ذ ه ب (Z̃HB)
Z-h-b
شَيْءٌ مُذَهَّبٌ : Altın kaplamalı şey. كُمَيْتٌ مُذْهَبٌ : Üzerinde altın varmışçasına sarısının kırmızıya galebe çaldığı at.
ذَهَاب : Gitmek. ذَهَبَ بِالشَّيْءِ وَأَذْهَبَهُ : Bir şey götürdü. Bu kelime hem madde, hem mana konusunda kullanılır.
Allah buyurur ki: وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَى رَبِّي : Dedi ki, “Ben Rabbime gidiyorum.” (37/Sâffât 99); فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ الرَّوْعُ : İbrahim’den korku geçince (11/Hûd 74); فَلا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَاتٍ : Onlara karşı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin (35/Fâtır 8). Bu, ölümden kinâyedir [yani ölmeyesin].
إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ : Allah dilerse sizi götürür ve yepyeni bir halk getirir (14/İbrahim 19); وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ : Dediler ki: Bizden tasayı gideren Allah’a hamdolsun (35/Fâtır 34); إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا : Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor (33/Ahzâb 33); وَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا آتَيْتُمُوهُنَّ : Onlara verdiklerinizin bir kısmını alıp götürmek için onları sıkıştırmayın (4/Nisâ 19); yani mehrin veya onlara verdiklerinizin bir kısmını ele geçirmek için...
وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ : Birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, kuvvetiniz gider (8/Enfâl 46); ذَهَبَ اللهُ بِنُورِهِمْ : Allah onların nurunu giderdi (2/Bakara 17); وَلَوْ شَاءَ اللهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ : Allah dileseydi elbette işitmelerini götürürdü (2/Bakara 20); لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنِّي : “Kötülükler benden gitti” der (11/Hûd 10)