave for some affair of their own, give leave to whom thou wilt of them, and ask God's forgiveness for them; surely God is All-forgiving, All-compassionate.
Bijan Moeinian
The true believers are those who believe in GOD and His messenger. When they are with the Prophet in a formal gathering, they do not leave him without excusing themselves. Those do so are the ones who do believe in God and His messenger. If they ask your permission to leave, you may grant their wish, and ask God to forgive them. God is the Most Forgiver, Most Merciful.
E. Henry Palmer
Only those are believers who believe in God and His Apostle, and when they are with Him upon public business go not away until they have asked his leave; verily, those who ask thy leave they it is who believe in God and His Apostle. But when they ask thy leave for any of their own concerns, then give leave to whomsoever thou wilt of them, and ask pardon for them of God; verily, God is forgiving and merciful.
Edip-Layth
The acknowledgers are those who acknowledge God and His messenger, and when they are with him in a meeting, they do not leave him without permission. Those who ask permission are the ones who do acknowledge God and His messenger. If they ask your permission, in order to tend to some of their affairs, you may grant permission to whomever you wish, and ask God to forgive them. God is Forgiver, Compassionate.
George Sale
Verily they only are true believers, who believe in God and his apostle, and when they are assembled with him on any affair, depart not, until they have obtained leave of him. Verily they who ask leave of thee, are those who believe in God and his apostle. When therefore they ask leave of thee to depart, on account of any business of their own, grant leave unto such of them as thou shalt think fit, and ask pardon for them of God; for God is gracious and merciful.
Hamid S. Aziz
There is no blame upon the blind, nor blame upon the lame, nor blame upon the sick nor on yourselves if you eat from your houses, or the houses of your fathers, or the houses of your mothers, or the houses of your brothers, or the houses of your sisters, or the houses of your paternal uncles, or the houses of your paternal aunts, or the houses of your maternal uncles, or the houses of your maternal aunts, or those whereof you possess the keys, or of your friend. There is no crime upon you that you eat all together or separately. But when you enter houses, then greet each other with a salutation from Allah, blessed and pure. Thus does Allah explain to you His revelations in order that you may understand.
Mahmoud Ghali
Surely they only are the believers who have believed in Allah and His Messenger and who, when they are with him upon a common Command, do not go away until they ask his permission. Surely the ones who ask your permission are those who believe in Allah and His Messenger. So when they ask your permission for some affair of their own, then give permission to whom you decide of them, and ask for them the forgiveness of Allah; surely Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.
Marmaduke Pickthall
They only are the true believers who believe in Allah and His messenger and, when they are with him on some common errand, go not away until they have asked leave of him. Lo! those who ask leave of thee, those are they who believe in Allah and His messenger. So, if they ask thy leave for some affair of theirs, give leave to whom thou wilt of them, and ask for them forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
Mohamed Ahmed - Samira
There is no harm in your eating together or separately. But when you enter the houses, salute the inmates with a greeting in the name of God, invoking blessings and good health. That is how God explains things to you clearly so that you may understand. They alone are true believers who believe in God and His Apostle, and when they are with him on a matter of common concern, do not depart without obtaining his leave. Surely those who ask leave of you are the ones who believe in God and His Apostle. Therefore when they ask leave of you for personal business give leave to those you please, and seek God's forgiveness for them. Surely God is forgiving and kind.
Muhammad Asad
[TRUE BELIEVERS are only they who have attained to faith in God and His Apostle, and who, whenever they are [engaged] with him upon a matter of concern to the whole community do not depart [from whatever has been decided upon] unless they have sought [and obtained] his leave. Verily, those who [do not abstain from the agreed upon action unless they] ask leave of thee - it is [only] they who [truly] believe in God and His Apostle! Hence, when they ask leave of thee for some [valid] reason of their own, grant thou this leave to whomsoever of them thou choose [to grant it], and ask God to forgive them: for, behold, God is much-forgiving, a dispenser of grace!
Mustafa Khattab
The ˹true˺ believers are only those who believe in Allah and His Messenger, and when they are with him on a public matter, they do not leave without his permission. Indeed, those who ask your permission ˹O Prophet˺ are the ones who ˹truly˺ believe in Allah and His Messenger. So when they ask your permission for a private matter, grant permission to whoever you wish and ask Allah’s forgiveness for them. Surely Allah is All-Forgiving, Most Merciful.
Progressive Muslims
The believers are those who believe in God and His messenger, and when they are with him in a meeting, they do not leave him without permission. Those who ask permission are the ones who do believe in God and His messenger. If they ask your permission, in order to tend to some of their affairs, you may grant permission to whomever you wish, and ask God to forgive them. God is Forgiver, Most Merciful.
Sahih International
The believers are only those who believe in Allah and His Messenger and, when they are [meeting] with him for a matter of common interest, do not depart until they have asked his permission. Indeed, those who ask your permission, [O Muúammad] - those are the ones who believe in Allah and His Messenger. So when they ask your permission for something of their affairs, then give permission to whom you will among them and ask forgiveness for them of Allah. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful.
Sam Gerrans
The believers are but those who believe in God and His messenger, and when they are with him on a common matter, go not away until they ask leave of him. They who ask leave of thee: those are they who believe in God and His messenger. So when they ask leave of thee for some matter of theirs, give thou leave to whom thou wilt among them, and ask thou forgiveness of God for them; God is forgiving and merciful.
Shabbir Ahmed
Only those are true believers in Allah and His Messenger who do not leave without permission when they are with him in a community meeting. Those who ask permission are the ones who believe in Allah and His Messenger. So when they ask your permission (O Prophet) in order to handle some of their affairs, grant them permission to whomever you can. Remember (their welfare during their absence) asking forgiveness for them, for Allah is Forgiving, Merciful.
Syed Vickar Ahamed
Only those are believers, who believe in Allah and His Messenger (Muhammad): And when they are with him about a matter needing joint action, they do not leave until they ask for his permission; Verily, those who ask for your (Prophet's) consent are those who believe in Allah and His Messenger (Muhammad); So when they ask for your permission (to leave), for some matters of theirs, give the permission to those of them whom you will, and ask Allah for their forgiveness: Truly, Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).
Taqi Usmani
The believers are only those who believe in Allah and His messenger and who, when they are with him for a collective matter, do not leave unless they seek his permission. Surely, those who seek your permission are the ones who believe in Allah and His messenger. So, if they seek permission from you for some business of theirs, give permission to whom you wish from among them, and pray to Allah for their forgiveness. Surely, Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.
The Monotheist Group
The believers are those who believe in God and His messenger, and when they are with him in a meeting, they do not leave him without permission. Those who ask permission are the ones who do believe in God and His messenger. If they ask your permission, in order to attend to some of their affairs, you may grant permission to whoever you wish, and ask God to forgive them. God is Forgiver, Merciful.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Les vrais croyants sont ceux qui croient en Allah et en Son messager, et qui, lorsquʹils sont en sa compagnie pour une affaire dʹintérêt général, ne sʹen vont pas avant de lui avoir demandé la permission. Ceux qui te demandent cette permission sont ceux qui croient en Allah et en Son messager. Si donc ils te demandent la permission pour une affaire personnelle, donne-la à qui tu veux dʹentre eux; et implore le pardon dʹAllah pour eux, car Allah est Pardonneur et Miséricordieux.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman bawermendên rast û durist, ew ên ku ji dil û can bi Xwedê û Pêxemberê wî bawerî anîne. Ew dema digel Pêxember di karekî girîng ê civakî de bin, heta ku destûrê jê nexwazin ew naçin. Bêguman ew ên ku ji te destûrê dixwazin; ha ew in ên ku bi rastî bawerî bi Xweda û pêxemberê wî anîne. Nexwe; dema ku ew ji bo hin karên xwe destûrê ji te bixwazin, vêca ji wan ê ku tu bivê destûra çûnê bidê. ji Xwedê ji bo wan lêborîna gunehên wan bixwaze. Bêguman Xwedê gunehjêbir e, dilovîn e.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
De gelovigen zijn zij die in God en Zijn gezant geloven en die, wanneer zij met hem iets gezamenlijk hebben, niet weggaan voordat zij hem om toestemming gevraagd hebben. Zij die jou om toestemming vragen, dat zijn zij die in God en Zijn gezant geloven. Wanneer zij jou voor een eigen aangelegenheid om toestemming vragen, geef dan toestemming aan wie van hen jij wilt en vraag God voor hen om vergeving; God is vergevend en barmhartig.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarlijk, zij alleen zijn ware geloovigen, die in God en zijn gezant gelooven, en die, wanneer zij met hem om eene zaak zijn vergaderd, zich niet verwijderen, dan nadat zij verlof van hem hebben verkregen. Waarlijk, zij die verlof van u vragen, zijn zij die in God en zijn gezant gelooven. Als zij u dus verlof vragen om te vertrekken, ten behoeve van eene hen betreffende zaak, geef dan verlof aan dengene van hen, voor welken gij het geschikt zult oordeelen, en vraag vergiffenis voor hen van God; want God is barmhartig en genadig.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, de gelovigen zijn slechts degenen die in Allah en Zijn Boodschapper geloven. En wanneer zij met hem zijn bij een gezamenlijke zaak gaan zij niet weg voordat zij hem om toestemming hebben gevraagd. Voorwaar, degenen die jou (O Moehammad) om toestemming vragen: zij zijn degenen die in Allah en Zijn Boodschapper geloven. En als zij jou om toestemming vragen voor een of andere zaak: geef dan toestemming aan wie van hen jij wil en vraag Allah om hun vergeving. Voorwaar, Allah is Vergevensgezind, Meest Barmhartig.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(Истинно) верующими являются только те, которые уверовали в Аллаха и Его посланника. И когда они бывают вместе с ним [с Посланником Аллаха] в общем деле, то не уходят, пока не попросят у него позволения. Поистине, те, которые просят у тебя (о, Пророк) позволения, – это те, которые (истинно) веруют в Аллаха и Его посланника. И когда они попросят у тебя позволения для какого-нибудь их дела, то давай разрешения, кому пожелаешь из них, и проси для них прощения у Аллаха. Поистине, Аллах – прощающий (тех, которые обращаются к Нему с покаянием) (и) милостивый (к ним)!
Rusça — Osmanov
Верующие - исключительно те, которые уверовали в Аллаха и Его Посланника. Когда они общаются с Посланником по какому-либо делу, то пусть не уходят, пока не получат дозволения. Воистину, те, которые просят у тебя разрешения, - они-то и веруют в Аллаха и его Посланника. Когда они испросят у тебя дозволение ради какого-либо своего дела, то разрешай тому, кому из них хочешь, и проси у Аллаха прощения для них. Ведь Аллах - прощающий, милосердный.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
TROENDE är inga andra än de som har en orubblig tro på Gud och Hans Sändebud och som, när de deltar med honom i en sammankomst som angår samfundet i dess helhet, inte avlägsnar sig därifrån utan att först begära hans tillstånd. De som begär ditt tillstånd är de som har (den sanna) tron på Gud och Hans Sändebud! När de ber om ditt tillstånd och som skäl anför en (personlig) angelägenhet av vikt, bevilja då den av dem du vill hans begäran och bed Gud förlåta dem; Gud är ständigt förlåtande, barmhärtig.