ذ ن ب (Z̃NB)
Z-n-b
مُذَنَّب : Kuyruğu dibinden beneklenip oluşmaya başlayan hurma. ذَنوُب : Uzun kuyruklu ata ve kuyruğu olan kovaya denir. İstiâre yoluyla سَجْل , pay/hisse anlamında kullanıldığı gibi, ذَنوُب de aynı anlamda kullanılmaktadır. Allah buyurur ki: فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَابِهِمْ : Elbette, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payına benzer bir azap payları vardır (51/Zariyât 59).
ذَنْب kelimesinin asıl anlamı, bir şeyin kuyruğunu tutmaktır: ذَنَبْتُهُ : Kuyruğunu tuttum. Bu kelime, bir şeyin kuyruğu nokta-i nazarından akıbeti kötü addedilen her fiil için de kullanılır. Bundan dolayı, günâha; ardından meydana gelecek olan şey dikkate alınarak تَبِعَة /ardıl ve عُقُوبَة /ceza, diye isimlendirilir. Bu anlamda Allah buyurur ki: فَأَخَذَهُمُ اللّهُ بِذُنُوبِهِمْ : Allah, onları günâhları yüzünden yakaladı (3/Âl-i İmran 11); فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنْبِهِ : Herbirini kendi günâhı ile yakaladık (29/Ankebût 40); وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاََّ اللهُ : Günâhları Allah’tan başka kim affeder ki? (3/Âl-i İmran 135). Bu kelimenin geçtiği başka âyetler de vardır.