Sözlük

ذ ب ب (Z̃BB)

Z-b-b

ذُبَاب : Bildik uçan haşerelerden olan sinek, bal arısı, eşek arısı ve benzerlerine denir. Şair şöyle der:

فَهَذَا أَوَانُ اْلعَرْضِ حَيَّا ذُبَابَهُ *** زَنَابِيرُهُ وَاْلأَزْرَقُ اْلمُتَلَمِّسُ -166

166- İşte ‘Ard vadisinin zamanı geldi; selâmladı sineklerini;

Eşek arıları ve yeşil iri sinekler.

وَإِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا : Sinek onlardan bir şey kapsa (22/Hac 73) âyetinde geçen الذُّبَابُ kelimesi bildik sinek anlamındadır. Şekil bakımından sineğe benzediğinden veya şualarının uçuşu sineğin uçuşuna benzediğinden dolayı göz bebeğine ذُبَابُ اْلعَيْنِ denir. Eziyet vermesi açısından sineğe benzediğinden kılıç ağzına ذُبَابُ السَّيْفِ denir.

Çok eziyet veren kişiye de فُلاَنٌ ذُبَابٌ : Falan kişi sinektir, denir. ذَبَبْتُ عَنْ فُلاَنٍ : Falan kişiden sinek kovdum. مِذَبَّة : Sinek kovan. Daha sonra istiâre yoluyla ذَبّ kelimesi genel anlamda kovmak/engellemek anlamında kullanıldı. Bu anlamda şöyle denir: ذَبَبْتُ عَنْ فُلاَنٍ Falan kişiyi savundum; ذُبَّ اْلبَعِيرُ : Devenin kulağına sinek girdi. Bu kelimenin formu, - زُكِمَ [nezle oldu] gibi- hastalık isimleri gibi yapılmıştır. بَعِيرٌ مَذْبُوبٌ : Zayıf deve. ذَبَّ جِسْمُهُ : Deve zayıfladı, tıpkı sinek gibi oldu; veya kılıcın ağzı gibi oldu.

ذَبْذَبَة : Asılı şeyin hareketinden çıkan sesin hikâyesidir/anlatımıdır. Daha sonra istiâre yoluyla her türlü titreme ve hareket anlamında kullanılır oldu. Allah buyurur ki: مُذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَلِكَ Arada yalpalayıp dururlar (4/Nisâ 143). Yani onlar kararsızdırlar; kimi zaman mü’minlere kimi zaman da kâfirlere yönelirler. Şair şöyle der:

تَرَى كُلَّ مَلْكٍ دُونَهَا يَتَذَبْذَبُ -167

167- Görürsün her kıralı, onun altında bocalamakta olduğunu.

ذَبَّبْنَا إِبَلَنَا : Develerimizi yalpalayarak hızlı bir şekilde sürdük. Şair şöyle der:

يُذَبِّبُ وِرْدٌ عَلَى إِثْرِهِ -168

168- Onun izinde bir deve hızlı gitmektedir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →