ذ ر ع (Z̃RA)
Z-r-a
ضَاقَ بِكَذَا ذَرْعيِ sözü de ضَاقَتْ بِهِ يَديِ : Ona gücüm yetmedi, sözü gibidir. ذَرَعْتُهُ : Onun koluna vurdum. ذَرَعْتُ : Kolu uzattım. Şu söz de bu anlamdadır: ذَرَعَ اْلبَعِيرُ فيِ سَيْرِهِ : Deve adımlarını geniş attı. فَرَسٌ ذَرِيعٌ وَذَرُوعٌ : Uzun adım atan deve. مُذَرَّع : Beyaz kollu/bacaklı.
زِقٌّ ذِرَاعٌ : Bazılarına göre, büyük, bazılarına göre ise küçük tulumdur. Birincisine göre bu sözün anlamı, kollu olan tulumdur; ikincisine göre ise, kolu kendisinden ayrılan tulumdur. ذَرَعَهُ اْلقَيْءُ : Kendini kusmaktan tutamadı. ذَرَعَ اْلفَرَسُ : At hızlı geçti. تَذَرَّعَتِ اْلمَرْأَةُ الخُوصَ : Kadın hurma yapraklarını ayıkladı ve onları yardı. Benzetme yoluyla da; تَذَرَّعَ فيِ كَلاَمِهِ : Fazla konuştu, denir. Bu tıpkı سَفْسَفَ فيِ كَلاَمِهِ sözü gibidir. Bunun aslı, سَفِيفُ اْلخُوصِ : hurma yapraklarının örülmesi, anlamından gelmektedir.